Müslüman'a Haram Edilen Çeşmenin Öyküsü

Erol Afşar

Erol Afşar
Hangi padişah zamanında yaşandığını tam bilmesek de, olayın özü gevşeme ve haliyle gerileme dönemlerinde yaşandığının delilidir.
Emin oğlu Mehmet Efendi diye bilinen hayırsever, ihtiyacı olan bir mahalleye güzel ve gösterişli bir çeşme yaptırır ve üstüne de şöyle yazdırır;
"Sahıb-ûl hayrât Mehmet bin Emin,
Müslümanlara haram ettim, sakın içmeyin!"
Olacak iş değildir; Bir Müslüman, nüfusun tamamına yakını Müslüman olan bir coğrafyada çeşme yaptıracak da suyunu kendi dindaşlarına haram edecek?
Haliyle rahatsızlık oluşur, şikâyet devrin padişahına ulaşır ve Mehmet Efendi huzura alınır, sebep sorulur.
Mehmet Efendi, "Elhamdülillah ben de Müslüman'ım hünkârım. Bu yaptığımın da bir sebebi var. Açıklayacağım. Lakin sebebini açıklamadan önce şefkatli padişahımızdan üç ricam olacak, bundan sonra beni haksız bulursanız, işte boynum, kıldan incedir, vurdurabilirsiniz" der.
Padişah biraz da meraklanarak Mehmet Efendi'nin bu ricasını kabul eder.
İlk uygulama cumartesi günü Musevilerin en büyük havrasında vaaz veren Hahambaşı'yı "Padişah fermanıdır!" diyerek tutuklamak olur. Şaşkınlık içinde ne diyeceğini bilemeden saraya padişahın huzuruna çıkarırlar.
Çok sürmez İstanbul'un bütün Yahudileri bir araya gelerek sarayın önünde toplanırlar; "Hahambaşı'nın hiçbir suçu yoktur; şayet bir suçu varsa canımızla, malımızla biz ödemeye hazırız, o iyi bir insandır, affını talep ederiz" derler.
Padişah da onların bu isteğini kırmaz ve Hahambaşı serbest kalır.
İkinci uygulama da pazar günü Rumların ayin yaptığı bir sırada Rum Patriğini tutuklamaktır.
Patrik de apar topar saraya götürülür ve orada bir güzel ağırlanır.
İstanbul'un bütün Hıristiyanları da aynen Yahudiler gibi "onun herkese faydalı bir adam olduğunu, eğer suçu varsa kendilerinin çekeceğini, onu kendilerine bağışlamasını" isterler ve affını sağlarlar.
Üçüncü uygulama ise Ayasofya Camiinde öğle namazından önce vaaz eden Şeyhülislam Efendi için tekrarlanır.
Camide binlerce Müslüman vardır. Dini mertebenin en yükseğinde oturan Şeyhülislam Efendi götürülürken hiçbirisi " Yahu bu adamın ne suçu var, hadi gelin hep birlik olalım, padişahın huzuruna çıkıp, hocamız şöyle dürüsttür. Öyle iyidir, ne olur onu affedin diyelim, onu kurtaralım" demez.
Hatta bazıları; "Herhalde bir suçu var ki, namaz vakti bile götürüyorlar, aman biz görmeyelim, şuradan çaktırmadan çıkalım da Yahudi ve Hıristiyanların arasına karışalım, burada olduğumuz fark edilmesin" diyerek camiyi terk ederler.
Padişah da meraklanmıştır. Gün boyu "İstanbul'da yüz binlerce Müslüman'dan bir grup gelir de Şeyhülislam için af talebinde bulunurlar mı" diye pencereden bakakalır.
Fakat ne gelen vardır ne de giden. Hoca Efendi'yi assalar bile hiç kimsenin umurunda olmayacaktır.
Mehmet Efendi, padişah'tan izin alarak " işte görüyorsunuz şevketli padişahım, bir avuç Yahudi ve Hıristiyan kendi din adamlarının affını sağladılar da, bir sürü Müslüman, şu mübarek şahıs için kıllarını kıpırdatmadılar. Bunlar tatlı su Müslümanları, yarın bir savaş çıksa bunlarla nasıl yola çıkabiliriz? Yaptırdığım çeşmenin suyunu bunlara haram etmemin sebebi budur. Ferman sizindir" der.
Antalya TES Şube Sekreteri Nevzat Kahya, internet sitemize gönderdiği bu kıssanın hissesini şöyle yorumlamış.
"Üzerimize ölü toprağı serpildiği bu günlerde Mehmet Efendi gibi şuurlu insanlara, padişahımız gibi de hoşgörülü yöneticilerimize ihtiyaç var.
Çok şükür ki, eğitim iş kolunda bizi diri tutan, bizi birbirimize kenetleyen, devamlı hareket halinde ve uyanık olmamızı sağlayan bir Türk Eğitim-Sen var.
Genel Merkezimizin geçen haftalarda yaptığı Kadın Komisyonları Kurullarının toplantısında Türkiye'nin 81 ilinden gelen arkadaşların aynı havayı solumaları, bu güzel ülkemiz ve sendikamız için gösterdikleri dik duruş ve kararlı mücadele azimleri, Türkiye'nin üstünde dolaşan kara bulutları dağıtacak güç ve inançta olmaları hepimizi şevklendirmiş, geleceğe daha bir güvenle bakmamızı sağlamışlardır.
Toplantıda bir bacımızın yaptığı şu konuşma hepimizi derinden etkiledi;
"Geçici Müdür ve Müdür Yardımcılığı vesaire gibi küçücük menfaatler için saf değiştirenler, onca yıllık arkadaşlarını yarı yolda bırakanlar, acaba daha yüksek bir menfaat için kutsal bildiği başka nelerden vazgeçecekler? Vatan elden gidiyor, siz hâlâ dünyalık peşindesiniz, biz kadınlar dimdik ayaktayız, eğilmedik, bükülmedik, utanacak hiçbir şey de yapmadık, utanacak kişiler varsa onlar da sendikasını değiştirenlerdir".
Ben de diyorum ki, önümüzdeki günlerde vekillik dönemi bitiyor, vekiller tıpış tıpış eski görevlerine dönecekler.
Bunlar şimdi başlarını iki ellerinin arasına alıp demeyecek mi ki "Birkaç yıllık vekil idarecilik için eğilip bükülmeye değdi mi, biz madem eski görevlerimize dönecektik de nokta kadar menfaatimiz için virgül gibi kıvırmaya gerek var mıydı? Şimdi arkadaşlarımızın yüzüne nasıl bakacağız?"
Hikâyenin başkahramanı Mehmet Efendi'nin şikâyet ettiği kişilerden olmayınız. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirasın şerefimiz olduğunu unutmayınız."



Yazı Tarihi : 15 Şubat 2010 Pazartesi
Bu yazı 126 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Hayatı boyunca şerefi,haysiyeti,ilkeleri ve ülküsü için yaşayanlara selam olsun.Allah bu devirde onların sayısını arttırsın.Lakin nokta kadar menfaati için virgül kadar eğilip bükülenlere yazıklar olsun.Bir müdürlük yada müdür yrd.için safını değiştirenlerede geçmiş olsun.Ne oldu bu arkadaşlara hepsi ufffffffff oldu.Allah büyük gün ola devran döne.Bakalım o zaman kimin safında yer alacaksınız!!!
Alperen @ 15.02.2010 18:25:12
VİRGÜL HER ZAMAN VE HER YERDE VİRGÜLDÜR!!!!!!!!!!!!!!!!!!
KORUCUK @ 15.02.2010 16:18:01
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk