Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com
Ülke gündemimiz yine yoğunlaştı. Haliyle ulusal medyanın gündemi de yoğunlaştı. Son günlerin gündem konuları neredeyse hedefe kilitlendi. Sağır sultanın dahi duyduğu, bildiği gündem konularına değinerek asıl konumuza geçelim. Malum olduğu üzere gündemde darbe planları, değişik eylem planları, silahlar, bombalar, yakıp-yıkmalar gibi konular var. Bu gündem konularının da muhatapları, mağdurları, şüphelileri var.
Kimin şüpheli, kimin mağdur, kimin masum olduğu; olaylara, kişilere, konulara bakış açısının yanında; ortamın neresinde bulunulduğuna göre değişkenlik gösteriyor. Ama dikkate değer olan, ya da asıl olan konu gündem konusu olanların, gündem oluşturanların etkisi altına girmesi ve bunun farkında dahi olamamaları. Daha açık bir ifade ile ortada duranlar, birbirine vuranlar, ayaklara çelme takıp yere düşürenler ile bunu yapanlara karşılığını verip hasar yaratma arayışlarına girenler mevcut. Aslında bunu yapanlar fizik kanununa da uygun olanı yapıyor. Yapılan nedir? Yapılan etkinin tepkiyi doğurmasıdır. Ortada bunlar yapılırken haliyle olağan sonuç ta ortaya çıkıyor. Bütün dikkatler ve yön ülke içerisine veriliyor, bütün enerji karşı tarafı nasıl dize getiririme harcanıyor, bütün hazırlıklar ve beyin fırtınaları bu merkezde yoğunlaşıyor. Böyle giderse pişirilen çorbanın daha çok su kaldıracağı görülüyor.
Benim hasbelkader yapmaya çalıştığım köşe yazılarlığım süresince olaylara ve konulara hep arka planı ile ve çok boyutlu olarak bakmaya çalıştım. Hiçbir zaman olayların ve konuların akışına ve olacağına kendimi bırakmadım. Kamuoyuna ve asil milletime değişik pencere açma gayreti içerisinde bulundum. Şimdi bu yazımda da aynı yöntemi uygulayıp yorumu takdire bırakacağım.
Malum gündemimize tekrar dönecek olursak net olarak gördüğümüz ve belirgin olan bir konu var. Arada bir, parça parça, vakti-zamanı ve mekânı çok iyi planlanan bir şekilde genellikle internet'e düşen bilgi, belge ve ses kayıtları ile bazı suçlamalar ve karşı savunma yanında harekete geçme hamleleri yapılıyor. Gündeme düşen ve ilk önce internet üzerinden, daha sonra ulusal medya ve daha sonrada mahkemeler silsilesi ile birileri suçlanıyor, gözaltına alınıyor, sorgulanıyor, mahkemelere gönderiliyor. Gündeme alınan konulara baktığımızda ise büyük çoğunluğu geçmiş yıllara ait ve neredeyse zaman aşımına uğramış sayılabilecek konular. Bir konu bitiyor diğeri başlıyor, o devam edip ortam biraz durağanlaştığında ateşte bulunan mevcut korlar tekrar harlandırılıyor. Sonuç ta olan yine vatandaşa ve ülkeme oluyor.Şimdi olanlara ve olacaklara bir bakalım..
Önce olumsuz olanlara bir bakalım. En başta Türk milleti için tarihten beri var olan "Asker Millet" kavramı sulandırıldı. Artık asker ocağının kutsallığı sorgulanmaya başlandı. Vicdani retçiler adı altında askerlik karşıtı oluşumlar yaratılmaya başlandı. Zorunlu askerlik sorgulanır oldu. Bu da yetmedi ben çocuğumu millete karşı komplo kurma planları yapan bir ordu'ya mı göndereceğim soruları sorulmaya başlandı. Dolayısıyla Türk'ün birlik ve beraberliğinin sarsılamaz denilen sağlamlılığı oldukça yumuşatıldı.
Diğer bir olumsuzluk ve bence çok önemli bir olumsuzluk ise TSK'da görev yapan muvazzaf personelin moral ve motivasyonu oldukça düşer. Bir ordunun en büyük motive gücü moraldir. Bu morali yıkarsanız başta harbe hazırlık dâhil olmak üzere yapılması gerekenlere gerekli enerji yeterince verilemez.
Bir diğer önemli olumsuzluk ise TSK'da nitelikli personel istihdamında sıkıntılar oluşabilir. Nitelikli personelin başta Ar-Ge olmak üzere diğer üretim eksenli akademik ve bilimsel çalışmaları durağanlaşabilir. Üreten ve gelişen, yenilenen, teknoloji üreten personel tedariki yerine vasat personel yoğunlaşması oluşabilir. Bu da TSK'nın sıradanlaşmasına ve diğer devlet ordularından farkının kalmamasına neden olabilir.
Asıl olumsuzluk ve bence derinden irdelenmesi gereken bir diğer konu ise acaba TSK bir maceraya mı zorlanmak isteniyor. TSK isminin dahi anılmasını istemediği darbe yapma eğilimine mi yönlendirilmek isteniyor. Daha doğrusu birileri zaman kazanma, hazırlıklarını bitirme, bazı şeyleri gözden ve dikkatlerden uzak tutmak için amacına giden yolda araç olarak TSK ve hükümete yönelik planlar mı yapıyor.
Ülkemiz iç gündemi ile meşgulken acaba Avrupa Birliği Türk askeri Kıbrıs'tan çıkmalıdır, Kıbrıs'ta işgalci konumundadır anlamına gelecek kararı neden aldı? Acaba ABD yönetimi İran harekâtı masada duruyor, harekât zorunlu gözüküyor açıklamalarını neden yapmaya başladı? Acaba ABD Afganistan da Taliban'a karşı savaşmak için daha fazla asker gerekir diyerek, Afganistan'ın İran sınırına neden asker yığınağı yapmaya başladı? Acaba Türk hükümetinin yaptığı ve arkasında durduğu "İran'a karşı yapılacak her hangi bir askeri harekâtta Türkiye hava ve kara sınırlarını kullandırmayız" açıklamalarına karşın ABD Türk devletine tehditkâr bir ifade kullanarak İran ile enerji anlaşmaları yapmayın, ticari faaliyetlerinizi askıya alın açıklamalarını neden yaptı? Acaba ABD yönetimi Türk hükümetine karşı kullandığı bu tehditkâr üslubunun arkasından alternatif arayışlarına girerek Irak'ta bulunan komutanını neden Türkiye ye gönderip, TSK ile temaslarda bulundurdu?
Acaba ABD İran'ın en büyük destekçisi konumunda bulunan Çin'e karşı neden Tibet kozunu oynayarak Tibet'in sürgündeki ruhani lideri Dalay Lama'yı başkan seviyesinde ağırladı? Acaba İngiltere hiç gereği yokken dikkat dağıtma ve uluslar arası bir sorun oluşturma adına Arjantin ait olup sömürgesi yaptığı Falkland adalarını neden tekrar gündeme aldı?
Felaket tellallığı ya da hayalci konumunda değerlendirilmek istemem ama asil Türk milletinin bu soruların cevabını verip manzara hakkında kendi kararını vermesi gerekir. Bu arada iş işten geçmeden önleyici ve caydırıcı olmak bakımından TSK'nın harbe hazırlık durumu ve TMK'sının seferi seviyesinin değerlendirilmesi umarız aksatılmadan yürütülüyordur.
Yazı Tarihi : 25 Şubat 2010 Perşembe
Bu yazı 206 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
olgun beyin yazisini beyenmediysen haberci kardesim
FULLER yaz goglede arat.
FULLERIN YENI TÜRKIYE ANALIZI olasi iran operasyonu nükleer programini sebep gösterecek. hadi hayirlisi olsun..
bizde müslümaniz diye incirlikten ucak kaldiririz artik...
satilik medyada destegini esirgemezse vay bunlar ATOM BOMBASI yapiyoRlar,irana özgürlük göTürelim destekleri.derken irana girerler. sonra sira bize gelir.
hoca efendimiz yasadigi ülkesinden gelirken beraberinde DEMOKRASI(!) getirdigi zaman hepimiz rahatliycaz insallah.
güzel yazi @ 27.02.2010 14:27:08
ya bu adamın yazılarını okumayayım diyom ama cevapsız bıraksam çatlayacam,ben her zaman söylüyorum bu adambir deha aslında genel kurmay başkanı yada candarma genel komutanı oalacak adam ama rütbesi yetmemmiş garibin.onuda öyle kabul edecez napalım.bırakın yazsın zaten bu ülkede ağzı olan konuşuyor,eline b syaraı geçiren yazıyor mit istihbarat topluyor,pkk hortluyor din tacirleri cirit atıyor ülke satılıyor memleket dinleniyor bizler hala nelerle uğraşıyoruz a
haberci @ 26.02.2010 20:24:57
Olgun Sert kardeş,
Daha önceki daha akıllı tesbitlerinizi alkışlarken,anlamsız ve mesnetsiz,hiçbir şey öngörmeyen hayalci bir uslupla garip mesajlar vermişsiniz.Hiç birşey anlaşılamadı desem yeridir.Gerçek şu ki;Dünya değişiyor Türkiye değişiyor.Hesap sorulamaz denenlerden hesap soruluyor.Ben yıllardır hep merak etmişimdir.Neden bu Pekeke midir nedir terör belası bitmez.Neden ekonomimiz hiç iyileşmez.Neden geri kalmışlığımız.Neden bu güneydoğu anadolumuz hiç gelişememiştir.Neden biz Osmanlıdaki krallık rejiminden kurtulmuşken Cumhuriyetimiz için daha tehlikeli layikçi rejim denen illet-i rejimin kralları ülkeyi yönetmektedir.Bu ülkenin Tek sahibi Yüce TÜRK milletidir.Devletinin adı TÜRKİYE,yönetim şekli CUMHURİYET'tir.Gerisini at çöpe.
Sait VELİKAN @ 26.02.2010 14:01:20
Sevgili Olgun Bey
Yazınızda netlik yok.
Orta bölümde ETÖ olayından üzüntü duyduğunuz anlaşılıyor.
Neden böyle yapılıyor.
Bırakalım Askerlerimiz istedikleri siyaset yapıp,asıl görevleri haricinde ne yapacaklarsa yapsınlar.
Böyle olaylarla yıpratılmasın.
Darbe yapsınlar,Parti kurup,İdare mekanizmasını istedikleri gibi şekillendirsinler mi???
Eğer içlerindeki kötü niyetliler temizlenmezse,iyilerinde sesi çıkmayacak çünkü.
Düşünmek bile istemiyorum.
Ülkemde şehit olan bir askerinin kanında,bu adamların! eli olsun.
yazarken bile tüylerim ürperiyor.
Doğu perinçek ile mhp,mhp ile bazı askerler birliktelik kurabiliyorlarsa vay memleketin haline.
Size göre bu tehlike ise.
Tehlikeyi seviyoruz dostum.
Aşk İklimi @ 26.02.2010 10:11:44