Sıranın Sana Gelmeyeceğinden Emin misin?

Erol Afşar

Erol Afşar
Tekel işçileri haftalardır meydanlarda…
Yanlarına gitmedik, ellerini tutmadık, destek vermedik ama birileri gibi buğz da etmedik.
Ne demek buğz etmek…
Efendim zaten neredeyse iki öğretmen maaşı alıyorlar, üstelik yan gelip yatıyorlardı! Bırakın ne halleri varsa görsünler. Hem devlet safralarını atacak ki bize daha fazla maaş verebilsin.
Alırsınız!!!
Devlet, her nasılsa 400-500 liraya da öğretmenin çalıştırılabileceğini çoktan öğrendi. Bakın ücretli öğretmenlere, bakın atanamadığı için özel sektöre muhtaç kalan öğretmen adaylarına, kaç liraya talim ediyorlar; Ortalama 500-600 lira…
Yarın siz eyleme çıksanız, bu kez de onlar diyecek; Aynı işi yapıyoruz kardeşim! Ama kadrolu öğretmen 1700-1800 alıyor, ben 500-600 lira… Bir de utanmadan eylem yapıyorlar, diyecek.
Sizin Tekel İşçileri hakkında dediğiniz gibi…
Ve sonumuz Sarı Öküz'ün öyküsüne benzeyecek.
Nasıl mı?
Ormanın birinde aslanlar toplanmış.
"Yahu" demişler, "Hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük... Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor,
ee balık yakalayacak halimiz de yok... N'aapsak?"
Bir tanesi "En iyisi, öküzlere saldıralım" demiş, "iri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!"
Olur mu? Olur. Hücum!
Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; Öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer...
Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.
Aslanlar aç bilaç. N'aapsak, n'aapsak?
"Tilkiye danışalım" demişler.
Tilki "kolay" demiş, "beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların başkanı/başbakanı yapın, işinizi halledeyim..." Kabul etmişler.
Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, "saygıdeğer öküzler" demiş, "aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar... Ama şu aranızdaki Sarı Öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o, görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!"
Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığıyla verivermişler sarı öküzü... Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün... Tilki gene gelmiş; "Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz" demiş ve eklemiş: "Ama şu Benekli Öküz var ya, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!"
Öküz heyeti düşünmüş, "otlağın selameti için" teslim etmiş benekli öküzü..
Üç gün, dört gün... Tilki gene gelmiş; Kuyruğu uzun olanı, burnu beyaz olanı, tombul olanı tek tek alıp, gitmiş. Otlak seyrelmiş. Aslanlar semirmiş.
Bir gün... Tilki gelmemiş! Gerek kalmamış çünkü.
Direkt Aslan gelmiş; "Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin" demiş.
Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler; "Keşke Sarı Öküz'ü vermeseydik" demiş ama iş işten geçmiş.
İnsanlık bu ve benzeri filmleri çok seyretti ama ders almadık, akıllanmadık.
Hala o sağcı-bu solcu, o dindar-bu laik, o doğulu-bu batılı, o falan-bu filan diye ayrıştırıldığımızı, ayrıştırıldıkça gücümüzün azaldığını, gücümüz azaldıkça daha iyi sömürüldüğümüzü, daha rahat kullanıldığımızı anlayamadık.
Bizim asli gücümüz, üretimden gelen gücümüzdür gerçeğini kavrayamadık…
Kimsenin kolay kolay müdahale edemeyeceği alanların başında gelen işyerlerimizi kamplara, gücümüzü ufak ufak lokmalara böldürdük.
Sendikal ve örgütlenme hakkımızı dahi şuncu-buncuya göre kullandık, kullandırıldık.
Yok aslında birbirimizden farkımız, hepimiz işçiyiz, emekçiyiz, bordro mahkumuyuz.
Ama müştereklerimizde birleşemedik/birleştirilmedik. Sürekli farklı yanlarımız ön plana çıkarıldı, bölük pörçük edildik.
Bizim ki de Alman şair ve tiyatro yazarı Bertolt Brecht'in son pişmanlığı gibi olmasın;
"Naziler önce Komünistleri tutukladılar; Komünist değilim diye ses çıkarmadım.
Sonra Yahudileri tutukladılar, Yahudi değildim, ses çıkarmadım.
Sosyal Demokratları tutukladılar, savunmak bana mı kaldı dedim, ses çıkarmadım.
Sıra bana geldiğinde etrafta tutuklanmama ses çıkaracak kimse kalmamıştı!"
Vel hasılı kelam; Sıra bize gelmeden sesimizi çıkarmazsak, bizim için hiç kimsenin sesi çıkmayacaktır.
Aklımızı başımıza alalım.



Yazı Tarihi : 20 Ocak 2010 Çarşamba
Bu yazı 204 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

merak etme erolcum sana bir şey olmaz sıra sana asla gelmez
şerafettin @ 21.01.2010 08:21:42
Hhümetimiz ve taraftarları memurların ya da işçilerin yaptığı bu eylemleri ; " Rahatsızlıkların dile getirilmesi veya demokratik bir tepki olarak görmüyor " Devlete karşı yapılmış başkaldırı olarak bakıyor olaya.O nedenle inatlaşmayı tercih ediyor.Gerçi devlete başkaldıranlar da ödüllendiriliyor ya neyse!Belki onlar için meydanlara çıkamıyoruz ama en azından internet aracılığı ile destek verebiliriz.
Bird Dost @ 20.01.2010 13:48:21
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk