"Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür." (Nisa 58)
Muhakkak ki Allah emanetleri ehline vermenizi, emanetleri ehline tevdi etmenizi, emanetleri ehlinde tutmanızı, emreder size.
Emaneti emanet bilmemizi, emaneti sahibine vermemizi, emaneti emanetin sahibinin istediği gibi kullanmamızı istiyor Rabbimiz. Emanet olarak bize ne vermişse bunların tümünü emanetin sahibinin razı olduğu yerlerde kullanarak emanetlerimizi yerine getirmemiz isteniyor.
Emaneti iki türlü anlıyoruz:
"Doğrusu Biz, emaneti (sorumluluğu) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir. Pek zalim ve çok cahil olan insan onu yüklenmiştir." (Ahzab 72)
Ayetin ifade ettiğine göre emanet, dindir, imandır, hidayettir, Kuran'dır, sünnettir, candır, bedendir, iradedir.
İnsana verilen azalar, irade, güç, bilgi, akıl, enerji emanettir.
Bir de emanet, insanların kendi aralarında birbirlerine emanet ettiği, emanet verdiği şeylerdir. İşte buna karşı da riayetkar davranmamız, nezih davranmamız isteniyor. Emanet sahiplerine karşı sahtekârlık yapmamamız, hıyanette bulunmamamız isteniyor.
Arâf suresinde Rabbimiz buyurur ki:
"Pek az şükrediyorsunuz" (A'râf 10)
Bütün bunları, Allah'ın size verdiği bütün bu emanetleri ne kadar da az kullukta kullanıyorsunuz, diyor Allah. Bugün meselâ sabahtan akşama kadar ağzınızı nerelerde kullandınız, bir düşünün. Ağzınızı hep paradan puldan, işten, aştan söz etmede mi kullandınız? Yoksa Allah'ın vahyinin sözcülüğünde mi kullandınız?
Vakit emaneti ve mal, can emaneti, ömür emaneti, eylem emaneti. Acaba onları ne ettiniz? Nerelerde tuttunuz? Allah, verdiği tüm emanetler konusunda basiret versin bize, yolunda kullanma imkânı lütfetsin.
Bir de insanlar arasında görev verme konusunda ehil insanların seçilmesi gerekmektedir. Ehil olmayan kimselere görev verilmemelidir.
Abdullah ibni Abbas'tan rivayet olunur ki;
"Kim ki ümmet içinde o işe kendisinden daha ehil kimseler varken bir kişiye bir görev verirse, Allah'a, Resulü'ne ve müminlere ihanet etmiştir."
Görevlendirdiğiniz o kişiden daha ehil, Allah adına daha lâyık birileri var. Buna rağmen siz onlardan daha alt kademede birilerine görev verdiniz. Emretme görevi, hükmetme görevi, yönetme, yönlendirme görevi gibi bir görev verdiniz. Dikkat edin, işte o zaman siz Allah'a, Resul'üne ve Müslümanlara hıyanet ettiniz. İstemiyorsanız böyle bir duruma düşmeyi, o zaman lâyık olanlara verin o görevi.
"İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder."
Bir de insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder Allah.
Yani insanlara bir şeyler dediğinizde adaletle hükmedin, zulüm olmasın hükmünüz. İnsanlardan istedikleriniz Allah ve Resul'ünün istediklerine uygun olsun demektir bunun manası…
İnsanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmediyorsanız, insanlar arasında hükmünüzü gündeme getirdiğiniz zaman âdil davranabiliyorsanız o zaman bu emaneti ehline vermiş olacaksınız. Eğer kendi menfaatimizi, ailemizin menfaatini, anamızın babamızın menfaatini ön plana çıkarıp adaletten ayrılıyorsak emaneti yerine getirmemiş olacağız.
Kimin menfaati olursa olsun, hangi tür menfaat olursa olsun hakkı menfaatin üstünde tutarak davranırsak, hükmümüzü buna göre verirsek o zaman emaneti yerine getirmiş olacağız.
Bir Yahudi ile Hıristiyan ile bir Müslüman karşı karşıya geldikleri zaman haklı olan Yahudi ise haklı olan Hıristiyan ise, hak onun olacaktır. Hak onunsa Müslümanların hâkimi kâfirin haklılığına hükmedecektir. Hiçbir zaman Müslümanlardan haksız bir hüküm, bir yargı çıkmayacaktır. Çünkü Rabbimiz emanetlerin yerine verilmesini, ehline verilmesini isterken gerek hak hukukta, gerek mülkte, gerek devlette, gerek toplumda, gerek ailede tam bir adaletle hüküm vermemizi istemektedir.
Ve bunun tek yolu da Allah'ın kitabına ve Resul'ünün sünnetine uygun karar vermekten geçer. Öyleyse kitabı ve sünneti tanıyacağız, tüm kararlarımızı kitaba ve sünnete uygun olarak vereceğiz.
"Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür."
Yazı Tarihi : 05 Mart 2010 Cuma
Bu yazı 133 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar