Dün, MHP Ekonomik ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Sakarya Milletvekili Münir Kutluata, 2009 yılını değerlendirdiği bir basın toplantısı yaptı.
Önceliği 2010 bütçesi olmak üzere ülkenin önemli gündem maddeleriyle ilgi açıklamalarını paylaşmakta yarar görüyorum.
2010 Bütçesi;
2010 bütçesi umutsuz vaka…
Hükümet üyeleri ve iktidar milletvekilleri dahi 2010 yılının bütçesiyle ilgili ümit veremiyorlar. Ne bu nede önceki bütçelerini savunuyorlar.
Nitekim bütçe görüşmelerinde seyredenler görmüşlerdir; Bu bütçenin yeterliliğini ortaya koyamadılar. 2009 yılı bütçesinin yeterliliği ve ülke ekonomisinin içine düştüğü durumla ilgili hiçbir özeleştiride bulunamadılar. 2008'de, 2009'da hedef neden tutmadı, 2010'da ne yapılacak, hiç konuşamadılar. Anlaşılan o ki iktidarın gelecekten bahsetmeye takati yok, ufuk turu yapacak inandırıcılığı da yok.
Sayın Maliye Bakanımıza sordum; Bu bütçe fabrikasını tasfiye eden, işçileri sokağa salan iş erbabını tekrar üretime döndürebilecek mi? Çiftçiyi sizden önceki mutlu günlerine döndürebilecek mi? Haciz tehdidi altındaki vatandaşımıza, çiftçimize, esnafımıza çare olacak mı? Esnafı tezgâhı başına döndürecek tedbirleri içeriyor mu? İşçiye iş ümidi veriyor mu? Milletimize bunları bilmesi lazım, iktidarın TBMM kürsüsünden göğsünü gere gere bunları söyleyebilmesi lazım. Söyleyemiyorlar, sadece mazeret üretiyorlar.
Bu iktidar döneminde, 2003-2009 yılları arasında dış ticaret açığımız 316 milyar dolar. Bu dış ticaret açığı bütün döviz gelirlerimizi götürmüş, geriye 172 milyarlık net bir cari açık kalmıştır.
"Bu konuda ne yapıyorsunuz, ne yapılmaktadır?" denildiği zaman, Hükümetin ilgili bakanları "Dünyayı dolaşmaktayız, çok sık seyahat etmekteyiz, yüzlerce iş adamıyla dolaşmaktayız" diyorlar, o kadar…
Millet işsiz ve haliyle aşsız, haklı olarak soruyorlar. Ama Hükümetin hiçbir söylediği yok, ümit verdiği hiçbir şey de yok.
İlgili bakanlar "2012 yılından önce bu konuda bir şey söyleyemeyiz" diyorlar.
Bütçeden sorumlu Maliye Bakanımız diyor ki, "İşsizlikle ilgili yapabileceğimiz üç tane şey var: Uzun vadede yapabileceklerimiz eğitimi artırmak. Bu eğitimi artırırken Türkiye'nin ihtiyacını değil dünyanın ihtiyacını da dikkate alarak eğitim seviyesini artırmalıyız."
Bunun ne faydası olacak? Hadi uzun vadede belki, bugünün işsizleri ne yapacak?
Anlaşılan o ki bütün bunları tedbir olarak düşündüklerinden değil, bir şey söylemek gerektiği için söylüyorlar.
Orta vadede tedbir söyleme ihtiyacı duyuyor Sayın Bakan. GAP, Doğu Anadolu, DAP ve KOP'tan bahsediyor. Peki, bunlar nasıl olacak?
"Bunların tahsisatını artırıyoruz, inşallah artacak, dekar başına adam fazla çalıştırılacak. Orta vadede bir çözüm" diyorlar, tıpkı Hasrettin Hoca'nın göle maya çalması gibi…
İşsizlerimizin yüzde 57'sinin lise ve altı eğitim seviyesinde olduğuna göre şimdi bunlara gidin üniversite bitirin de öyle gelin mi demektir bu. Hoş, üniversite bitirenlere iş var mı?
Hükümet bize Türkiye'nin işsizlikte dünyada ikinci mi, üçüncü mü olduğunu tartıştırıyor. İkinci olmadığını ispat etmeye çalışıyor, araya başka ülkeler sıkıştırıyor.
Ne fark eder? En fazla işsiz oranına sahip ikinci ülke değil de üçüncü ülke olursak insanlarımız iş bulmuş mu olacak?
İşsizlik yatırımla çözülür. Yatırım özel sektör elinden olur, devlet elinden olur ve yabancı sermaye vasıtasıyla olur. Özel sektörün yatırım yapma takati yok. Özel sektörün kullanacağı bütün kaynakları Hükümet bütçe açığı olarak kendisi kullanıyor.
Yabancı sermayenin yatırım yapmasına gelince, yabancı sermaye Türkiye'de yatırım yapacak idiyse bile bu Hükümet bunu engelledi. Neden engelledi? Yabancı sermayeye sıcak para olarak gelmesi hâlinde bütün imkânlar sunuldu, yabancı sermayeye yatırım diye mevcut tesislerimiz verildi. Hazırını satın almak yatırım mı oluyor? Demek ki bu kapıyı da Hükümet kendi eliyle kapamış oldu.
Hükümet hala özelleştirme ile ülkeyi kurtaracağını iddia ediyor. Oysa hükümet özelleştirmenin mantığını bilmiyor.
Veya biz bu hükümetin özelleştirme mantığını bilmiyoruz.
Özelleştirme konusu her zaman Hükümetle aramızda bir ihtilaf konusu oldu.
Yabancıların Türkiye'deki hazır bazı tesisleri satın almasının doğrudan yabancı sermaye yatırımı diye takdim edilmesinin doğru olmadığını her vesileyle söyledik, ama bunda ısrar edildi.
Devam edecek…
Yazı Tarihi : 30 Aralık 2009 Çarşamba
Bu yazı 128 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Ağzı olan bir şeyler konuşuyor! Bırakın bu ucuz siyaseti kardeşim,ismini bile yazmaktan acızsin! "5441", o zaman bankalar battı şimdi millet battı! o dönem alınan ekonomik kararlar şimdi uygulanmıyormu? sonra o dönem üç ayaklı koalisyon vardı,şimdi tek başına iktidar varda ne düzeldi?belki sizin işiniz gücünüz düzgündür ama lütfen bir etrafınıza bakın.
Ali KEFELİ @ 31.12.2009 22:11:15
Sayın Afşar!
Şu iktidarınız döneminde batan bankalardan hiç bahsetmiyorsunuz.Yoksa milliyetçilik adına mı batırdınız?Siz gaztecisiniz.Kafanız daha iyi çalışır.Bizi bir aydınlatsanız diyorum.Hani milletin oyunu erkeklikle alıpta kuzuya döndüğünüz
zamanları.
5441 @ 31.12.2009 15:00:17