Rakamlarla harfler arasında ilginç bir ilişki vardır.
Numeroloji uzmanları da bu ilişkiden yola çıkarak bir nevi fal bakarlar.
Yaptıkları şey isim veya kelimeyi oluşturan harfleri, alfabetik sıralamadaki karşılıklarıyla toplamaktır. ‘E'=6+'R'=21+'O'=18+'L'=15… EROL=60 gibi…
Numeroloji uzmanlarına sormuşlar; Yükselmenin, başarmanın sırrı nedir? (Tabi bu yükselmeden ve başarıdan ne anladığınıza bağlı!)
Acaba inanmak mı? Bakalım…
İNANMAK= 10+171+17+16+ 1+14= 76… İnanmanın başarıya etkisi yüzde 76…
Peki, çalışmak mı? ÇALIŞMAK = 4+1+15+11+23+16+ 1+14= 85…
Yoksa yalakalık mı? YALAKALIK= 28+1+15+1+14+1+15+ 11+14=100!..
Tabi ki fala inandığım falan yok. Zaten başarının ve yükselmenin yüzde yüz yalakalığa endekslenmesi de içinde yaşadığımız zaman dilimi ile alakalı. Yani dönem falı haklı çıkardı diye, falı haklı çıkaracak ve inanacak değiliz.
Sosyoloji uzmanları, ‘yalakalığın tarihçesi insanlık tarihi kadar eskidir, yalakalık insanın var olmasıyla başlamış, her devirde müşterisi olmuş, her zaman para etmiştir' deseler de bu bir genellemedir, Müslüman-Türk toplumunu hiç değilse son yıllarımız hariç istisna tutmazsak haksızlık etmiş oluruz.
Yalakalık; bizim için de oldukça eski bir deyim olmakla birlikte, yalakalığın bunca prim yapması gerçeği o kadar eski değil yani.
Ben diyeyim 2002'den beri, siz deyin hadi 10 sene… Ama neticede yeni…
Siz bakmayın Türkçemizdeki yalakalığın tanımında kullanılan kelimelerin çokluğuna…
Yağcı, yağdanlık, dalkavuk, şakşakçı, şaklabanlık, kemik yalayıcılık, yalpaklık, huluskarlık, kıç yalayıcı, omurgasızlık, yanardönerlik gibi kelimelerin çokluğu biraz da bizim Türkçemizin güzelliğinin ve kıvraklığının neticesidir.
Velhasıl ‘yalaka' her zaman olmuştur evet ama şu son döneme kadar pek karşılık bulamamıştır diyebiliriz.
Karşılık önemli…
Konu akademik olarak incelendiğinde yalakalık fiilinin oluşa bilmesi için en az iki kişinin olması gerektiği gerçeği ortaya çıkıyor. Yani bir kişinin yalaka olması için en az bir de yalakalık yapılan kişiye ihtiyaç vardır.
Yalakalık yapılan kişinin üstün meziyetleri olup olmaması zamanımızda çok ta önemli değildir. Yalakalık yapan kişinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek mevki ve statüde olması yeterlidir.
Yalakalık önceleri aç -tok, kuvvetli-zayıf, zengin-fakir, gibi ikililer arasında oluşurken, zamanımızda belli makamlara gelmedeki ehliyeti ölçü alan kesin kuralların olmayışı veya olduğu halde uygulanmayışıyla yeni bir model oluşturdu.
Artık bir makama gelmenin yolu bilgi, beceri liyakatten değil yalakalıktan geçiyor.
Çok mu hafife aldık? Galiba öyle.
Oysa, yalakalık zor zanaat, o artık bir sanat dalı, haliyle yalaka da bir sanatçı…
Tabii bu mesleği herkes beceremez, yürütemez, yüzüne gözüne bulaştırır.
Daha doğrusu bir yaşam biçimi, gerek özel ve gerekse kamu alanında gün gittikçe de revaçta bir meslek haline geldi.
Bu mesleği icra etmek ihtisas sahibi veya yüksek tahsil görmeye gerek yok ama kabiliyet önemli.
Eskiden kralın biri patlıcanı çok severmiş. Patlıcandan her bahsettiğinde, soytarısı iç geçirir kralı tasdik edermiş.
Kral; ‘'Patlıcan dolma gerçekten mükemmel bir yemek'' diye konuşsa, soytarı atılır ‘'evet patlıcan dolmanın üzerine yemek tanımam'' dermiş. Kral patlıcan musakkadan bahsetse ‘' ah var mı patlıcan musakka gibi bir yemek'' diye söze başlarmış. Kral ‘' üç öğün patlıcan kızartma olsa yerim'' dediğinde, ''bir ömür patlıcan kızartma yiyebilirim'' dermiş.
Gel zaman git zaman kral patlıcandan bıkmış nefret eder olmuş.'' Bu patlıcan yemeğini nasıl yerler bilmem. Böyle tiksindirici bir yemek daha olamaz'' demiş.
Soytarı.'' Haklısınız kralım millette ne mide var. Aslında tüm patlıcan yemeklerini yasaklamak lazım'' demiş.
Soytarının daha önceki söylediklerini bilen biri ‘' Yahu! Daha dün sen değil miydin patlıcan yemeğini öve öve göklere çıkaran?'' diye sorduğunda soytarı atılmış.
Ben kralın yalakasıyım patlıcanın değil.
Günümüzde de modern kralların, modern yalakaları ne kadar arttı değil mi?
Bunu, ülkenin gidişatından da anlamak mümkün…
Montesguieu'nun; "Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa o ülke batar" dediği günlerdeyiz maalesef…
Yazı Tarihi : 15 Ocak 2010 Cuma
Bu yazı 166 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar