Muhtevasının kavgaya kurban edildiği oturumun özü, Sosyal Güvenlik Bakanı ile ilgili gensoru önergesiydi.
Sosyal Güvenlik Bakanı nezdinde Hükümetin Sosyal Güvenlik anlayışındaki sakatlık tartışıldı tartışılmasına ama hafızalarda kavga ve kavga sonrası söylenenler kalabildi sadece.
Kavga, köşeye sıkışanların can simidi olunca, kimin çıkardığı, kimin kavgadan medet umduğu da net olarak ortaya çıkabiliyor.
Sosyal güvenlik, bir demokratik hukuk devletinin en önemli özelliklerinden bir tanesidir, olmazsa olmazıdır.
Hükümetin görevi; emeğe, alın terine sahip çıkmak, iş kazalarına önlem almak, insanın insanca yaşayabileceği toplumsal yapıyı kurmak, düzenlemek ve sosyal güvenlik şemsiyesi altında tüm yurttaşlarımızın geleceğini sağlamaktır.
Maalesef bu ülkede Sosyal Güvenliğin bir bakanlığı ve bir adı var ama kendisi ortalıkta pek gözükmüyor.
Hükümetin sayısal üstünlüğü sayesinde çıkardığı Sosyal Güvenlik Yasası'na ‘bu bir ihanet yasası' dememiz boşuna değildi.
İnsanları açlığa, yoksulluğa mahkûm edecekti ve etti.
Hastanede yatan hastalardan katılım payı alınmaya başlandı.
Ölen sigortalının dul eşine ödenen maaş yüzde 50'ye indirildi.
Çalışan annelere emzirme yardımını 70 liraya düşürüldü.
Ağır ve tehlikeli işlerde çalışanların yıpranma hakkı ellerinden alındı.
Sosyal güvenlik destek primi yüzde 10'dan yüzde 15 çıktı.
Sosyal güvenlik sisteminin ayakta kalabilmesi için kayıt dışılığın ortadan kaldırılması gerekiyordu. Hükümet aksine, kayıt altındakilerin katılım payını işkence oranına arttırmayı ve çalışanlardan alınan vergiyi arttırmayı tercih etti.
Bütün bunlarla tetiklenen açlık, yoksulluk ve yoksulluğa karşılık hükümetin sunduğu çözün ise seçim yatırımı yardımlardan öteye gitmedi.
Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek kuralı gitti, yerine yoksulları teşhir ederek yapılan yardımlar geldi.
Kayıt dışılık emeği ve alın terini ucuzlatmakla kalmıyor, insan onurunu çiğnemekle de kalmıyor, insanların canına mal oluyor bu ülkede.
Tuzla'da insanlar bunun için ölüyor.
İstanbul'un göbeğinde bir maytap fabrikası, ruhsatsız ve kayıt dışı, haliyle denetimsiz olduğu için patladı ve 21 insan evladı öldü.
Yalnızca 2009'da 92 maden işçisi, işinin başında, yerin altında hayatını kaybetti.
Çoğumuzun yeni duyduğu, şu kot taşlama işçilerinin durumu bile tek başına sosyal güvenlikten ne anladığımızın göstergesidir.
Kot kumlama işi, o işi yapanların ciğerlerini tahrip ediyor ve silikozis hastalığına sebep oluyor.
Binlerce insanın, hiçbir sosyal güvencesi olmadan üstelik de üç otuz kuruşa bu şartlarda çalışması, çalıştırılması cinayete teşebbüs değilse nedir?
Ya mevsimlik tarım işçilerinin dramı…
Çoğu kadın ve ilköğretim çağındaki çocukların bu çilesine hangi sosyal devlet izin verebilir?
Ve işte son eserleri; Ankara'da yaşananlar, Tekel işçilerinin mücadelesi ve buna karşılık hükümetin tavrı…
Aslında onlar sırf kendileri için değil, ekmeği küçülen, maaşları yarı yarıya azaltılan, iş güvencesi elinden alınan ve bir süre sonra aynı kaderi paylaşması muhtemel bütün çalışanların adına oradalar.
Gidişat, bugün onların, yarın bütün çalışanların 4-C denilen kölelik kapsamına alınacağını gösteriyor.
Artık aşikar ki bu hükümetin çalışanlarla zoru var. İşsizleri öne sürüp işi olanları, yoksulluğu öne sürüp az çok evine ekmek götürebilenleri sindirmeye ve insanları yoklukta eşitlemeye kararlı görünüyorlar.
Bunların sosyal güvenlikten anladığı, insanları aç bırakarak ağlatmak ve cahil bırakarak yalvartmak…
İlla başımıza gelince mi anlayacağız.
Bütün bu tablo Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın istifasını gerektiriyor.
Kavgalı oturumun da sebebi buydu. Hakkındaki gensoru önergesi tartışılacak ve oylanacaktı.
Oylamanın sonucu önceden belliydi elbet.
Hiç değilse içeriğinin kamuoyu ile paylaşılmasında yarar vardı.
Ama maalesef kuru gürültüye gitti.
Yazı Tarihi : 13 Şubat 2010 Cumartesi
Bu yazı 122 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar