EĞİTİMCİLER NE İSTİYOR?

Erol Afşar

Erol Afşar
Geçtiğimiz hafta sonu Antalya'da ilimizden de yoğun katılımın sağlandığı Türk Eğitim-Sen İlçe Temsilcileri Eğitim ve İstişare Toplantısı vardı.
Toplantı sonunda, gündeme dair konular ve eğitim çalışanlarının ekonomik, sosyal, özlük, sendikal ve demokratik hakları ile ilgili görüşleri ve beklentileri çerçevesinde bir sonuç bildirisi hazırlanıp kamuoyuna ilan edildi.
Bugün ve yarın bu sonuç bildirisinden önemli paragrafları köşemizin yettiğince paylaşalım;
*Türk Eğitim Sen bugüne kadar ülkemizin içinde bulunduğu, ülkemiz insanının ve vatanımızın geleceğini yakından ilgilendiren gelişmelere karşı duyarsız kalmamıştır. Aynı anlayışımız bundan sonra da devam edecektir.
Bu bağlamda son günlerde ülkemiz gündeminde önemli yer teşkil eden "açılım" tartışmalarını kaygı ve ibretle takip etmekteyiz. Açılım konularında dikkatli olunmaması, haddi aşan kararlara imza atılması durumunda, milletimizin derin bir ayrışma sürecine gireceği endişesini taşımaktayız.
Ülkemizi farklılıklar üzerinden politika yaparak ayrışmaya götürecek her türlü açılımı reddediyor; ortak noktalarımızı ön plana çıkaracak, milli birlik ve beraberliğimizi koruyacak, dostluk, kardeşlik ve sevgi bağlarımızı güçlendirecek, daha sağlam bir demokrasi anlayışı içinde, aynı kaygı ve mutlulukları paylaşmamızı sağlayacak çabaları destekleyeceğimizi ilan ediyoruz.
Bu itibarla Türk Eğitim-Sen olarak, insan haklarına dayalı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin, tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak ve tek dil temelinde, bugün 72 milyon olan nüfusu ile bir bütün olarak ilelebet payidar kalacağına olan sarsılmaz inancımızı bir kez daha tekrarlıyoruz.
*Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesinin durdurulmasını Türk Eğitim-Sen olarak yanlış buluyoruz.
Üniversite sınavına aylar kala, Danıştay'ın böyle bir karar alması, tüm mesleki ve teknik eğitim öğrencilerini mağdur edecek ve eğitim sistemi felç olacaktır. Bu karar, Türkiye'yi teknoloji yarışında dünyadan uzaklaştıracak, mesleki ve teknik eğitimin istenilen düzeye ulaşmasına engel olacaktır.
Ayrıca Danıştay'ın bu kararı Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerini düzenleyen maddelerine aykırı olduğu gibi, önceden aynı daire tarafından verilmiş kararlara da aykırıdır. Hukuk gereği ve mahkeme kararlarındaki bağlayıcılık Danıştay'ın bu kararı ile çiğnenmiştir.
Katsayı konusu pedagoji ilme çerçevesinde ele alınmalı, siyasi tartışmalar bu konuya malzeme yapılmamalıdır.
* İsviçre'de yaşayan Müslüman topluluğun ibadet etme ve inancını yaşamak üzere cami inşası ve cami mimarisi ile ilgili minare yapımı hakkının bir referanduma tabi tutulması ve bunun minare yasağı ile sonuçlanması, Avrupa'nın insan hakları ve din vicdan özgürlüğü alanındaki gerçek yüzünü ortaya koymuştur. Bu tavır bir insanlık ayıbı ve kara bir leke olarak tarihe geçmiştir. Bu tavırla her şeyden önce kültürler ve inançlar arası ilişkilere ciddi bir darbe vurulmuştur.
Türkiye'ye her vesileyle insan hakları dersi vermeye yeltenen, 1915 olaylarını "soykırım" olarak gören, Ermeni yalanlarına sahip çıkarak şerefli tarihimizi karalamaya yeltenen İsviçre, din ve kültür farklılıklarını bir kırılma ve çatışma hattına dönüştüren bu yaklaşımıyla insanlık onurunu çiğnemiştir. İsviçre'nin bu ikiyüzlü tavrını ve ayıbını şiddetle kınıyoruz. Bu ayıbından dönmeye davet ediyoruz.
*Eğitim iş kolunda yetkili sendika olarak Eğitim Çalışanlarının hak ve menfaatlerini korumak ve ilerletmek amacıyla Toplu görüşme masalarına oturduk. Buraları anlaşma yeri olarak gördüğümüzden diyalogdan, uzlaşmadan, anlaşmadan yana tavır sergiledik. Toplu görüşme masasının sonuç alma mekanizması haline gelmesi için mücadele eden taraf olduk.
Maalesef, Sekiz yıllık dönemde iktidarda olan siyasi iradenin kanunlar karşısındaki vurdumduymaz tavrı, toplu görüşme ve Uzlaştırma Kurulu sistemini yasak savmadan ibaret bir süreç haline getirmiş olmasından, Toplu görüşmeler süresince sorunların çözülmesi noktasında sergilediği kayıtsız ve katı tutum ve verdiği sözleri yerine getirmemesinden dolayı 25 Kasım'da üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bıraktık.
Talebimiz açıktır; Grevli, toplu sözleşmeli, siyaset serbestliğinin tanındığı bir yasadır. Bu haklarımızı alana kadar eylemlerimizin hızı artarak devam edecektir.
*Milli Eğitim müfredat programları, öğretmenlerin ve sendikaların görüşleri alınarak milli ve manevi değerler ışığında yeniden düzenlenmelidir.
*Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine ilişkin Yönetmelik gereği, yönetici atama sınavları yapılmış ve sınav sonuçları açıklanmıştır. Sınav kazanan yönetici adayları atanmak için beklemektedir.
Milli Eğitim Bakanlığınca valiliklerin uyarılması ve münhal bulunan kurumların yöneticilik duyurularının bir an önce yapılarak atama işlemlerin başlatılması gerekmektedir.
Devam edecek…



Yazı Tarihi : 25 Aralık 2009 Cuma
Bu yazı 137 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk