SESİMİ DUYAN VAR MI!!!

Erol Afşar

Erol Afşar
Maksadımız bağcı dövmekten ziyade üzüm yemektir.
Onun içindir ki olaya dair son iki yazımda detaylara inmedim, bekledim belki utanırlar yanlışlarından dönerler diye…
Bugün de inanın son ana kadar bekledim…
Beklemekle kalmadım, birkaç yetkiliyle görüştüm ağız arama babından, olur ya meselenin halledileceğine dair bir iz bir emare bulabilir miyim diye…
Buladım…
Olay şudur;
Hendek anaokulu kurucu müdürü, hakkındaki ithamlar sebebiyle şikayet edildi.
Söz konusu dilekçe ilgili makama verildikten bir süre sonra dilekçeyi veren veli, hakkında şikâyette bulunduğu okul müdürü tarafından arandı.
Aralarında şöyle bir diyalog geçti;
Alo, falan beyle mi görüşüyorum. Evet. Dilekçeniz elimde, sizi ve (imzası bulunanların isimlerini tek tek okuyarak) bu şahısları yarın saat 16.00'da okula bekliyorum.
Aman Allah!
Bir velisiniz, müşteki sıfatıyla ve gereğinin yapılması talebiyle yetkili makama verdiğiniz, teslim ettiğiniz, artık o makamın namusu addedilmesi gereken dilekçe, muhatabınızın elinde ve ‘siz kim oluyorsunuz da beni şikâyet ediyorsunuz bakim, hem ettiniz de ne oldu, işte benim arkam bu kadar sağlam, ne yaparsanız yapın benimle baş edemezsiniz' edasıyla aranıyorsunuz…
Hata bir;
Bu durumdaki bir kamu görevlisi, hakkındaki şikayeti ve içeriği ancak ve ancak inceleme veya soruşturma başladığı ve muhakkiklerin geldiği zaman öğrenir.
Ki; deliller karartılmasın, kurumda çıngar çıkmasın, ortam gerilmesin, taraflar birbirine girmesin.
Pek öyle işleme konulacak gibi durmayan dilekçe ve konu, köşemizin konuğu olunca ister istemez düğmeye basıldı, soruşturma açıldı.
Hata iki;
Eğer soruşturma konusu, kurumun iş ve işleyişi ile ilgili, itham edilen kişi kurumun yetkili ise soruşturmanın selameti açısından kişinin görevden el çektirilmesi gerekiyordu, yapılmadı.
Müfettişler, iddiaları soruşturdular ve olay sübuta erdi. Kurum kurucu müdürüne kınama ve uyarı cezaları verildi, idarecilik görevinden alınması teklif edildi.
Hata üç;
Yetkililer, münhal kurum müdürlüklerinin ilan edildiği, nasılsa yakında o kurumu yeni bir müdürün atanacağı, bu süre zarfında görevine devam etmesi hususunda valilik onayı çıkardılar.
Üstelik o kuruma asil atama şartlarına haiz hiç kimsenin olmadığını, o kuruma hiç kimsenin müracaat etmeyeceğine bile bile…
O gün de geldi çattı. Kuruma müracaat eden olmadı.
Hata dört;
Hakkındaki soruşturmanın sonucu sebebiyle görevden el çektirilmesi gerekirken bu kez de tüm geçici görevlendirmelerin iptali için onay çıkartıyoruz, o da bu şekilde görevinden ayrılacak denildi; Kişiye, çevresindekilere ‘soruşturma sebebiyle değil canım, herkes gibi görevlendirmem sona erdiği için eski görev yerime dönüyorum, kendinize pay çıkarmayın' mesajı verme şansı tanındı.
Tabi bütün bu arada, kurum müdürü aleyhine ifade verenlerin ilçe milli eğitim müdürü tarafından fırçalanması, kurumda yaşanan stres, akan gözyaşları ki ona ayrıca değineceğim.
Dedim ya maksat üzüm yemek…
Ya sabır çekip bekledik.
Aradan 15 gün geçti, ne soruşturma sonucunun gereği yerine getirildi ne de vilayetin ‘herkes asli görevine dönecek, görevlendirmeler kurum bünyesinden yapılacak' emri uygulandı.
Şimdi, merak ettim, soruyorum;
Müfettiş raporu görevinden alınsın diyor.
Hadi il milli eğitim müdürlüğü eğiyor, büküyor, kıvırıyor soruşturma sebebiyle değil ama neticede alın ve birini teklif edin diyor.
İlin koskoca valisi, görevlendirmeler iptal, herkes asli görevine dönecek, görevlendirmeler kurum bünyesinden yapılacak diyor.
Ama gelin görün ki bu kurum müdürü hala yerinde sayıyorsa;
Böylesine normal bir prosedürün uygulanmasını hangi güç engelliyor?
İlçe milli eğitim müdürünün, milli eğitim müdürünü ve hatta vilayeti dahi amiyane tabiriyle takmamasına sebep olan bu güç ne, kim?
Vallahi merakımdan soruyorum…
Hani bilelim, bilelim de hata yapmayalım, gidip tabi olalım, eline eteğine yüz sürelim, icazetini alalım, şerrinden emin olalım falan diye…
E biz de canımızı/malımızı, konumumuzu/unvanımızı sokakta bulmadık canım.
Bilelim de ona göre konuşalım, ona göre yazalım…



Yazı Tarihi : 02 Mart 2010 Salı
Bu yazı 280 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Erol AFŞAR genelde eğitimdeki kadro meselelerini Hendek üzerine yoğunlaştırıyor. Bunun özel bir sebebi mi var acaba? Yoksa Hendekteki idareci koltukları çokmu ballı? Her zaman belaltına vurarak faul yapıyor. Her zaman bir tenkit veya bir eleştiri var yazılarında. Bugüne dek üretttiği bir proje ya da öneri varmı milli eğitimimiz adına?Hep hizipleşme, hep kamplaşma yada öğretmenleri-camiayı kategorize etme. göremedik üretilenleri. Yazılarından hep eksik etmediği Hendek, ilköğretim okulları başarı sıralamasında 17 ilçe içinde son sırada. Şuan Hendek'teki ilköğretim müdürlerinin çoğunluğu kendi sendikalarına mensup. Birde bunu yazsa köşesinde. Kendi sendika üyesi müdürlerinin başarızlığını, onu görelim bakalım.
Eğitim Aşığı @ 06.03.2010 23:11:19
sayın erol afşar bey siz beni iyi tanırsınız ve sizin yaptığınız haksızlıkları da biz mi sayalım ortaya dökelim... 2006 yılı atamaları yapılacağında sizin hendek sendika başkanınızın beni tehdit ettiğnden haberiniz varmı? atike hanım ilköğretim okulunu istememem oranın tuncay düzenliye ait olduğunu söylediğinden haberiniz var mı? yok tabi işinize gelmeyince olmaz bak kimliğimi de saklamıyorum ben burdayım yüzünüz varsa bunuda yazın işinize gelenleri yazmayın tamam mı erol bey!
hüseyin ergün @ 06.03.2010 22:03:59
bu bir çok şeyi bildiğini zanneden kıt akıllılara SEBAP'ı anlatamamışız.Bu proje kimseyi kurtarma projesi değil,sakaryayı kurtarma projesi.işinize gelmiyor ,başarılı olursa yan gelip yattığınız ortaya çıkacak ve bundan iyisini yapmak zorunda kalacaksınız. Bu yorumda öğretmenden bahsedilmiş mi?Projeyi sabote eden,başarısız olmasını içten içe isteyenlere söylemişiz lafımızı sayın VOLKAN TURGUT.UMARIM ANLAMIŞSINDIR.
YİĞİT @ 03.03.2010 16:32:48
Erol AVŞAR'IN DÜNKİ SEBAP KONULU YAZISINA YORUM YAPANLARDAN BİRİSİ "YAN GELİP YATMAMIZDAN KAYNAKLANAN BAŞARISIZLIĞIMIZIN ORTAYA ÇIKMASINDAN" DEM VURMUŞ.BİR ÖĞRETMEN OLARAK BU "YAN GELİP YATMA" İTHAMINI NEFRETLE,ŞİDDETLE KINIYOR KENDİSİNİ VE BÖYLE DÜŞÜNEN TÜM ARKADAŞLARINI "HERKESİ KENDİLERİ GİBİ ZANNETMEMEYE" DAVET EDİYORUM.TABİ ANLAYACAK KADAR KAPASİTELERİ VARSA...
Volkan TURGUT @ 02.03.2010 18:16:23
Milli Eğitim'in başlattığı SEBAP projesinin başarı şansını az bulanlardanım. kurumsal bütünlük ve sorunun özüne inilmiyor. sadece kırtasiye çoğlatmaktan ve bazı göstermelik ritüellerden öteye gitmiyor. sendikalar bu sürece somut projelerle katkıda bulunabilirdi. ancak sendikaların öğretmenleri temsil etme liyakatleri bulunmuyor. türk-eğitim-sen mesafeli,Eğitim- Bir- Sen atama kaygılarında, Eğitim- Sen küskün gelin rolünde, Eğitim- İş kendi köşesinde.hiç biri eğitimin gerçek sorunalrı ile meşgul değil ve sadece türklerin en çok sevdikleri televizyon seyircisi gibi eline çekirdek almış seyretmekle meşgul. üyelerinin aldıkları aidatları ile sefa sürüyorlar.zaten bu güven eksikliğindendir ki çoğu öğretmen haklı olarak sendikalara
üye olmuyor
adalı @ 02.03.2010 15:39:40
Sakarya'da Milli Eğitim İç barışı bulunmuyor. ancak bunda en büyük patın Erol Afşar'da olduğunu düşünüyorum. sendikacılar köşe yazarı değil görüş ve düşüncelerini meydanlarda ve basın bildirileriyle açıklarlar. böylesi her gün köşesinde eğitim sorunları hakkında haklı- haksız, yerli- yersiz açıklamalar yapmak sorunların çözülmesine katkıda bulunmuyor. aksine Erol beyin başkanı bulunduğu snedika üyeleri ile dieğr sendika ve milli eğitim yetkilileri arasında sürekli gergin bir hava oluşmasına neden oluyor. sendika başkanı olmak ayrı, gazeteci olmak ayrı? ama bu durum konfor açısından durumu kurtarıyor. ben köşemde sizleri savunuyorum havasında kendi üyelerinin içini soğutuyor.sonuçta zaten kör topal yürüyen miili eğitimde moraller kalmıyor.
adalı @ 02.03.2010 15:33:43
Kör cehalet çirkefleştirir insanı ! Suskunlugum asaletimdendir... Her lafa verecek bir cevabım var... Lakin bir lafa bakarim laf mı diye, Bir de adama bakarım adam mı diye.
Ali @ 02.03.2010 14:39:37
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk