Şimdi DTP kapandı sanıyorsunuz değil mi? Kapandı da işler rayına girdi, bölücüler cezalandırıldı, yaptıkları yanlarına kar kalmadı öyle mi?
Ne şiş yansın ne kebap misali bir kararla garip bir parti kapatma olayı yaşadık.
Bölücülerin hamisi partinin "sihirli bir el" tarafından kollandığı, her şeyin en ince ayrıntılarına kadar hesaplandığı, dengelerin matematiksel olarak korunduğu hukuktan ziyade siyasetin etkili olduğu garip bir kapatma olayı… Öyle böyle değil, tam bir tiyatro…
Birilerinin ödleri patladı, ya kalanları da istifa ederlerse diye.
İktidar, istifadan bahsedenleri caydırma derdine düştü.
İçişleri Bakanı, durumdan vazife çıkardı, TBMM'de grupsuz kalmasın diye bizzat Ufuk Uras ile yeni bölücü parti arasında arabulucu(!) oldu, istedi resmen Allah'ın emri peygamberin kavli ile…
İstifa ederiz demeleri blöftü zaten. TBMM çatısı altında semirmek, dokunulmazlık zırhına bürünmek, ballı börekli maaş da cabası iken bütün bunlardan vazgeçecek kadar salak değillerdi elbet.
Şimdi hem mazlum hem haklı durumundalar.
Kendilerine bir şey demiyorum, diyemiyorum… Onlar kendi çaplarında, kendilerine biçilen rolü ustaca oynuyorlar. Hem de mertçe, erkekçe…
Aklımın almadığı iktidar ve şürekasının timsah gözyaşlarıdır, ikiyüzlülükleri, samimiyetsizlikleridir.
Şu cümle kime aittir beyler?
"Farklı yöntemlerle oy devşirebilmek. Bunun adı insan hakları değil, bunun adı özgürlük mücadelesi de değil… Şu anda Van ilinde malum partinin iki tane milletvekilinden bir tanesi tehditle kapı kapı dolaşıp esnafların dükkânlarını kapatması yönünde çalışmalar yapmak istiyor, ama kamera takiplerini görünce de işi bırakıyor. Polisimize ağza gelmeyecek hakaretlerle saldıran, yönelen tipler bunlar ve bunlar düşünün bu ülkede şu anda milletvekili olmuş durumda. Bunlar insan düşmanı… Bunların insan onuruna, insan hayatına saygıları yok…"
Bu sözler Başbakan'a ait. Şimdi varını yoğunu, sanki Anayasa Mahkemesi çok haksız bir karar almış da hamamın namusunu kurtarmak kendisine kalmışçasına davranan Başbakan'a…
Neyse… Ben yıldım artık, ben bunaldım… Sözün gerisini Ozan Erbabi'ye bıraktım.
Gökten tepemize paketten düştü,
Önce anlamadık, sır geldi diye.
Kuştüyü yatakta yatırdık puştu,
Bayram ettik, bir fırsat geldi diye.
Boynunda binlerce şehidin kanı,
Varsa da, güvende olmalı canı.
Gönderdik, denizle kaplı dört yanı,
İmralı en uygun yer geldi diye.
İmralı ağladı, İmralı sustu,
İmralı bağrına taşları bastı.
Tam on bir senedir kadere küstü,
Üzüldü, başıma şer geldi diye.
AB'ye gizlice teminat verdik,
Altına kırmızı halılar serdik,
Yârenlik edecek ahbap gönderdik,
İt'e yalnızlık zor geldi diye.
Artık alnımızdan gitmez bu yara,
Saraylar yaptırdık, harcadık para.
Bir de utanmadan atarlar nâra,
İte kulübesi dar geldi diye.
Komisyon çıkarıp aradık hata,
Cetvelle iyice ölçüldü ada.
Meğerki on santim küçülmüş oda,
Korktuk tepkilerden, gür geldi diye.
Her gece sayımdan geçmesi özel,
Banyosu, yemesi, içmesi özel.
Tuvalete bile sıçması özel,
Kızdılar, kıçından ter geldi diye.
Bu kadar tavizi verirse devlet,
Kuklalar caniye af ister elbet.
PKK'lı kahpe ediyor gayret,
Çakal anasından hür geldi diye.
Son kez Erbabi'nin sözünü tutun;
Açılıma yeni açılım katın.
Yanına o kahpe ayna(!)yı atın,
Sevinsin, koynuma yar geldi diye.
Yazı Tarihi : 23 Aralık 2009 Çarşamba
Bu yazı 245 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar