Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com
Bugünlerde ulusal gündemimizin yoğunluğu yine devam ediyor. Gündemler değişken olsa da yoğunluk dereceleri her nedense hiç azalmadı.
Aksine kontrollü bir şekilde hep ayar veridi. Bazen gündemsiz kalınacağını zannettiğimiz anlarda yeni gündemler oluşturuldu.
Yapanları kendi adına kutlamak gerek. Geri kalmış toplumların makûs talihi bu olsa gerek.
Birileri yazar, rol verir, sahneyi açar, figüranlar oynar. Süreç bu kadar kolay. Nede olsa geri kalmışlığın kaderinde bu var.
Son dönemdeki meşhur gündemimiz "Özel Kuvvetler Komutanlığı"nın arşiv odasında yapılan arama ve arama sürecinde kargo ile gönderilen mermiler.
Önce arama yapan hâkimin askeri plakalı iki araç tarafından takip edildiği konusu gündemimize oturdu. Arkasından aynı hâkime ve Cumhuriyet Savcısına gönderilen sekizer adet mermi bizleri hayretler içerisinde! Bıraktı. Ulusal yazılı ve görsel medya konuyu manşetlerine taşıdı.
Görsel medya muhabirleri mikrofonu ellerine alıp olayı aktarırken öyle heyecanlı ve panik halinde konuyu haber yaptılar ki ekranları başındaki izleyenler baş ağrısı,mide krampları geçirmeye başladılar..
Benim asil milletim de oluşturulan gündemlerin çarklarına kendini kaptırmış, ne yapacağını, kime ve neye inanıp güveneceği konusunda tereddütler yaşamaya başlamış durumda hayretler içerisinde kalıp arzu edilen ortamın asıl hedefi konumunda bulunmaktan kurtulamıyor.
Asıl hedefin aslında ta kendisi olduğunun farkına varamıyor.
Bu hedefi ifşa edecek olanlar ve kendilerini aydın olarak gösteren şahısların amiyane tabirle gıkları çıkmıyor.
Zaten çoğu aydın zannedilen kişiler bu sahnede figüranlık yapmaya başlamışlar ama kendilerini ortamın içerisinde bulduklarından çıkmaz bir labirentte olduklarının dahi farkında değiller.
Şimdi konuya değişik bir pencereden bakmakta, olayları ve konuları çok boyutlu olarak asil milletimize aktarmakta fayda var.
Bunu yaparken de konulara tam bağımsız ve aydınlatıcı yönümle baktığımı söylemem gerek. Her nedense bazı kendini ve haddini bilmezler benim yazılarımı başka tarafları ile okuyup, şan ve şerefiyle tarih yazan Türk Silahlı Kuvvetleri mensubiyetinden emekli olmam hasebiyle, emekli olduğum bu kuruma besledikleri kin ve nefretin yanında habis kalmış hain duygularını yüzeye vurma adına haksız ve maksatlı eleştirilere yönlendirebiliyorlar.
Kendimi övmeyi ve değişik göstermeyi hiçbir zaman tercih etmemişimdir. Yazılarımı okuyanlar yeri geldiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik olarak ağır eleştirilerim olduğunu göreceklerdir.
Bize göre doğru doğrudur,yanlış yanlıştır.
Doğru ile yanlışın ortası olmaz.Her neyse takdiri asil milletime bırakıp asıl konuya dönelim..
Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın arşivinde yapılan arama sürecine en baştan girip konuyu uzatmaya gerek yok. Ancak bu soruşturmayı yapan hâkim ve savcıya özel bir kargo şirketi ile sekizer adet Kaleşnikof fişeği (çapı 20 mm'ye kadar olan mühimmata fişek denir, mermi denmez) gönderildi.
Ve her nedense dünya haber ajanslarının öncelikli haberi oldu. Benim iyi niyetli asil milletime şimdi buradan bir pencere açmak istiyorum.
Gönderilen sekizer adet fişeğin toplamı kaç yapıyor?
Toplamda onaltı yapıyor.
Onaltı rakamı Türk tarihine baktığımızda neyi ifade ediyor?
Tarihte günümüze kadar kurulan 16 Türk Devletini ifade ediyor.
Şimdi bu bilgiyi alıp elimizde tutalım.
Devam edelim..
Gönderilen Kaleşnikof fişeği hangi silahın mühimmatı oluyor?
Uzun namlulu piyade tüfeğinin mühimmatı oluyor.
Bu bilgiyi de elimizde tutalım.
Devam edelim. Uzun namlulu piyade tüfeğini yaygın olarak kim kullanıyor? Polis mi kullanıyor?
Hayır.
Kullanan tek bir kurum var.
O da Türk Silahlı Kuvvetleri.
Şimdi bu bilgiyi de elimizde tutalım.
Özel Kuvvetler Komutanlığı soruşturması nasıl başlamıştı?
ABD'den gelen bir telefon ihbarı ile başlamıştı.
Soruşturmayı yürüten hâkim ve savcıya gönderilen 16 adet fişek nerden ve nasıl gönderildi?
Ankara'dan ve özellikle kamera kayıt sistemi olmayan bir kargo merkezi seçilerek gönderildi.
Bu yöntemle sürecin yönlendirilmek istendiği adres neresi oluyor? Acaba 28 Şubat 1997 tarihinde başlayan o meşhur 28 Şubat sürecinde baş aktör olarak addedilen ve Özel Kuvvetler Komutanlığının bağlı olduğu Emekli Orgeneral Çevik Bir'e ulaşmak için bir kapımı aralandırıldı?
Türk Silahlı Kuvvetleri zorla bir şeylere mi sürüklendirilmek isteniyor?
Şimdi elimizde bulunan verileri sıraya koyalım ve tümevarım yöntemini uygulayalım. Bu süreç nereye gidiyor?
Kimler, kimler tarafından nasıl yönetiliyor?
Yöneticilerimiz ne yapıyor?
Eloğlunun istihbarat ajanları çekirge sürüsü gibi en kritik yerlerimizde cirit atarken bizimkiler ne yapıyor? Armut toplamaktan elleri yorulmadı mı acaba? Kararı siz verin.
Yazı Tarihi : 07 Ocak 2010 Perşembe
Bu yazı 206 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
değğerli kardeşim istihbaratımız damı bir eksiklik var da bizmi bilemiyoruz peki çalışıyorsa bu eşkiya nasıl böyle rahat at oynatıyor adamlar çelik çocuk it köpek polise askere saldırıyor yakıyor yıkıyor polis su yada biber gazı sıkıyor,peki siz ne yaptınız askerliğiniz süresince yada yapabildiniz?nereye kadar gidebildiniz yada nerde tıkandınız?işte sorun burda kördüğüm.
haberci @ 08.01.2010 00:06:57
Birisi kardeş,
Sen annamışa benziyon gayri.
Sahi essahmı deyyon.Herkez annamışmı felan filan yani...
öbürü @ 07.01.2010 21:47:33
CACIĞI BIRAKIN. . .
İKTİDARIN ORDUYU YIPRATMA TEZGAHINI,
SOKAKTAKİLER ANLADI. . .
SİZ DAHA ANLAMADINIZMI ?
BİRİSİ @ 07.01.2010 20:31:26