Kaftancı, gevşet kendini!

Zeki Aydıntepe

Zeki Aydıntepe
Evinin önündeki pisliği görmeyen Ergun Kaftancı, komşusunun çatısına göz dikmiş yine, Ragıp Paşa'nın deyimine göre "şecaat arzeylerken, sirkatin söyleyerek"...

Bilirim, benim en dikkatli okuyucularım arasında yer alır...

Boşuna değildir, peşime takılışı!

İyi bir iş yapıyor diye önemsediğim "Yerel medya analizleri", bir dizi hata ve yanılgılar içerince değerini yitirmiş olmalı ki, uzun zamandır sesi soluğu çıkmaz olmuştu!

Meğerse; sipere çekilmiş, kusur arayıp duruyormuş...

Bize dil uzatmış, okuduğunu anlamayan bir "cehl-i mürekkep" olarak...

Ne de keyiflenmiştir sanırım, "Duayen gazeteci"nin yanlışını buldum diye...

A kaftanı yırtık efendi, niye her konuda olduğu gibi bu defa da olaya at gözlüğü gözünde dalıverdin?

Bilmez misin devirdiğin çamları gündeme taşıyan biri vardır, bu ilde...

Şimdi anladım senin ulusal medyadan neden dışlandığını...

Neymiş efendim "Barika-i hakikat, müsademe-i efkardan geçer" diye yazmışım...

Bu böyle yazılmayacakmış...

Peki nasıl olacakmış?

"Barika-i hakikat, müdavele-i efkârdan doğar" diye yazılacakmış... Gerekirse öyle yazılacağını bilmiyormuşuz gibi...

Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı...

Bak efendi senin öğütlediğin cümle "Birbirinin fikirlerinden istifade ile karşılıklı konuşmak ve fikir alışverişi yapmak" isteyenler için geçerlidir...

Yani aynı doğrultuda düşünenlerin birbirlerini fikri açıdan tamamlamasına denk düşer

Oysa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde "teat-i efkâr" değil, "tebayün-i efkârdır" meydana gelen...

Alıntı yapılan yazıdan da anlaşılacağına göre taraflar, hangi fikrin doğru olduğunu tartışıyorlardı, tatlı tatlı atışarak...

Zıt fikirlerin uçuştuğu bir söyleşi için kullandığım ve doğruluğu birçok lugatın dışında "Osmanlıca ve Dini Terimler Lugatı"nca da tasdik edilen "Barika-i hakikat, müsademe-î efkardan doğar" cümlesine yanlış demek "yanlıştır"...

"Efkar" kelimesi her ne kadar "fakir" manasına gelse de, burada kullanılması "fikir" ve "düşünce" anlamını taşır...

Onun için kelime külahlı ya da külahsız yazılabilir, hiçbir önemi yoktur...

Öyle de kullanılır, böyle de yazılır yıllardır... Vurgu değişmez...

Son kelimeyi "geçer" yazmamız ise daha vurucu olması adına yapılmış bir tercihtir....

Tünediği yerden kıçını kaldırmazsa insan, yanlışlara düşer, daima...

Meclisteki pazar ile Kaftancı'nın çarşısı birbirine uymuyor.

Kaş yapayım derken, göz çıkarmış bir kez daha, Kaftancı...

Bunu hoşgörmek mümkün değil...

Böyle fahiş hatalara düşmek istemiyorsa eğer Kaftancı; at gözlüğünden sıyrılıp, bakışlarını, farklılıkları ve doğruları yazan lugatlara da çevirmelidir, başı sıkıştığında...

O zaman bir ihtimal, yaşına başına yakışmayan komik durumlara düşmekten kurtulabilir...

"Dil bozukluğu" diye okuyucuyu uyutacağını sanıyor...

Aç o cümleyi bir daha oku...

Yetmez anlaman için...

Bir daha...

Belki, o zaman gelir aklın başına ve ne demek istediğimizi anlarsın...

Gelelim "duayen" kelimesine...

Fransızca'dan dilimize girmiştir. Gerçek anlamı "kordiplomatikte" kıdemlilik bakımından başta gelen "diplomat" demektir...

"Aksakal'a uymaz" yazılsa da lugatça, böyle olduğu...

Bizde ise sevgi, saygı ve ustalığı ifade eder...

Benim böyle ne bir beklentim, ne de bir emelim var...

Diline doladığın göre çok heveslisin. "Al başına çal" diyeceğim ama, söz benim değil!

Bizi okumaya devam et, yanılgı yanılgı doğruyu bulacaksın, eminim...

Necati Hoca sadece ilin değil, ülkenin de itibarlı bir edebiyatçısıdır. Ondan herkesin öğreneceği bir şeyler olabilir. Ama senin öğrenmenin dışında, gidip önünde diz çöküp günah çıkarman gerekir, önceki ve şimdiki yanlış ve saldırganlıklarından dolayı...

Devirdiğin çamlar bir değil ki, görmezden gelelim...

Gülecekmişsin "oha" diyerek, ama kendini zor tutmuşsun...

Sıkma!

Gevşet kendini!

Bütün bunlardan sonra hâlâ gülebilmeyi düşünebiliyorsan eğer, sana "çüş" dahi diyemem, inan!

Korkma!

Zira; o uslup sana yakışabilir, ama bana asla...



Yazı Tarihi : 23 Aralık 2009 Çarşamba
Bu yazı 223 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Merhabalar,Zeki bey sizin yazınızı ilk defa okumamın sebebi, bana göre gerçek "DUAYEN" olan Ergun KAFTANCI'nın yazınızın başlığı olması...Sizleri fazla tanımadığım ancak yılların usta gazetecisi Ergun KAFTANCI hakkında birde duayen(!)lık edasıyla eleştiri yapmanız çok ilgimi çekti. İlimizde mahalli bir gazetede yazan DUAYEN lerin varlığınıda öğrenmiş olduk...
ALİ KEFELİ @ 25.12.2009 21:38:55
Al vurunu vur ötekine...
İyi atışıyorlar.
Aşıklar gibi...
Ama komik oluyorlar.
Koca koca adamlar.
Daha doğrusu "Dede"ler..
Zeki Ergun @ 23.12.2009 21:54:22
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk