Büyükşehir Belediye Meclisi'nde iktidar ile muhalefet sözcüleri arasında yaşanılan atışmadan yola çıkarak yaptığımız yorumdan alıntılarla bizi bilgisizlikle suçlayan yılların gazetecisi Ergun Kaftancı ile olan diyaloğumuz(!) sürüyor...
O gün Meclis'te yaşanılan fikirsel çatışmayı zenginlik kabul edip, "Barika-i hakikat, müsademe-i efkardan çıkar" diye yazmıştık...
Gazeteci Ergun Kaftancı ise, "deyimi" yanlış kullandığımızı, meslek ilkelerine ters, yakışıksız ve alaycı bir uslup ile köşesine alıp, bizi bilgisizlikle suçlamıştı.
Sonrası malum...
Konu bilgi düzeyinden çıkıp, inatlaşma haline dönüştü.
Kaftancı yanlışında ısrarlı...
Ortada iki farklı deyim ve iki farklı görüş var, çözülemeyen...
Böyle durumlarda bilgi, belge ve kaynağa müracaat edilir, hiç kuşkusuz...
Bu nedenle karşılıklı kapışmak yerine, soruna açıklık getirecek "kaynaklar"a çevirelim istedik, yönümüzü...
Kaftancı'nın ısrarla ve inatla savunduğu "Barika-i hakikat müdavele-i efkârdan doğar" deyimini, fikirlerin "teati" edildiği ortamlar için kullanan tek bir yazar ve kaynağa rastlamazken, "Barika-i hakikat, müsademe-i efkardan doğar, (geçer), (çıkar)" şeklinde kullanan, ünlü, ünsüz pek çok yazar ile edebiyat dünyamızda doğruluğu tartışma götürmez kaynaklara ulaşmak hiç de zor olmadı...
Kaftancı, "Hasan Pulur'un ‘müdavele' sözcüğünü bir kenara atarak, ‘müsademe' sözcüğünü kullandığına ihtimal vermiyorum" diye yazıyor, iddialı bir şekilde...
Hasan Pulur ise, 18 Ağustos 2005 tarihli Milliyet gazetesinde "Olaylar ve İnsanlar" adlı köşesinde "Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar" şeklinde kullanmış, deyimi.
Tamlamalardan birini doğru, ötekini yanlış yazınca, gelen tepkiler Hasan Pulur'u açıklama yapma zorunda bırakmış.
Önce hatayı düzeltmiş, sonra da "Bizden kaynaklanan bu hatadan özür dileriz" demiş...
Bununla da yetinmeyip, 20 Ağustos 2005 Cumartesi günkü yazısıyla ikinci bir düzeltme yapma luzumunu hissetmiş ve "Sanırız bu konuda başka bir hata yapmayız" diyerek de onurlu, erdemli ve büyük yazar olmanın gereğini yerine getirmiş...
Kaftancı ise hâlâ ve ölesiye yaptığı hatayı savunuyor...
Yine Milliyet yazarı Hasan Cemal "Terörle bir yere varılamaz" başlıklı 18 Mart 2006 tarihli makalesinde deyimi; aynı şekilde virgülüne dahi dokunmadan Hasan Pulur gibi kullanmış...
Diyelim; Hasan Pulur ve Hasan Cemal yanlış biliyor...
Peki Çetin Altan'a ne diyecek Kaftancızade Ergun Efendi?
25 Eylül 2009 tarihinde yine aynı gazetede kaleme aldığı "Altta kalanın canı çıksın mı, çıkmasın mı?" başlıklı yazısında bakın nasıl kullanılmış deyim: "Barika-i hakikat (hakikatin ışıklı şimşeği), müsademe-i efkârdan (fikirlerin çatışmasından) geçer..."
Bütün bu yazarlar cümle içinde "müsademe" kelimesine yer verirken, "müdavele" hangi sutun ve sayfalarda geziniyordu acaba?
Söyler misin Ergun Kaftancı?
Bunlarla tatmin olmadıysan, devam edelim istersen...
"Barika-i hakikat, müsademe-i efkardan doğar" deyimi "Lûgat-i Naci"de de geçer ve bir Tanzimat aydını olan Namık Kemal'e ait olduğu belirtilir...
Farklı görüşleri yüzleştirmek, yüzleştirmekten de öte "müsademe"ye sokmak, yani çatıştırmak "müdavele-i efkâr" ile bağdaşır mı hiç?
Büyükşehir Belediye Meclisi'nde yaşanılan fikirsel atışmalar için kullandığımız deyimi teyit eden kaynaklara gelince sıra; bakmasını öğütleriz Kaftancı'ya, 1891'de yayınlanan Muallim Naci'nin "Lûgatı Naci"si ile 1962'de yayınlanan Ferit Devellioğlu'nun "Türkçe Osmanlıca Lûgatı"na...
Gerçeği, yalın ve çıplak bir şekilde kayıt altına almış bu iki dev kaynak...
Onlara da itibar edilmiyorsa, eğer...
Bilin ki, haklıdır(!), Ergun Kaftancı...
Şimdi gelelim meselenin özüne...
Namık Kemal, Muallim Naci, Ferit Devellioğlu, Hasan Pulur, Hasan Cemal, Çetin Altan ve Zeki Aydıntepe midir bilgisiz olan, yanılan, hataya düşen...
Yoksa sen misin Kaftancızade Ergun Efendi?
Bütün bunlardan sonra senden beklenen; yiğitçe, mertçe ve erkekçe ortaya çıkıp duayen gazeteci yazar Hasan Pulur'u yücelten o soylu tavrı gösterip okuyucularımızdan özür dilemen olacaktır...
Bilmem, meramımı anlatabildim mi?
Yazı Tarihi : 30 Aralık 2009 Çarşamba
Bu yazı 100 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar