Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com
Geçtiğimiz günlerde Hatay'ın İskenderun ilçesinde Deniz Üs Komutanlığına bağlı ikmal birliğine yapılan terörist eylemde yine şehitler verdik. Mekânı cennet olan şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza şifalar dilerken, yakınlarının ve asil Türk Milletinin başı sağ olsun diyorum. Bu vatan için verilen şehitlerimiz elbette son şehitlerimiz olmayacaktır. Vatan için şehit olmayı bekleyen milyonlarca Türk evladı göreve hazır vaziyette beklemektedir.
Pkk terör örgütü ile ilgili olarak zaman zaman yazdığım yazılarda, örgütün taktik anlayışı, hedefleri, kabiliyetleri, yapmak istedikleri gibi konularda kamuoyuna bilgi vermeyi amaçlıyorum. Bu terör örgütünün şematik yapısında kayda değer bir değişiklik olmamasına rağmen asimetrik veya gayri nizami yöntemlerle uyguladığı eylemlerde güvenlik güçlerimize saldırıp sözüm ona ismini gündemde tutmayı sağlayabilmektedir.
Pkk terör örgütünün yöntemleri aslında çok klasik ve belirgindir. Bu örgüt ilk kuruluş dönemlerindeki imkan ve kabiliyetlerinden çok uzakta bulunmaktadır. İlk kurulduğunda stratejik yapılanmasını; kuruluş, savunma, saldırı ve siyasallaşma doğrultusunda çizmişti. Ancak bu hedeflerinin hiçbirisine ulaşmak bir yana yanına dahi yaklaşamamıştır. Hedeflerine ulaşamamasındaki en büyük etken ise mücadele verdiği Türk'ün Askerinin kahramanlığı, savaşçılığı, cesareti ve kahramanlıklarıdır.
Pkk terör örgütü kuruluş aşamasını tamamlamadan savunma konumunu atlayarak saldırıya geçmiş, saldırı stratejisinde ağır zayiatlar verdiğinde ise (1992-1994) girmek istemediği savunma stratejisine geri dönmüş, bu aşamada bazı basiretsiz siyasetçilerin yönetimde olması ve yanlış kararlar alması nedeniyle toparlanmış, tekrar saldırı stratejisine geçmeye çalışmış ve bu şekilde yıllarca vur-kaç taktikleri ile ismini duyurmaya devam etmiştir. Ancak bu aşamada dahi Türk'ün Askeri ile mücadele edemeyeceğini anlaması için çok ağır kayıplar (takribi 35.000) verme durumunda kalmıştır.
Terör örgütü, hiçbir zaman arzuladığı denge stratejisine ulaşamayacağını anladığında ise illegal yapılanmalarını legal yapılanmaya çevirebilme arayışları ile uğraşmış ancak bunda da başarısız olmuştur. Son dönemlerde ise sadece varlığını hissettirebilme arayışlarına girmiştir.
Pkk terör örgütünün aslında çok basit ve her yıl tekrarladığı ana stratejisi bilinmektedir. Bu stratejiye göre pkk terör örgütü militanlarını Ekim sonu ve Kasım Ayı boyunca Türkiye'den çekmekte, çektiği militanlarının yerine irtibat sağlayıcı militanları bırakmaktadır. Terör örgütü, Türkiye'den çektiği militanlarını Suriye'den destek aldığı yıllarda Filistin Kurtuluş Örgütünden devraldıkları Beka Vadisindeki eğitim kamplarına toplamaktaydı. Bu kamplarda her terörist Türkiye sınırlarında bulundukları süre zarfında yaptıkları veya yapamadıkları eylemler ile, örgüt hakkındaki öz eleştirilerini kapalı ve mühürlü zarf içerisinde kamp liderlerine vermekteydi. Kamp'ta teröristlerden alınan bu kapalı zarflar açılarak değerlendirme toplantıları yapılıp, eksik kalınan hususlarda teröristler Kış Mevsimi boyunca taktik ve teknik eğitimden geçirilmekteydi. Kış mevsimi sonunda eğitim yüklemelerini yapan militanlar Nisan Ayı itibariyle eylemlerde bulunmak maksadıyla Türkiye'ye geçmekteydiler.
Suriye'nin Türkiye'nin zorlamasıyla Pkk terör örgütüne verdiği desteği çekmesiyle bu kez aynı süreç Irak topraklarında ve Peşmergelerin kontrolündeki Kandil Dağı'na yönlendirilmiştir. Kısacası Pkk terör örgütü her yıl yaptığını yapmaya devam etmektedir. Eylemsiz kalmak zorunda olduğu ve ağır kış şartlarında hareketsiz kaldığı Kış aylarında sözde ateşkes ilan etmektedir.
İlan ettiği ve aslında yapacak hiçbir şeyinin olmadığı Kış aylarının bitiminde ise bir gerekçe ile sözde ilan ettiği ateşkesi kaldırıp eylemlere başlamaktadır.
Terör örgütünün bu stratejik yöntemine karşın Türk Silahlı Kuvvetlerinin uyguladığı ve artık klasikleşen duruma baktığımızda ise yıllardır aynı uygulamalar olduğunu görebiliyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri Pkk terör örgütünün eylem yapmayı planladığı ve ülkemize geçiş yaptığı dönemlerde batıda bulunan bazı iç güvenlik birliklerini doğuya kaydırmakta, alan hâkimiyeti konsepti çerçevesinde konuşlanmakta, terörist eylemlere karşı asıl unsurlarıyla bekleyen konumunda kalmaktadır. Asıl unsurlarının bekleyen olması nedeniyle bu birliklerin lojistik ikmalleri, personel sirkülâsyonu gibi nedenlerle operasyonel yapıda olmayan destek unsurları, intikaller esnasında maalesef hedef konumunda kalmaktadır.
Bunun yanında,TSK'nın beyin takımı dediğimiz lider kadrosunun atama,yer değiştirme veya tayin dönemleri Pkk terör örgütünün eylemlerini yoğunlaştırdığı Haziran-Ağustos dönemlerinde olması nedeniyle,atanan personelin bölgeye ve göreve oryantasyonunda yeterli hazırlık zamanı bulamaması ayrıca zafiyet doğurmaktadır.
Pkk terör örgütünün Kış Mevsimi döneminde sınırlarımız dışına çıktığı dönemlerde ise takviye gönderilen TSK birlikleri yeniden asıl görev bölgelerine intikal etmektedir. Bu şekilde terörle mücadele yıllardır sürdürülmektedir.
Teröristlerin son dönemlerdeki eylemlerine baktığımızda ise küçük bir taktik değişikliğine geçtiğini görebiliyoruz. Bu değişiklik ise 3-5 kişilik küçük gruplar halinde eylem yapmasıdır. Bu yöntemi 1984-1992 yıllarında uygulamıştı. Bu sayede az riskle çok zarar verme taktiğini uygulamaktadır. Ama bu saldırılar İskenderun'la sınırlı kalmayacak gibi gözükmektedir. Anlaşılan bu dönemde özellikle ekonomik zararlar verme amaçlı eylemler olacak gibidir. Bu eylemlerde ses bombaları ile başta turistik bölgeler ve milli ekonomik çıkarlarımız hedef alınacaktır. İskenderun Körfezinin hedef seçilmesinin tek amacı, enerji merkezi yapılmak istenmesidir. Bu saldırı ile İskenderun Körfezinin güvenli olmadığı, riskli olduğu ve Türkiye'nin milli ekonomisine zarar verileceği mesajı verilmiştir.
Terörle mücadelede rutin faaliyetlerde etkili sonuç alınamaz. Etkili sonuç alabilmek için şimdiden kış çalışmaları yapılmalıdır. Teröristlerin en zayıf ve etkisiz olduğu hatta toplu bulunduğu zaman aralığında (kış ayları) etkili harekâtlar yapılmalıdır. Bununla ilgili stratejik planlamalar yapılmalıdır.
Teröristleri sınır geçişlerini engellemek ve önceden tespit etmek için planlanan yerli casus uydularımız artık devreye alınmalıdır. Test çalışmaları bir hayli uzadı gibi. Terörle mücadele aklın, akılla mücadelesidir.
Yazı Tarihi : 10 Haziran 2010 Perşembe
Bu yazı 161 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Bu yorumlar doğru peki bunu yorumlayabilecek askeri stratejistlerimiz yok mu okadar askeri personel boşa mı ekmek yiyor, askeriye bile kendini kalkındırma derdine düştü ise biz kime güveneceğiz, polis yatar, jandarma susar, asker sallar ise iş başa düşer
Yegen @ 12.06.2010 15:46:53