Adım Mehmet. Şu an vatani görevimi yerine getiriyorum.
Güzel ülkemin kutsal topraklarını korumak için, ücra dağ karakolunda bir grup arkadaşımla beraber nöbetteyim.
Hiç korkmuyorum. Çünkü biliyorum ki, bu mukaddes hizmet süresinde ölürsem şehit olacağım, kalırsam gazi. Her iki neticede de ailem, sevenlerim ve bütün milletim benimle gurur duyacak. Aileme ve çocuklarıma bırakacağım en büyük miras bu şeref olacak. Vatan görevim süresince ihlasla geçirdiğim her dakikanın, en büyük ibadet seviyesinde anlam taşıdığına yürekten inanıyorum. Ve buradaki her anım için yüce Allah'a minnetle şükrediyorum.
Her göreve çıkışımda ya da arkadaşlarımı arazi kontrollerine uğurlarken sağ salim dönmeleri için dua ediyorum. Yaşadığımız her kayıpta veya televizyon haberlerinde izlediğim her şehit cenazesinde büyük üzüntü yaşıyorum. Bu durumlarda tek teselli kaynağım manevi kuvvetim. Biliyorum ki, onlar ölümsüzlüğe yol aldılar. İşte bu inançla yaşama ve mücadele azmimi pekiştiriyorum. Bu umut ve teselli üzüntümü azaltıyor.
Fakat son dönemlerde tesellisi mümkün olmayan üzüntüler yaşıyorum.
Umutlarım tükeniyor.
"Bunun için mi..?" diye soruyorum kendime, cevap veremiyorum. Şaşırıyorum gördüklerime, duyduklarıma… Her türlü saldırı, kayıp ve zorluğa rağmen yaşattığım mücadele azmim yıkılıyor, kahroluyorum.
Güzel ülkemde neler oluyor, anlam veremiyorum.
Terör örgütü mensubu olmak, terör propagandası yapmak suç olmaktan mı çıkarıldı? Yıllardır peşinden kovaladığımız eli kanlı katiller davullarla/toylarla karşılanıyor. Devletimin en üst düzey bürokratlarının refakatinde yapılan bu gösterilere inanamıyorum.
Şehirler yakılıyor, yıkılıyor. Bölücüler cüretkarca meydanları işgal ediyor.
Güvenlik güçlerimiz ise "Sağduyu" adına sadece seyrediyor.
Bu rezilliğe tepki gösteren vatandaşlarımız ise utanmazca yargılanıyor, provakasyon yapmakla suçlanıyor.
Akşamları, karakolumuzun mütevazi salonunda izlediğim televizyon görüntülerini idrak edemiyorum. Acaba bu izlediklerim birer kamera şakası mı?
Katil başı, tutuklu bulunduğu cezaevini adeta bir karargah gibi kullanıyor. Aylardır Türkiye gündemini o belirliyor. Her dediği hemen hayata geçiriliyor. Devletimi idare edenler, sanırsınız ki, örgütün hamleleri karşısında pozisyon belirliyorlar. Bu acziyet görüntüsüne yüreğim dayanmıyor.
Bizlerin dağ taş demeden kovaladığı, inlerine baskın yaptığı teröristler, şehirlerde serbestçe dolaşıyorlar. Dağlarda yer tutmalarına müsaade etmediklerimiz, şehirlerde hoyratça seslerini yükseltiyorlar. Ülkemin boz dağlarını teslim etmediğimiz çapulcular şehirleri teslim alıyorlar, dükkanları kapatıyorlar, vatandaşı sokaklara yığıyorlar.
Hain sıfatlıların sahip oldukları bu özgürlükleri televizyondan izleyince düşünüyorum; acaba biz bu dağlarda ne yapıyoruz? Neden yapıyoruz?
Acımasız bir katil sürüsü olan Pkk'nın yaptığı hunhar katliamlar; sanki devletimizin gücünü kullanan grupların üstü örtülü operasyonlarının bir sonucuymuş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Hükümet partisinin ileri gelenlerine göre, yapılan bu saldırıların amacı sözde Demokratik Açılıma yönelik provakatif eylemler. Öyle bir fotoğraf zihinlere yerleştirilmeye çalışılıyor ki, yıllardır on binlerce kanın akmasının nedeni, adeta Türkiye'nin selametine kastetmiş planlı terör değil; üç beş tane saf kandırılmış çocuğu kendi kontrollerinde dağa çıkararak örgüt kurduran ve ülkedeki iktidarlarını devamını sağlayan sözde DERİN GÜÇLER(!)
Yıllardır bizlere anlatılanlar; yani, terörün uluslar arası desteğinin olduğu, ayrılıkçı emeller taşıyan binlerce militanın varlığı, milyarlarca dolarlık rantı paylaşan örgüt yöneticileri, bölücülüğü siyasi amaç edinmiş sözde politikacılar vs. hepsi birer yalanmış. Tüm bunlar statükocuların(!) maniplasyona yönelik gerçek olmayan propagandalarıymış(?)
Tokat'ta şehit edilen yedi arkadaşımızın ardından söylenenlere kulaklarım inanamıyor. Hükümetin bir Bakanı çıkıyor, "…bu saldırının arkasından başka şeyler çıkabilir" diyerek olayın terör bağlantılı olamayabileceğini ima ediyor. Ya da İETT otobüsünde Pkk militanları tarafından hunharca yakılan 17 yaşındaki Serap'ın cenazesinde bir yaşlı kadının Türk Bayrağı açarak "Yeter artık. Serap geri gelmeyecek. Susmayacağız. Bayrak için yaşıyoruz" diye lanetleyen feryadına kulaklarını tıkıyorlar.
Acaba ben boşuna mı mücadele ediyorum? Ne için mücadele ediyorum?
Ben ve arkadaşlarım burada cansiparane bir şekilde bölücülere karşı mücadele ederken, bölücü unsurlara hem de Devletimizi yönetenler tarafından bu derece müsamaha gösterilmesi ne anlama geliyor? Ne için vuruluyorum, neden kendimi feda ediyorum?
Ana babamı gözü yaşlı; eşimi dul, çocuğumu yetim bırakırken gözüm arkada mı kalacak?
Askerliğin yan gelip yatmak olmadığını bilen biz Mehmetçikler, "vuran da vurulan da vatan evladı…" söylemleriyle terörist kelleleriyle bir mi tutuluyoruz?
Sözde Demokratik Açılım adı altında; bölücüye, bölücü söylem ve taleplere, bölücülüğe zemin yaratan her türlü unsura yeni özgürlük alanı açmanın peşinde olanlara soruyorum;
Kürt Türk demeden katledilen 40 bin vatandaşımızın,
Daha doğmadan anne karnında öldürülen ceninlerin,
Tek amacı dağ köylerindeki çocuklarımızı eğitmek olan fakat bayrak direklerine asılarak öldürülen öğretmenlerin, Bir hıncın ifadesi olarak üzerine yüzlerce mermi sıkılarak katledilen Mehmetçiğin hesabı ne olacak?
Milyonlarcası şehit olan ve daha yüzbinlercesi şehit olmayı bekleyen Mehmetçiklerden, tarihimden, sayısız kahramanlıkların sahibi büyük milletimden ve en önemlisi beni yargılayacak olan gelecek nesillerimden utanarak soruyorum bunları.
Kim cevap verecek?
Yazı Tarihi : 05 Ocak 2010 Salı
Bu yazı 179 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Sayın Erol Bey yazınızın çoğuna katılıyorum ve eksik buluyorum.Yaptığınız tespitler doğru fakat tek pencereden bakmışsınız.Madem gazetecilik yapmaya kalkıyorsunuz olaya tam olarak objektif bakmanız gerekiyor?
Şimdi gelelim yazınıza 40.000 kişinin katilleri diyorsunuz evet buralardan nemalanan insanları artık milletimiz çok iyi biliyor ve görüyor?Türkiye ye üzerine oynanan Ayışığı,Kafes gibi Ülkeyi kaos ortamına sokmak isteyenlerin bulunduğunu herkes biliyor.Fakat siz bu olayları bakış alanınızdan göremiyorsunuz galiba? Siz en iyisi yapabildiğiniz işi yapın gazeteciliği gazeticilere bırakın sayın AFŞAR Sağlıklı günler dileğiyle
Aslı OZAN @ 06.01.2010 09:58:31
Evet sayın yetkililer! Bir vatandaş olarak ben de cevap bekliyorum.Buyrun görelim cevabınızı.neymiş??
karagülle @ 05.01.2010 13:37:46
EY ! ASKERİM SEN MÜCADELENE DEVAM ET.
BURADA Kİ AMAÇ SENİN ZATEN BU MUCADELE AZMİNİ KIRMAK. SEN NEKADAR TERORİST TEMİZLERSEN ONLARIN AZMİ OKADAR KIRILACAK.TARİHTE HİÇBİR ZAMAN TÜRK MİLLETİNİN SAYFASININ YERİ DEĞİŞMEDİ. DEĞİŞMEDİ Kİ BU SAYFADA NE DEVLETLER NE BAŞBUĞLAR NE ORDULAR NE KAHRAMANLAR VARDI .
BU TARİH SAYFASINDA NE DESTANLAR YAZILI. YÜCE TÜRK MİLLETİ VE ONUN BAĞRINDAN ÇIKAN YÜCE TÜRK ORDUSU BU DURUMLARI İYİ BİLİR TARİHTEN . TARİHİ UNUTANLARI HATIRLATMASINIDA BİLİR. EY ASKERİM SEN MÜCADELENE DEVAM ET . BİLKİ YANLIZ DEĞİLSİN.
osi54 @ 05.01.2010 11:00:32