Peygamber Ocağı ve Vicdani Ret..

Olgun Sert

Olgun Sert
Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com

Vicdani ret konusuna girmeden önce Türkçemize yerleşmiş durumda bulunan yabancı kökenli kelimelerin fazlalığına değinmek istiyorum.
Bu hızda devam etmesi durumunda Türkçemiz neredeyse karma bir dil haline dönüşecek.
Yazıma attığım konu başlığı dahi yabancı kelimelerin devşirmesi şeklinde. Türkçemizin maruz kaldığı yabancı kökenli kelimelerin saldırısından bir an önce kurtulması temennisiyle konumuza girelim.
Son günlerde gündemimize yavaş yavaş ama derinden ve sessiz şekilde giren bir kavram var.
Bu kavramın adına vicdani ret deniliyor.
Vicdani reddi irdelediğimizde, bir bireyin politik görüşleri, ahlaki değerleri veya dinsel inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesi anlamı taşıdığını görüyoruz.
Bu düşüncenin ilk olarak 19. yüzyılda ortaya atıldığını, 20. yüzyılın başlarında I. ve II. Dünya Savaşları sırasında taraftar bulduğunu görüyoruz.
Son dönemlerde ülkemizde ortaya çıkan vicdani retçilerin faaliyetlerine baktığımızda tuhaf bir sloganla karşılaşıyoruz.
Savundukları sloganın adı "savaşa hayır" sözcüğü. Savaşa hayır sözcüğü aslında tek başına kullanıldığında çok masum ve insani bir anlam ifade etmektedir. Ancak ülkemizin içinde bulunduğu mevcut şartlarda kullanıldığında masumane halini kolaylıkla terk etmektedir.
Zira bir vicdani retçi,ben askerlik yapmak istemiyorum,askerlik yaptığımda istemediğim bir savaşın içerisine giriyorum,ben savaş değil barış istiyorum cümlelerinin masumiyeti arkasına saklanarak su-i niyet içerisine girebilmektedir.

Kötü niyetlilerin kelime oyunları ile ülkemizin birlik ve bütünlüğü ile Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürüttükleri faaliyetleri sorgulamak gerekmektedir.
Türk Milleti doğuştan askerdir ve askerlik hizmetini vatan borcu addederek seve seve askere gider. Askere giderken davulla zurnayla uğurlanır. Analar, babalar vatana kurban adayı olması düşüncesinden hareketle askere giden çocuklarının ellerine kına yakar.
Bunun yanında çocuğunun askerliğini yaptıktan sonra adam olabileceğini, rüştünü ispatlayabileceğini düşünür. Türk Milleti asker ocağının peygamber ocağı olduğunu bilir ve bu ocağın kutsallığına inanır. Peygamber ocağına asker göndermek Müslümanlığın gereğidir zaten.

Ancak bütün bunlara rağmen sözüm ona barışseverler vicdani ret teranesi altında aslında Türk Milletini askerlikten soğutarak, silahlı kuvvetlere karşı tepki koydurmak suretiyle milli güvenliğimizi hedef almaktadır. Bu yolla askerlikten soğutulmuş ve silahlı kuvvetlere güvensizlik ortamı yaratarak başta Pkk terör örgütü ile mücadele azmini kırmayı hedeflemektedirler.

Türk Devleti, bölgesinin hassasiyeti nedeniyle zorunlu askerliğe mecburdur. Eğer zorunlu askerliği sulandırma yoluna gidilirse komşu ülkelerin başına gelenleri referans olarak almak gerekir.
Bir ülkenin tam bağımsızlığı, güçlü bir ordudan, güçlü bir ekonomiden, güçlü bir siyasetten geçmektedir. Bu denge bozulduğunda Arap devletlerinde olduğu gibi bağımsız görünen bağımlı devletçik konumunda olunur.

Bu nedenlerden ötürü savaşa hayır, barışa evet klişe cümleciklerin masumiyeti arkasına saklanarak pis emellerini gerçekleştirmek isteyen aymazlara karşı çok dikkatli ve tedbirli olmak gerekir.
Elbette hiç kimse savaş istemez. Elbette savaşa hayır, barışa evet diyeceğiz. Ancak bunu yaparken barışa giden yolun güçlü ve caydırıcı bir ordudan geçtiğini unutmamak gerekir.
Zaten Türk Silahlı Kuvvetleri şu anda hiçbir düşman devlette savaşmıyor. Savaş sadece birbirine düşman devletlerin orduları arasında yapılır. Şimdiki piyasaya çıkan vatan hainlerinin yaptığı propaganda gibi Türk Silahlı Kuvvetleri vatanın bölünmez bütünlüğüne kast eden teröristlerle mücadele ediyor. Teröristle yapılan mücadelenin adı savaş değildir. Bu mücadeleye savaş diyenler aslınla Türkiye'ye karşı savaş vermektedir.



Yazı Tarihi : 28 Ocak 2010 Perşembe
Bu yazı 174 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Veyselsaka @ 02.06.2010 20:11:32
veysel @ 02.06.2010 20:10:54
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk