Devekuşu gibi olduk. Kafamızı soktuk mu kumun altına, görünmüyoruz sanıyoruz. Hâlbuki her tarafımız ortada.
İstiyoruz ki; ben görmüyorum, siz de görmeyin. Ya da siz de benim gösterdiğim kadar veya işaret ettiğim kadarını görün.
İyi ama göz, komutla hareket etmez ki.
Açıksa görür, kapatırsan görmez. Biz de gözümüzün önünde cereyan eden hadiseleri, başkaları isteseler de istemeseler de görüyoruz.
Henüz yasal zorunluluk süresine bir yıldan fazla bir zaman olmasına rağmen hızla girdiğimiz bu seçim atmosferinde, bu tür kuma kafa sokmalara veya bir başka deyişle bakar- görmez tavırlara, sıkça şahit olacağız gibi görünüyor. AKP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta sonu, yargıya yönelik olarak kullandığı ifadeler, gerçekten de çok şaşırtıcıydı. "Yasama ve Yürütme, Yargı tarafından kuşatılmıştır" diyordu Sayın Başbakan. Ne zaman söylüyor bu sözleri? Yargıtay Başkanının, "Yürütme, yargıyı kuşatmaya çalışmaktadır" şeklindeki açıklamasından bir gün sonra ve ona cevaben söylemektedir. Tarafların birbirlerine yönelik ithamları, ilk bakışta çok benzer gibi görünse de dikkatlice bakıldığında, çok farklı vurgular olduğu görülmektedir. Yargıtay Başkanı Sayın Gerçeker'in ifadesinde; yürütmenin yani daha anlaşılır ifadesiyle AKP hükümetinin, yargıyı kuşatma ve baskı altına alma gayreti içerisinde olduğu iddia edilmektedir. Belli ki; son günlerde HSYK ve yüksek yargı kararlarına karşı, iktidar sözcülerinin yoğun bir şekilde dillendirmeye başladıkları yargı reformu ve Anayasa değişiklikleri söylentilerinin sebep olduğu bir endişeyle dile getirilmiş bir ifade. Bir kuşatılmışlığın varlığı değil, böyle bir niyetin veya gayretin varlığından söz ediliyor.
Diğer tarafta, yani Sayın Erdoğan'ın ifadesinde ise; "Yasama ve yürütme, yargı tarafından kuşatılmıştır" şeklinde bir tespit, adeta bir kesin durum dile getirilmektedir. İster istemez sormak geliyor içimizden; "Bu kuşatma dünden bugüne mi olmuştur" diye.
Yani, Yargıtay Başkanı'nın o açıklamayı yapmasının ardından mı yargı tarafından kuşatılmıştır yasama ve yürütme?
Ya da siz o gün mü farkına vardınız?
Yok, eğer daha önceden var idi ve siz de bunun farkındaysanız, neden bugünü beklediniz?
Bizim demokrasimizde var olduğuna asla inanmadığım ama kesinlikle var olması gerektiğini düşündüğüm "Kuvvetler Ayrılığı" prensibi, rejimin vazgeçilmezi değil midir sizce?
Ve cevabını çok merak ettiğim son bir soru daha:
aylardır "Yok öyle bir çatışma, uyum içerisinde çalışıyoruz" denilerek, başta Sayın Başbakan olmak üzere bütün hükümet sözcülerince reddedilen "Kurumlar arası çatışma" iddialarını yalanlamak veya yok saymak, kime ne fayda sağlayacaktır? İşimize gelmediği zaman yok sayıp, ucu bir yandan bize dokununca memleketi dâr-ül harp saymak, hangi vicdan ölçüsüne sığar?
Yazı Tarihi : 08 Mart 2010 Pazartesi
Bu yazı 164 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Debreli Ertan
8 senede dört sefer yenildin,
Tam pehlivanmışsın.
Allahın izni ile seneye de 5. yenilgizi alacaksınız.
Pilavdan kaçanın kaşığı kırılsın be Debreli Ertan.
Size ders vermek milletle beraber en büyük borcumuz.
Tabiki anlayana.
Anlamayana davul zurna da kar etmiyor.
Aşk İklimi @ 17.03.2010 11:51:02
aşk iklimi seni bekliyorum hala anladın sen onu
Erhan Martin @ 16.03.2010 22:33:40
Sayın iklimiaşk,
Ne dediğimi zannediyorum Zihnicim anlamıştır.
Milletin sesi olmayan bir yargı istemiyoruz.
Ak Partinin yalakası olmasın,ama chp ve mhp ilçe teşkilatı gibi de çalışmasın.
Millete rağmen sorumsuzca kararlar vermesinler.
Gelelim ikinci soruna.
Sizin alemde biraz daha ciddi duran,
Yaşı itibari ile de saygı gösterilmesi gereken,
kültür ve bilgiliğinide buna eklersen elle tutulabilecek yazarlardan biridir Zihnicim.
Lakin Başbakanımızın üzerine basa basa söylemesine rağmen hala akp demesini art niyet ve içinde beslediği kin duygusu ile tarif ettiğim için,
kısasa kısas yapıyorum yani.
Adımız Ak Parti,akp değil.
Zihnicim ve avanelerine bir daha duyrulur.
Aşk İklimi @ 16.03.2010 10:10:44
aşk iklimi ne demek istiyorsun yargıda akape yalakasımı olsun birde yazarımıza zihnicim diye hitap etme hakkını nerden buluyorsun önce adap ve edepli olacaksın sonra belki eleştirirsin aşkiklimsiz kimliksiz
iklimiaşk @ 15.03.2010 20:20:33
Zihnicimden
Tarfsız!
Ve dobra! bir yazı daha.
Devekuşu siyaseti güdenlere dünyayı anlatmak ne mümkün.
Hata Başbakınımızda.
Sende Devlet gibi şak diye emredileni tak diye yapsan hiç çatışma olur mu.
Zihnicimle beraber,Milletimizde görüyor ki;yargı chp (onların tabiri ile) örgütü gibi çalışıyor.
Esefle takip ediyoruz ki,adı devlet olanlarda bunlara çanak tutuyorlar.
Başbakanın bütün iyi niyetine rağmen,Sizlerde olduğu gibi bazı kurumlarda saltanatlarının millet tarafından bir daha ellerine geçmeyeceklerini anlayınca,kimi yerlere dolaylı veya dolaysız davet yollamaya devam ediyorlar.
Şu anda yargı ile milletin sesi susturulmaya çalışılıyor.
Siz yerinizi milletten yana mı alıyorsunuz.
Ona karar verin.
Gerisi gıvır-zıvır.
Aşk İklimi @ 10.03.2010 15:07:23