 |
Olgun Sert
|
JANDARMA SESSİZLİĞİ…
Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com
Bilindiği üzere Jandarma; emniyet ve asayiş hizmetleri ile kamu düzeninin korunmasını sağlamak için silahlı olarak görev yapan bir güvenlik ve kolluk kuvvetidir. Jandarma barış zamanında genel kolluk olması hasebiyle devletin yürütme organı içerisinde bulunan İçişleri Bakanlığına bağlı olarak görev yapar. Savaş zamanında ise askeri görevleri nedeniyle ilave görevler alır. Bu nedenle Jandarma; Teşkilat malzeme ve kadro yapılanması yönünden geniş ve güçlü bir kadroya sahip olup personeli seçkin ve oldukça kabiliyetlidir.
Jandarmanın görevleri arasında suçları önleme, işlenmiş suçlar hakkında adli soruşturma yapma, delilleri toplama, istihbarat toplama, terörle mücadele etme, halka yardım etme, trafik hizmetlerini düzenleme ve denetleme, devlet büyüklerini koruma, Cezaevlerini koruma, hükümlü ve tutukluları sevk etme, çevreyi koruma gibi oldukça çok görevi ve geniş görev alanı mevcuttur. Devletin yürütme organı içerisinde genel kolluk olarak görev yapan ve görev çeşitliliği yanında görevlerini çağdaş seviyede, üstün teknolojik imkânlarla yürütme imkân ve kabiliyetine sahip ayrıcalıklı ve özellikli teşkilat yapısındadır.
Bilindiği üzere genel kolluk olarak tabir edilen Jandarma, Polis ve Sahil Güvenlik Komutanlığının görev alanları mülki taksimat gerektirmektedir. Mülki görev alanı taksimatı ise il Valisinin onayına müteakip belirlenmektedir. Sahil Güvenlik Komutanlığının görev alanının belirlenmesinde devletin komşu devletlerle olan karasularının sınırları esas alınır.
Genel kolluğun asli görevi suçu önlemektir. Yani bir suç oluşmadan önlemek esastır. Suç oluşmadan önlemek için hizmetler, görevler, devriyeler planlanır ve etkili tedbirler alınır. Genel kolluk suçları oluşmadan önleyebiliyorsa başarılıdır. Suç oluştuktan sonra bazılarının düşündüğü gibi suçlu kaçar, genel kolluk kovalar mantığı yanlıştır. Genel kolluk halk dilinde "önleyici hizmetler" olarak addedilen mülki görevleri hasebiyle mülki amire bağlıdır. Suçun oluşması halinde ise Cumhuriyet Savcılarını temsilen ve Cumhuriyet Savcı yardımcısı konumuyla adli yetkilerini kullanır. Cumhuriyet Savcısının adli yetki devri yapması halinde yürüttüğü soruşturmalarda adli kolluk unvanını alır.
Bu anlatımdan sonra asıl konuya gelelim. Her il'de olduğu gibi ilimizde de mülki görevleri nedeniyle İl Valisine bağlı olan Jandarma ve Polis teşkilatı bulunmaktadır. Polis ve Jandarma teşkilatlarının illerdeki amirleri İl Emniyet Müdürü ile İl Jandarma Komutanıdır. Bu iki güzide kuruluşumuzun tek amacı vardır. O amaç ise halkın huzur ve güven duygusu içerisinde normal yaşantısını sürdürmeyi sağlamaktır. Dolayısıyla amaçları aynı, çalışmaları aynı, fedakârlıkları aynıdır. Tek farklılıkları görev alanlarının farklı oluşudur. Polis teşkilatı şehirde, Jandarma teşkilatı kırsalda görev yapar. Görev alanları yönünden Jandarma ülke topraklarının yaklaşık %92'sinde,nüfus yoğunluğu bakımından ise ülke nüfusunun yaklaşık % 40'nda görev yapar.
Bu noktada Polis ve Jandarma mukayesesi yapmadan öte asıl sorulması gereken konuyu ve merak uyandıran soruyu sormadan geçmeyeyim. Sakarya'ya ataması yapılan İl Emniyet Müdürü ile İl Jandarma Komutanı arasındaki dikkat çeken konuyu öne alalım. Bu iki güzide kuruluşumuzun iki ayrı üst düzey yöneticisinden sadece İl Emniyet Müdürünü tanıma fırsatımız oldu. Göreve yeni başlayan İl Emniyet Müdürü, kamuoyu nezdinde suçu önleme planlarını, projelerini, hedeflerini anlatıp kamuoyu desteği yanında başta sivil toplum örgütleri ile resmi ve özel kuruluşların desteğini alma gayretleri ile olması gereken bir çalışmanın içerisine girdi. Sivil ve resmi kurumlarla karşılıklı olarak sürekli ziyaret trafiğine ağırlık vererek fikir teatisinde bulundu. Yeni görevinde kendisine başarılar diliyoruz.
Ancak; İl Jandarma Komutanı için aynı şeyi söylemek zor. Her nedense güzide Jandarmamız son dönemlerde müthiş bir sessizliğe ve içine kapanık bir görünüme girmiş gibi görünmektedir. Kamuoyundan uzakta durmanın, içine kapanıp sadece asli görevleri ile yoğunlaşmanın bazı avantajları yanında çok önemli mahsurları da beraberinde gelmektedir. Jandarma olarak hedeflerinizi, çalışmalarınızı, başarılarınızı, faaliyetlerinizi kamuoyu ile paylaşmazsanız şuan gündemde olduğu gibi Jandarma gereklimi, değil mi? Sorularına muhatap olursunuz. Bundan da öteye Jandarmanın görev alanı gittikçe daraltılır ve sırtını dağlara, yamaçlara verir konumuna getirilir.
Jandarma bu ülke için gereklidir ve olmazsa olmaz konumundadır. En ücra köşelerde, en zor anlarda dahi Jandarma daima halkının yanında olmuştur. Sevr antlaşması ile orduları dağıtılan Türk'ün silahlı ve düzenli tek kuvveti olarak kaldığında kahramanca görev yapmıştır. Kurtuluş savaşı hazırlıklarında Ordu'muzun yeniden kurulmasında Jandarma öncülük yapmıştır. Terör ve terörizm ile can siperane görev yapmış, başta Pkk terör örgütü olmak üzere terörün belini kırmıştır. Tüm imkânsızlıklara rağmen görev yeri, mekânı ve olanağı gözetmeden teşkilatlanmaya çalışmıştır. Başkaları gibi her türlü altyapı ve fiziki şartlar ile yeterli personel, araç, gereç sağlandıktan sonra görev alırım dememiş, gerekirse çadır kurarak yetersiz sayıdaki personeli ile görev alanına, görevine ve vatanına sahip çıkmıştır.
Jandarmanın herkesten çok konuşmaya, ödenek almaya, personel takviyesine, araç, gereç ve malzeme alımına hakkı vardır. Jandarmayı önce görev alanı olarak küçültme ve en sonunda olsa da olur, olmasa da olur konumuna getirip kaldırma niyetine girmeye kimsenin hakkı yoktur. Başta Jandarmayı yönetenlerin buna olanak sağlamaya hakkı yoktur.
Jandarma bu ülke için gereklidir ve daha da güçlendirilerek, görev alanı genişletilerek var edilmelidir. Jandarmayı sessizliğe bürümeye kimsenin hakkı yok diye düşünüyorum. En azından yıllarını Jandarma teşkilatına vermenin gurur ve onurunu yaşayan bir şahıs olarak bunu söylüyor ve düşünüyorum.
Jandarma; görevi gereği halk ile iç içedir. Bu yapısıyla bir nevi Silahlı Kuvvetlerin kamuya açılan penceresi konumundadır. Bu yönüyle gerekli koordineyi sağlayıp yapılanma revizyonuna girmelidir. Bu revizyon için her ilde Basın ve Halkla İlişkiler Sekreterliğimi kurar, değerlendirme merkezlerimi kurar bilemiyorum ama Jandarma içine girdiği sessizliği terk etmelidir. Sivil toplum örgütleri, ticaret ve sanayi teşekküllerinin temsilcileri, şehri yönetenler ve diğer kurum ve kuruluşlarla hep iç içe, yan yana görünmelidir. Kendisini göstermeli, anlatmalıdır. Benim askeri yönümde var, ben içime kapanım işimi yapayım deyip sessiz kalırsa gündemde olan yaşam sürecine yönelik çalışmaların önüne geçemeyebilir.
Neyse,Jandarmaya;alnında taşıdığı şeref ve şan arması ile nice yıllar diliyorum. Umarım gelecekte daha nice yıllara diyebiliriz..
Yazı Tarihi : 08 Mart 2010 Pazartesi
Bu yazı 185 kere okudu
YASAL UYARI: Bu sayfada yayınlanan yazı, yazarın kendine ait görüşleridir. Yazılan yazıdan ve yorumlardan medyabar.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.