Heyecanla gördüğü arabanın güzelliğini anlatıyordu. O bir araba kurduydu. Temiz arabayı duruşundan anlardı.
Uzaktan bir görmesi yeterliydi.
Şöyle etrafını bir dolaştı mı, hemen sayardı sana arabadaki değişen değişmeyen parçaları…
İşi buydu ve işini hakkıyla yapanlardandı.
Gördüğü araba 1974 model Ford Granada, yetmiş bindeydi.
Araba bir sundurmanın altında kalmış, hiç kullanılmamış gibiydi.
Sahibi Almanya'dan sıfır almış, gözü gibi bakmıştı.
Şimdi yaşlanmış ve arabaya binemez olmuştu O araba
Şimdi sıfır alındığından daha değerliydi.
Kullanılmamıştı.
Kullanılan arabalar mı, kullanılmayan bedenler mi?
Kullanılmayan arabalar mı, yoksa kullanılan bedenler miydi değerli olan. Bazı insanlar vardır… Arabalarına gözü gibi bakarlar. Onları ne zaman görseniz, ellerinde bir bez, arabasını temizler. Eli hep üzerinde olur. Lakin gel gör ki, yılda beş-on bin km bile yapmazlar… Onlar sadece severler… Yaşamazlar… Bir araba size neler yaşatabilir ki? Bunu arabası olmayan bilemez, her arabası olan da hiç bilemez. Bazı insanlar kullandıkları eşyayla bile bütünleşirler. İşte onlardır, " arabanın hakkını ver"enler.
İşte bir arabadan, bir insan çıkarmaya kaldı iş. Kullanılan bedenler, kullanılmayan araba kadar değerlidir… Ama bütün mesele yaşanmışlıkta değil midir? Kullanılan araba gibi olmalıdır bedenler. Çıkmadığı dağ tepe yol kalmamalıdır… Görmediği mevsim hiç olmamalıdır. Hayatın bütün yokuşlarında bir tay gibi koşturmalıdır… Hep yükseklerden bakmalıdır hayata. Uçurumların kenarından geçmelidir. İmdi, kullanılan araba mı? Kullanılmayan araba mı değerli?
Ömrünü hiçbir gül yaprağına dokunmadan geçiren kaç kişi vardır? Yağmurla birlikte terleyen, bir bebek kokusu özleyen, her gündeki farkı ortaya çıkarma çabası olan kaç kişi vardır? İşte bu yaşama sevincini kaybetmeden her güne kendini hazırlayan kaç kişi? Yaptığı her işte insanlar, o olsaydı böyle olmazdı dedirtenler. Bir güler yüzü en yakınlarına bile çok görenler. Kendi çocuğuna bile bir sevgi gösteremeyen, saçını okşamayan ona bir kez bile dokunmayan babalar, anneler. Mesleği öğretmen olup da sınıfa girerken ayakları geri giden ve her sözünde gençleri hor gören, aşağılayan başaramazsın diyen mi? Ya da bir çift güzel sözle ve güler bir yüzle kalbinin kapılarını ardına kadar onlara açan mı?
Sizin de bir araba hikâyeniz yok mu? Araba üzerine. Arabası olmadan da çocukluğunda, gençliğinde ya da hayatının herhangi bir döneminde unutamadığı bir yolculuğu olan? İnsan farkına varamaz yaşarken, ama yıllar sonra yaşadıklarının ne kadar değerli ve unutulmaz olduğunu anlar. Bütün mesele bunun yıllar sonra farkına varılmasında değildir! Bütün mesele o anı yaşarken dedir. Yani dostum kaybetmeden bileceksin. An'a tanıklığın ne kadar önemli olduğunu. Her yolculuğu güzelleştiren bir insan olabilmeli. Ve bir insanın zamanın duvarlarında bıraktığı izleri görmeli, nefesini duymalı, kokusunu hissetmeli gittiğiniz yerlerde?
Sizin yeriniz hangisi? Siz zamanın hangi köşesindesiniz? Eskilerin atları vardı, onlarla yaşayan ve yol arkadaşı olan. Canı sıkıldığında insan sürerdi dağlara, ovalara, denize atını… Sürerdi güneşin doğduğu yerlere… Sizin de bir arabanız olmalı, bir gece yarısı sizi bir dosta taşıyan… Gülen yüzlerle karşılaştıran… Yaşanmışlıklara değer katan.
Siz gittiğiniz yerlerde ne bırakıyorsunuz. Sizin de kokunuzu, ayak izlerinizi, nefesinizi ve hatırlandığında çerçevelenmiş bir resminizi zamanın duvarlarında görür mü insanlar? Hani derler ya, "Kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi terk ettiği yeri…"
HAFTANIN ŞİİRİ;
Şiirin Hikâyesi
AAAh(EYY) hayat demek geldi içimden. Onur Akın gibi. Ben nasıl yazdım bu şiiri. Bildim mi. Bu nasıl bir şey ki? Bir kelimenin arkasına takılan...Diğerlerini çeken.Nasıl bir şey yürekten geçen..İşte bir anda hiç tanımadığının bir sözü ile boşalan..Ham ve olmamış sözler üstelik..Aaaah kelimeler.Hayatın şifresi..
Kim bilir bir gece vaktini.Uzaktakine yazmak.Tanımadan yazmak.Metrodaki genç kızın yüreği gibi..Bir genç kızın sözlerine takılman...
Oltaya takılan bir balık misali tüm çırpınışlarım...Bir yarım saatte.Belki de bir saati bulan..Beni tarihin derinliklerine gömen..Beni bu güne çıkartan..Ve sözleri savaş meydanlarında savrulan bir kılıç gibi sallayan yüreğim..Titreyen yüreğim..BEN BU ŞİİRİ KİME YAZDIM?
VAR SAY
ne diyeyim
ne demeyim
soru işareti yok
selam
ve
kelam
o da yok
var olanla
olmayanı
bilenle
bilmeyeni
var say ki
soran da yok
sana daha yazmadım
sen henüz okumadın
var say ki
daha tanışmadık
yazılmadı say yazılanları
yazılan okunmadı
ve henüz yazılmadı hiç bir şey
var say ki öyle olsun
kimse görmedi
duymadı
bilmedi
sen öyle var say
uzayın
neresinde olman
duymana engel olurdu
neresinde durman
yüreğine
zor gelirdi
var say ki
ben henüz yazmadım
sana daha
yazılacakları
gerisini sana bıraktım
yazmadıklarımı
yazabilseydim eğer
i.ö üçyüzkırkbirdekileri
görebilseydim eğer
i.s altıyüzyirmiikiyi
belki yaşadım sayardım kendimi
onlarla olabilseydim...
orda kalabilseydim
dinletemedim
kalamadım
i.s ikibinyedide
bir gece vakti
tanımadığım
görmediğime
yazdım
var say ki
ben bunları yapmadım
ben henüz
daha senle tanışmadım
ve sen bunları okumadın
var say ki sen
sen hiç var olmadın
bir gece vakti
ben seni sormadım
sen beni bilmedin
i.s bindokuzyüzkırkbeşte
bir çocuktun japonyada
bindokuzyüzdoksandokuzda
sakaryada
beş katlı bir binanın altında
bir anneydin
çocuğun kollarında
ve Amerikalıydın
her şeye inat
filistinde
dozerlerin altında
bir genç kızın
yüreği idi
yüreğin
var say ki sen daha doğmadın
bağdatta
bomba yüklü kamyonla
dalan şehrin içine
içime
gökyüzünden
inen bombalara
daha isyan edemeden
gül bahçende
hanende
makinelilerlerin seslerini
daha duymadan
patlayan bombalarda
annenin
karnında
henüz sekiz aylıkken
gelemeden dünyaya
açamadan gözlerini
annesiyle ölen çocuk
var say ki sen
doğmadın daha
var say ki sen
henüz ölmedin daha
bu yürek
ölmeden asla
İZMİR.01.04.2007
Yazı Tarihi : 05 Mart 2010 Cuma
Bu yazı 183 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Son yazınızın senei devriyesi geldi.Mehmet bey.Yeni yazılarınızı bekliyoruz.Hürmetlerimle.
Vadettin Aktaş @ 01.04.2010 11:26:56
Bir tahminde bulunayım. Bu şiirini debremlerde, savaşlarda, afetlerde vs. ölen masum çocuklara yazdın.Belki de sahabe nesline yazdın.Güzel yazılarınızı sıkça görmek isteriz.Vadettin Aktaş
Vadettin Aktaş @ 07.03.2010 16:26:27