Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com
Son günlerde yazılı ve görsel medyada yine traji-komik manzaralar görmeye başladık. Gördüğümüz manzaralara ne isim vereceğimizi dahi karıştırır olduk. Bize has olan bu özelliğimizi kimseye kaptırmaya da niyetimizde yok gibi.
Gündeme almak istediğim konu, karşılama törenleri, protokol uygulamaları gibi artık kronik hale gelen hususlar. Gelişmişliğin ya da gelişememenin göstergesi midir bilinmez özellikle resmi makamlardaki uygulamalar rahatsızlık vermeye başladı diyebiliriz.
Öncelikle şu karşılama töreni ve protokolüne esastan bir bakalım. Karşılama töreninin tanımına baktığımızda "önemli bir kimsenin bir yere gelişi sırasında o yerin yöneticileri ve halkı tarafından yapılan kabul töreni" anlamı taşıdığını görüyoruz. Protokolün tanımına baktığımızda ise "resmi ilişkilerde ve işlemlerde ciddiyet" anlamı taşıdığını görüyoruz.
İşte sorunda bundan sonra başlıyor zaten. Özellikle bizim ülkemizde ve resmi kurumlarda karşılama töreni veya protokolü uygulama ve uygulatma arayışı olması gerekenin sınırlarını da aşarak bazen resmi kurum görevlilerinin var olma sebepleri olan vatandaşa hizmet etme işlerinin aksamasına ve komik görüntülerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Konuya spesifik anlamda örnek verebiliriz. Örneğin bir ile ziyarete giden Diyanet İşleri Başkanını karşılamak için o ilde görev yapan bütün müftü ve imamların kuyruğa girmeleri veya bir ile giden Bakanı karşılamak için başta Vali ve yardımcıları olmak üzere bütün müdürlerin kuyruğa girmesi, ya da görevi gereği herhangi bir sebeple yurtdışına gidecek olan üst düzey bir yöneticiyi uğurlamak için havaalanlarına doluşup metrelerce uzunlukta kuyruk oluşturanları gördükçe gelişmişliğin neresindeyiz diye sormadan geçemiyoruz. Bu örneklere askeri yönden de bakabiliriz. Sanki kimsenin işi gücü yok, vatandaş hizmet beklemiyor, görev ve yetkilerin devamlılığı ve kesintisiz oluşu önemli değil. Önemli olan, karşılama, ağırlama, uğurlama ve protokol.
Uygulamalara baktığımızda artık kronik hale gelen ve toplumsal rahatsızlığa kadar giden bu törenler ve protokol uygulamalarının yelpazesi genişledikçe genişlediğini görebiliyoruz. Bir yere yemeğe giden ve kendisini herkesten ayrıcalıklı gören zevatlar karşılamalarda öncelik göremeyince çocuk gibi küsebiliyor veya kurumlar arasında küskünlükler dahi olabiliyor. Veya protokol uygulamalarında teamül veya statü yorumlamaları ile kendine yer açmak isteyenler çoğaldıkça çoğalıyor. Sonuçta devletin boşa harcadığı paraları,iş kaybı,gereksiz personel istihdamı,çekişmeler,kavgalar,küsmeler derken masraf masraf masraf.. Masraftan da öte israf, israf, israf…
Sanki bu protokol ve karşılama töreni meraklıları masrafları ve israfı karşılamak için ellerini ceplerine atıyorlar. Sanki karşılama, ağırlama ve uğurlama faaliyetlerinde maliyeti karşılamak için kendi maaşlarından ödeme yapıyorlar. Cebine elini atan, masrafları karşılayan yine vatandaş oluyor. Yani vatandaşın parası ile birileri birilerine caka satıyor.
Vatandaşa karşı hizmetkârlık görevi olan ve bu hizmetkârlığının karşılığını yine vatandaşın vergileri ile maaş olarak alanlar vatandaşa karşılama protokolü uygulamak bir yana kendi aralarındaki makam ağırlığını gösterebilmek için kamusal hizmetlerini öteleyebiliyorlar.
Nasıl ki; medeniyetin göstergesi kaldırım taşlarının yüksekliği ile ters orantılı ise gelişmişliğin göstergesi karşılama törenleri ve protokol uygulamaları ile ters orantılı olsa gerek. Kısacası bir ülkede ne kadar katı protokol ve karşılama törenleri uygulanıyorsa gelişmişlik o kadar geridir.
Neyi, ne kadar değiştirebiliriz bilinmez ama şu protokol ve karşılama törenleri ile kalıcı ve esaslı bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Artık her şey bu milletin işlerini kolaylaştırıcı mahiyette basit ve sade olmalıdır. Kimse bu milletin kıt kanaat ödediği vergileri ile birbirine caka satmasın. Makam ağırlığı gösterisinde bulunmasın.
Geri kalmış, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler arasındaki farklılıkları az çok biliyoruz. Ülke olarak gelişmişliğin neresinde olduğumuzu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Yazı Tarihi : 18 Şubat 2010 Perşembe
Bu yazı 161 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar