Meşhur kıssadır;
Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. "İçinde yiyecek mi var?'" derken… Bir baktı ki fare kapanı!
Hemen bahçeye koşup, alarmı verdi : "Evde kapan var! Evde kapan var!"
Tavuk gıdaklayıp, kafayı kaldırdı ve 'Bay fare", bu sizin için ciddi bir sorun olsa da şahsen beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki!
Fare dönüp bu sefer koyuna, "Evde kapan var, evde kapan var!" dedi.
Koyun konuyla ilgilendi, ama kendi hesabına 'Üzgünüm bay fare, vah, vah emin ol senin için dua edeceğim" dedi.
Fare bu kez öküze yöneldi: "Evde kapan var! Evde kapan var!" diye bağırdı nefes nefese.
Öküz: 'Bay Fare, senin için üzüldüm, ama burnumu sokacağım bir şey değil.' dedi.
E farenin de başını eğip, gitmekten başka çaresi kalmamıştı. Yalnızlık ve terk edilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artık tek başına başa çıkmaya çalışacaktı!
O akşam evde, alışılmamış bir ses duyuldu. Sanki bir kapan, avının üzerine kapanmıştı. Sese koşan çiftçinin karısı, karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğu kaptırdığını görmemiş. Yılan da kadını ısırmıştı…
Çiftçi kendince usullerle yılanın zehrini emdi, yatağına yatırdı. Dediler ki, sıcacık bir tavuk çorbası iyi gelir. Tavuk hemen kesilmiş ve acilen pişirilmiş!
Ama kadın hala iyileşmiyormuş.
Eş dost ahbap, gelince hasta ziyaretine, çiftçi de sofraya koyunu çıkarmak zorunda kalmış! Ama çiftçinin karısı iyileşmemiş; ölmüş!
Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye, ne kalabalık! Bu sefer de konukları, doyurmak için kesilen öküz olmuş.
Fare haklı çıkmış çıkmasına ama etrafında hakkını teslim edecek kimse kalmamış.
Kıssanın hissesi;
Seni ilgilendirmeyen bir sorun karşına çıkarsa bir düşün! Birimiz tehdit altındaysak, hepimiz risk altındayız demektir. Bu hayat denen yolculukta birlikte yol almaktayız. Birbirimizi kollayıp, güç ve güven paylaşmalıyız.
Kıssanın sebebi;
Hafta sonu, Türk Ulaşım-Sen Sakarya Şubesi ve Ülkücü İşçiler Derneği Sakarya Şubesi Ankara'ya giderek Tekel İşçilerinin o ibretlik mücadelesine destek verdiler.
Hükümetin, Böl-Parçala-Sömür oyununa kapılmadıklarını gösterdiler.
İşte böyle olmalı…
Hepimiz sonuna kadar TEKEL işçilerinin yanında olmalıyız. Maaşı azaltılarak, sendikaya üye olma hakkı ortadan kaldırılarak, 4/C statüsünde güvencesiz çalışmaya yönlendirilen işçiler ile evlerinden, ailelerinden ayrılmak zorunda kalan, maaşları dondurulan memurların aynı politikaların kurbanları olacağı günler yakındır.
Yapılmak istenen iş güvencesiz, kıdem tazminatından yoksun, sendikasız bırakılan, sefalet ücreti ile çalışan işçilerin, istendiğinde kapının önüne koyulabileceği bir sistemdir.
Yapılmak istenen memurların dahi güvencelerinin yok edilmesidir.
Sivil toplum örgütlerinin görevi, siyasal iktidarı uyarmak ve yanlış yapmasına engel olmaktır. Bu ülkede özellikle çalışanlar adına işler iyi gitmemektedir. Yetkilileri uyarmak da biz sivil toplum örgütlerine düşmüştür.
Yıllardır ezilen, hor görülen, hakları yenen ama susan, sabreden, sağduyu gösteren sessiz çoğunluk, yani emek, nihayet uyanmaya başlamıştır. Bu yüzden Sayın Başbakan'ın telaşına ve sendikaları art niyetle, işçileri kullanmakla suçlamasına şaşmamak gerekmektedir.
Sayın Başbakan'a göre; Hakkını arayan memur, işini kaybetmemeye çalışan işçi, iş isteyen işsiz, mazlumun hakkını koruyan sendikalar art niyetli, samimiyetsiz ve dürüst olmaktan uzak davranıyor.
Sadece o kadar mı?
Sayın başbakan'a göre AKP'nin tahribat ve imha politikalarına karşı çıkan herkes art niyetli.
Başbakan eczacılara kızıyor; Beni siz değil milletim seçti diyor.
Başbakan doktorlara kızıyor; Beni siz değil milletim seçti diyor.
Başbakan öğretmenlere kızıyor, Beni siz değil milletim seçti diyor.
Başbakan köylüye kızıyor; Beni siz değil milletim seçti, al ananı git diyor.
Başbakan tarım işçisine kızıyor; Beni siz değil milletim seçti diyor.
Başbakan tekel işçilerine kızıyor; Beni siz değil milletim seçti diyor.
Başbakan memura, işçiye, taksiciye, bakkala, kahveciye, itfaiyeciye, gemiciye, işadamına, tüccara, tacire, gazeteciye, sana, bana kızıyor; Beni siz değil milletim seçti diyor.
Ona beni iktidara siz değil, milletim getirdi, buna, beni iktidara siz değil, milletim getirdi diyor.
Geriye ne/kim kalıyor ve Sayın Başbakan'ın millet dediği kim acaba?
Bizim olmadığımız kesin de!
Yazı Tarihi : 16 Şubat 2010 Salı
Bu yazı 105 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar