MİT VE KGB..

Olgun Sert

Olgun Sert
8b]olgunsert@hotmail.com

MİT VE KGB


İstihbarat kelimesinin Türk Dil Kurumundaki anlamına baktığımızda; yeni öğrenilen bilgiler, bilgi toplama, haber alma, duyum şeklinde tanımlandığını görmekteyiz. Dünya üzerinde bulunan bütün devletlerin yönetim şekli, ekonomik gücü, stratejik önemi ne olursa olsun iyi ya da kötü milli güvenliklerini iç ve dış tehditlere karşı korumak ve kollamak için istihbarat örgütleri bulunmaktadır.


İstihbarat teşkilatını oluşturmak, istihbarat çarkını etkin ve güvenilir bir şekilde yürütebilmek önemli bir sanattır. Dolayısıyla her sanatkârda olduğu gibi istihbarat sanatını icra edenlerinde çok iyi sanatkâr olmaları gerekmektedir.


Dâhili ve harici tehlikeleri önceden belirleyip gerekli tedbirleri tehdit veya tehlike oluşmadan almak isteyen büyük devletler istihbarat yapılanması ile koordinesine önem verip hatırı sayılır bütçeler ayırırlar. İstihbarat sanatı ile istihbaratçı sanatkârlığını çok iyi kullanmasını bilen devletler, fiziki yapılarına bakılmaksızın büyük devletlerin gücüne erişmişler, çaplarını aşmayı başarmışlardır. Büyük devletler ise süper güç olmuşlardır.


Büyük ya da küçük ölçekli devletler tehdit potansiyeline göre kendi içyapılarında genellikle birçok istihbarat örgütü kurarak istihbarat etkinliğini artırmayı amaçlamışlardır. Kurulan bu istihbarat örgütlerinin çalışma alanları her ne kadar ayrı olsa da istihbarat zincirlerinin derinliği nedeniyle birbirlerinin faaliyetleri devamlı olarak kesişmiştir. Kesişen bu faaliyetleri ortak bir havuzda toplamayı ve değerlendirmeyi beceremeyen devletler bu kez istihbarat örgütleri arasında bilgileri paylaşmama ve yarış yapma çekişmesine çanak tutmuştur. Bu çekişme sonucunda çoğu kez sonuca ulaşmak için gerekli olan bilgi parçaları bir araya getirilerek bütün elde edilememiştir. Hal böyle olunca da istihbarat için çok iyi örgütlenme yaptığını zanneden devletlerin iş beklediği görevlileri nitelik yerine nicelik yığınlar görüntüsünde olmaktan öteye gidememiştir.


İstihbarat ve istihbarat örgütlenmesinde ülkemizdeki duruma baktığımızda; istihbarat örgütleri arasındaki koordinenin sağlanıp istihbarat çarkının ortak bilgi havuzlarında üst seviyede verimi alacak şekilde çevrildiğini söylemek aşırı iyimserlik olur. İstihbarat örgütlerimiz arasında sorumluluk bölgesi önceliği, senin istihbaratın, benim istihbaratım anlayışı, bilgi paylaşım eksikliği ile üst koordinasyon yönetim zafiyetlerinin olmadığını söylemek çok iddialı olacaktır.


Ülkemizdeki faaliyet gösteren yasal istihbarat örgütlerini bir çatı altında toplayıp, ortak bilgi havuzu oluşturarak istihbarat çarkında çok daha etkin olabilme beklentilerinde eksiklik olsa da nihayet ciddi ve somut adımlar atılmaya başlandı. Bilindiği üzere kısa bir süre önce istihbarat örgütleri arasında koordineyi sağlamak için KGM (Kamu Güvenliği Müsteşarlığı) kuruldu ve kuruluş yasası yürürlüğe girdi. Bu müsteşarlığın kuruluş kanununu incelediğimizde amacının sadece terörle mücadeleye ilişkin politika ve stratejileri geliştirmek olduğunu görüyoruz.


Kamu Güvenliği Müsteşarlığının kuruluşu sonrasında MİT müsteşarlığına daha önceden Türk Silahlı Kuvvetlerinde 15 yıl Astsubay olarak görev yapmış olan Sayın Hakan Fidan'ın ataması yapıldı. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün keşfettiği Sayın Fidan'ın müsteşarlığını yapacağı Milli İstihbarat Teşkilatının bundan sonraki asıl amacının dış istihbarat olacağı Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı.


Yapılan düzenlemeleri alt alta sıraladığımızda bazı değerlendirmeler yapıp geçmişe dair sorular sorabiliriz. Bu değerlendirmeleri sıraladığımızda, acaba bazı devletlerde olduğu gibi istihbarat örgütlenmemiz iç ve dış istihbarat şekline mi bürünecek? Yoksa Sayın Tansu Çiller'in Başbakanlığı döneminde kurulduğu ve darbelere karşı önceden istihbarat toplama amaçlı çalışmalar yaptığı söylentileri dolaşan KGB (Kamu Güvenliği Birimi) misyonunu tamamladığından değişime uğrayıp resmi bir kuruluş haline mi dönüştürüldü?


Neyse, gelişmeleri bekleyip göreceğiz. Ama MİT Müsteşarlığına ataması yapılan Sayın Hakan Fidan'ı kariyer başarılarından dolayı kutlamadan geçmeyelim. Kendisi serbest rekabet ortamında hak edenin hak ettiği konuma gelebildiğinin ispatıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde Astsubay olarak görev yapmaya devam etse ve aynı başarıları gösterse acaba şu anki konuma gelebilir miydi? Umarım Türk Silahlı Kuvvetleri bu konularda yeniden yapılanma içerisine girer..



Yazı Tarihi : 27 Mayıs 2010 Perşembe
Bu yazı 231 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Astsubay alımındaki bu ihtiyaca göre nasp gerceği gayet verimli ve amaca uygun bir sistemdir.
Astsubaylığı sırasında hangi bir üst okulu bitirirse bitirsin en fazla maaş baremine yarayacak birderece alır ve görevine devam eder.
Çünkü, o kişi belirlenen görev için astsubay olmuştur.
Diğer develet kurumlarında olduğu gibi çalışmakta iken lisns egitimi alan bir kişi şef veya daire müdürlüğüne terfi edemez.
Ancak,mecburi hizmeti dolar ve TSK dan ayrılır ve yeni eğitimi gereği kendine iş ara veya başka bir kuurma geçiş yapabilir.
Aksi bir uygulama TSK nın pertsonel uygulama siistemine aykıırdır.
Böyle önemli konular uzaktan bakılarak dilek ve temennilerle olacak işler değildir.
Ayrıca, MİT ile KGB yi nasıl bir düzlemde bulundurduğunuzu an
Nezihi UÇAR @ 28.05.2010 13:32:03
-2-
Tepeden inme bir atama yapılması son derece sakıncalı ve toplumda algılandığı kadar başka nedenlere dayanmaktadır.
Ayrıca, istihbarat şevk vbe heyecan işidir.Oradakiler sıradan memeur değildir.
Böylesine atamalar teşkilet çalışanlarını demoriale edecektir.
Öte yandan, hangi ek eğitimi almış olursa olsun. Teşikilette görev yapmakta olan subay ve üst subaylar bu atamayı nasıl karşılayacktır...
Ayrıca, görüntüde istihbaratı tek elde toplamayı amaçlar gibi görünen müsteşarlık ise ne yazıkki tamamen iktidarın kendi öz amacına uygun bir uygulamadır.
Bunun dışında astsubayların yennüiden degerlendirilmesi dileğiniz ise tamamen verimli bir dilek değildir.(devamı 3 ncü yazıda)
Nezihi UÇAR @ 28.05.2010 13:25:31
Olgun bey,
Yazınızı dikkatle okudum.
İstihbarat ile verdiğiniz bilgiler eksiği olmakla birlikte kabul edelim ve o faslı gecelim.
Hakan Fidanın atanması...
Geçmişte MİT müsteşarlığına korgeneral rütnbesindeki bir TSK mensubunun atanması kadar, Sönmez Köksalın atanması kadar (vahim) bir atama.
Günüüzde her ne kadar sıradan insnalar yoğun bir teknoplojik işgal altınfaysada, bir takım karşı faaliyette bulunan kurum veya kişiler, karşı teknolojik donanımlara sahiptir.
Yani, bir takım insnaları dinlemekle istihbari bilgi alınması kadar kolay degildir bir istihbarat örgütünün çalışması.
Bu nedenle çok geçmişte olduğu gibi günümüzde de derinlemesine bir deneyim, ve bilgi birikimi gerekmektedir.(devamı alt yazıda)
Nezihi UÇAR @ 28.05.2010 13:17:55
Online Ziyaretçiler
-