Aynalıkavak Yazıları / Fahri Tuna
KAYNARCA
ŞEYH MUSLİHİDDİN CAMİİ
Günümüzde her şey sembollerle algılanıyor.
Taraklı "sivil mimari" demektir meselâ, Adapazarı "Orhan Camii", Geyve "Elvanbey İmarethanesi" demektir de Pamukova "Paşalar kalesi", Sapanca "göl"dür de Karasu "kumsal". Karasu "Acarlar longozu"dur da Kocaali "Maden deresi".
Peki Kaynarca?
Söyleyelim: Şeyh Muslihiddin Camii.
Hatta Kaynarca'nın eski adı "Şeyhler" de – kuvvetle muhtemeldir ki – adını bu camiden almaktadır.
CAMİİ BÜYÜKKAYNARCA KÖYÜNDEDİR
Camii, uzun yıllar Kocaeli Vilayeti Kandıra Kazası Şeyhler Nahiyesi olarak bilinen, 1959 da Kaynarca adıyla Kocaeli iline bağlı ilçe yapılan, 1966 da ise Kocaeli'den ayrılıp Sakarya iline bağlanan; ilin güneyden Adapazarı ilçesi, kuzeyden Karadeniz, batıdan Kandıra kazası doğudan Karasu kazası, güneydoğudan Ferizli ve söğütlü kazaları ile çevrili bir idari yapıya sahip Kaynarca ilçesinde bulunmaktadır. Kaynarca'nın yüz ölçümü 33.316 hektar, sınırları yaklaşık 90 km uzunluktadır. İlçe merkezinin denizden yüksekliği 50 metre, yüz ölçümü 363 km2dir. Kaynarca Baba Dağı ile Oflak Dağı arasındaki Kandıra-Adapazarı Karayolu üzerinde kurulmuştur. Kandıra'ya 15 km, Adapazarı'na 35 km uzaklıktadır. 2007 Genel Nüfus Sayımına göre Kaynarca merkezinin nüfusu 5.278, köyleriyle beraber nüfusu ise 23.366 kişidir. Bölge Orhan Gazi döneminde 1326 yılında Akçakoca tarafından Türklerin egemenliğine katılmıştır. Şeyh Muslihiddin Camii, Kaynarca'nın 5 km kuzeyinde yer alan Büyük Kaynarca köyünün ortasından geçen derenin kuzey yönünde kurulmuş bulunmaktadır.
SULTAN II. BEYAZID'IN KISSAHANI;
ŞEYH MUSLİHİDDİN
Ekrem Hakkı Ayverdi, 1973 yılında yayımlanan "Osmanlı Mimarisinin İlk Devri, Ertuğrul, Osman ve Orhan Gaziler 630-805 (1230-1402) I" kitabının 23. sayfasında söz konusu camiinin yaptıranı "Sultan Orhan'ın Şeyhülislam'ı tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. (1) Ayverdi'ye göre "Şeyh Muslihiddin", Orhan Gazinin Veziri Sinanüddin Yusuf Paşa'nın babasıdır. Şeyh Muslihiddin Camii üzerine araştırma yapan SAÜ öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Tülin Çoruhlu'na göre ise "Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, 1767 numaralı defterde hicri 902 (miladi 1.486) tarihli vakfiyede, yapının bulunduğu yerin Hacı Kıssahan namı ile şöhret bulan Muslihiddin Mustafa Bin Cüneyd tarafından yapıldığı, vakfiyede bahsedilen yapılardan birinin bugünkü Şeyh Muslihiddin Camii diye bilinen yapı olduğu" anlaşılmaktadır. (2)
1486: CAMİİ, İKİ DEĞİRMEN, ZAVİYE, EV, DÜKKÂNLAR
Çoruhlu'nun araştırmasına göre; "Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivlerinde yapılan araştırmaya göre
Söz edilen 1486 tarihli Vakfiyeye göre cami, Fatih Sultan Mehmed'in oğlu Sultan II. Beyazıd tarafından Kıssahan (kıssa anlatıcısı) El Hac Muslihiddin'e hibe edilen arazi üzerine, Şeyh Muslihiddin Mustafa Bin Cineyd tarafından, öz kazancı ile inşa edilmiştir. Vakfiyede iki mescid, bir zaviye, iki değirmen, ev ve dükkanların bulunduğundan söz edilmektedir. Dükkanların Kandıra Çarşı yolu üzerinde ve Çavlıhacı Karyesi (Yağtaş divanı) kavşak noktasında olduğunu bildirmektedir. Bugün köyde yaşayan yaşlılar "hemen camiin güney kenarından geçen derenin üzerinde 1940'lı yıllara kadar iki adet değirmenin bulunduğu, 1925'li yıllarda camiin kuzey doğusunda dükkanların, bir mektebin, kuzeyinde iki evin (misafir evi) ahır ve buğday ambarlarının bulunduğu, bunların bakımsızlıktan yıkılıp gittiğini belirmektedirler." (3)
1820: KAYMASLI MEHMET AĞA'DAN TAMİR
Şeyh Muslihiddin Camiinin ciddi bir tamirden-bakımdan geçirildiği bilinmektedir. Bugün mevcut olmayan camiin yakınındaki yarı manzum çeşme kitabisinde:
"Safha-i dehr içre nâmın hakkıdıcde rûzigar
Bu cihan-ı bi veâdâ kala çeşmem yadigar.
Sahib-ül hayrat v'el hasenât rağıb'ül cennetü v'eddereat.
Kaymasul Mehmet Ağa'nın hayratıdır.
Sene 1236 Gurrei Muharrem"
Çeşme kitabesinden, camiin hicri 1236, miladi 1820 Muharreminde onarıldığı anlaşılmaktadır. 1961 yılında yapıyı inceleyen Ekrem Hakkı Ayverdi'nin çizdiği plandan da anlaşılacağı üzere, yapının onarımlarla bir hayli değiştiği anlaşılmaktadır." (4)
8 M X 17 METRE EBATLARINDA BİR CAMİİ
"Cami, 8.15 metre X 17.10 metre ebatlarında dikdörtgen bir plan özelliğine sahiptir. Ortadaki asıl ibadet alanını çevreleyen U şeklindeki dehliz biçimli, iki katlı son cemaat yeri ve harim kısmından meydana gelen camiin, harim kısmında U şeklinde bir de mahfili bulunmaktadır. Taş temeller üzerine oturtulmuş, kalın ahşap kütüklere bindirilmiş tamamı ahşap olan camii, çandı denilen uzun kütüklerin kertilip birbirine geçirilmesi ile çivisiz olarak yapılmıştır. 1820 yılında yapılan onarımda duvarlar içten ve dıştan ortalama 4 cm kalınlığındaki düzgün tahtalarla kaplanmıştır. Üst örtüsü içten düzgün tahtalar, dıştan Marsilya kiremidi ile kaplıdır. Ahşap beden duvarları üzerinde yer alan bol pencerelerle iç mekân aydınlatılmıştır. Beden duvarlarında yapılan eklemelerin ve değişikliklerin izleri ince ve kısa ağaçlardan anlaşılmaktadır. "(5)
1) Yrd.Doç.Dr. Yusuf Çetin, Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, SBB Yayını, Adapazarı-2008, s.178,
2) Yrd.Doç.Dr. Tülin Çoruhlu, Şeyh Muslihiddin Camii, Irmak Dergisi, Kaynarca Özel Sayısı, S:70, s.46,
3) Yrd.Doç.Dr. Tülin Çoruhlu, a.g.e., s.46,
4) Ekrem Hakkı Ayverdi,
5) Ekrem Hakkı Ayverdi, "İstanbul Mimari Çağının..", s.124,
6)
Yazı Tarihi : 22 Aralık 2009 Salı
Bu yazı 125 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar