AVUÇ YALAMAK...
Genel olarak ülke gündemini işgal eden her konuda Sayın Başbakan'ın, hem kendi maksadını aştığını düşündüğümüz hem de kamu vicdanında rahatsızlıklara yol açtığına inandığımız bir takım çıkışlarına, artık alıştık. Son olarak, Ankara' da ki işçi eylemleriyle ilgili olarak bir sendika temsilcisinin yaptığı açıklamaya karşılık verdiği cevap da daha öncekilerini aratmayacak kadar ilginçti.
Bir sendika başkanına yönelik olarak; "Avucunu yalarsın sen. Önce haddini bil!.." v.s gibi ifadeler kullanmak, belki Berlusconi modeli politikacılar için normal sayılabilir ama, Türk Milleti'nin devlet geleneğinde bu üslup fazlasıyla tuhaf kaçar. Sanırım bu tuhaflığı Başbakan'ın kendisi de fark etmiş olacak ki; bu ifadelerin hemen arkasından, "Haddinizi bilin, bizi de böyle kullanmak istemediğimiz ifadeleri kullanmak zorunda bırakmayın" şeklinde bir manevrayla, durumu kurtarmaya çalışmıştır.
Her ne kadar "Yandaş medya" olarak adlandırılan bir kısım medya orada yaşananları pek yansıtmıyorsa da yine de Ankara' da ki işçi eylemlerinde bir ayı aşkın bir zamandan beri yaşananlar, hiç de hoş görüntüler koymuyor ortaya. Memleketin dört bir tarafından Ankara'ya toplanmış olan o işçiler, kanaatimizce Başbakan'ın dediğinin aksine avuçlarını yalamamak için, bu kışta kıyamette orada toplanmışlardır. Aslında, açılım safsatasıyla memleketin her köşesinde anlamsız huzursuzluklara ve tedirginliklere yol açan AKP iktidarı için, kaçırılmaması gereken bir fırsat, bulunmaz bir yeniden kucaklaşma bahanesidir bu durum. Ancak; putperestlerin "Kendi yapar, kendi tapar" anlayışlarına benzer bir mantıkla, kendileri üretip kendilerini inandırdıkları "Sanal Darbe" söylentileriyle senaryolar üreten bir takım yalaka kalemşorların oluşturduğu "Devrilme Paranoyası" na kapılan AKP iktidarı, ne yazık ki bu fırsatı değerlendiremeyecek gibi görünüyor.
Ben inanıyorum ki; orada toplanan işçilerin büyük bir kısmı, gerçekten de sadece ekmek paraları, çoluk çocuklarının rızıkları için oradadırlar. Özlük haklarıyla veya ücret artışlarıyla ilgili bir takım uzlaşmalar veya iyileştirmeler mutlaka sendika temsilcileri ve hükümet yetkilileri arasında yapılacak olan görüşmelerle bir şekilde yoluna girecektir. Ama onlar, sadece demokratik haklarını kullanarak eylem yapan işçiler değil, aynı zamanda bazılarının aksine üzerlerinde T:C kimliği taşımaktan şeref duyan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdırlar. Devletin Başbakan'ından, bakanından, valisinden ve kolluk kuvvetlerinden bekledikleri de sadece dağdan indirilen terörist artıklarına bile çok görülmeyen kadar bir nezaket ve inceliktir.
İktidar artık öğrenmelidir ki; demokrasi, sadece iktidar mensuplarının güçlerini ve koltuklarını muhafazaya, iktidara karşı veya iktidarın yanında olmayan herkesi de avuçlarını yalatmaya memur bir yönetim biçimi değildir. En az sizin iktidarda kalmayı arzulamak hakkınız kadar, muhaliflerinizin de iktidar olma heves ve arzusunda olma hakları vardır. Demokrasilerde, iktidarı yasadışı yollardan yıkmaya kalkışmak kadar, iktidar olmanın sağladığı devlet gücüyle muhalefeti yok etmeye kalkışmak da suçtur.
Yazı Tarihi : 01 Şubat 2010 Pazartesi
Bu yazı 121 kere okudu
YASAL UYARI: Bu sayfada yayınlanan yazı, yazarın kendine ait görüşleridir. Yazılan yazıdan ve yorumlardan medyabar.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.