Türkiye bunları gerçekten hak etmiyor.
Bu kadar gerginlik, gerçekten de fazla.
Edirne'den Van'a, Antalya'dan Diyarbakır'a kadar 81 vilayetin tamamında; "Yarın sabah kalktığımızda acaba ne ile karşılaşacağız?" tereddüdü, her vatandaşımızın uykularını kaçıracak kadar fazla.
Ankara'nın Çankaya'sında oturanda da, Sakarya'nın Ballı kaya'sında oturanında da aynı paranoya hâkim hale gelmiş. "Provokasyon" paranoyası. Veya, gizli bir merkezden yapılan yönlendirmeler, Türk insanının üzerinde böyle bir paranoyanın hâkim olmasına gayret ediyor.
Özellikle hükümet sözcülerinin ve bir kısım bürokratların, her beceriksizliklerine bir "Provokasyon" kılıfı uydurmaya çalışmaları, toplumda oluşan bu paranoyanın en önemli sebeplerindendir bana göre. Son günlerde yaşadığımız birkaç olayı ve hemen ardından söylenenleri yan yana getirirsek, bu gerçeği daha net görebileceğimiz kanaatindeyim.
Tokat- Reşadiye'de meydana gelen ve 7 askerimizin şahadetiyle sonuçlanan hain saldırıyı, öncesi ve sonrasıyla hatırlamaya çalışalım.
Olayın bir gün öncesinde; açılım koordinatörü Sayın İçişleri Bakanı, "Her şeyi çok fazla teferruatlı yazmayın. Yazarsanız toplum tahrik olur." şeklinde yarı rica, yarı talimat tarzında bir beyanatta bulunuyor.
Bu beyanat, bana göre açıkça şu anlama gelir; birileri (Mevcut gündem göz önünde bulundurulduğunda bu birileri PKK ve DTP dir.) bir takım haltlar yiyebilir ama medya ve muhalefet bunları görmezlikten gelmelidir. İyi ama devlet denen gücün görevi, yenen bir takım haltları görüp, duymasınlar diye milletin gözünü kör, kulağını sağır etmek değil, o haltların yenmesine müsaade etmemek, engel olmaktır. Biraz hafızalarınızı zorlarsanız o günü hatırlarsınız. Olayla ilgili ilk bilgiler Reşadiye Belediye Başkanından geliyor. İlerleyen saatlerde İçişleri Bakanından da birkaç cümlelik bir açıklama geliyor. Sonrasında; Amerika'da ki Başbakanımızdan ve hatta ABD başkanı Barak Obama'dan bile bu olayla ilgili açıklamalar geliyor da bölgenin mülki amirleri olan Reşadiye Kaymakamı ve Tokat valisinden "Çıt" çıkmıyor. Bu durum benim çok dikkatimi çekti o gün ve ister istemez şöyle düşündüm; herhalde sayın bakanın talimatları gereği halk tahrik olmasın (!) diye açıklama yapmıyorlar, yörenin en yetkili makamları. Diğer taraftan, yapılan açıklamalar ise evlere şenlik. Sanki ağız birliği etmişçesine; "Provokasyon" olma ihtimaline ısrarla vurgu yaptılar, en yetkili ağızlar. Her kim ve her ne maksatla yapmış olursa olsun, Türk Devletine ve Türk Milletine yapılmış alçakça ve haince bir saldırıdır bu olay. "Henüz üstlenen olmadı", "PKK'nın daha önceki eylemleriyle benzeşmiyor", "PKK'nın eylem bölgesi değil" v.s gibi, neredeyse PKK' yı aklama gayretine dönüşen yorum ve açıklamalar da fazlasıyla manidardı bence. Hele Sayın Başbakan'ın, "PKK'nın olayı üstlenmesini manidar bulmasına" hiç anlam veremedim.
Yine; Muş'un Bulanık ilçesinde geçen hafta meydana gelen olaylar ve sonrasında yaşanan gelişmeler de sözün başında dile getirdiğimiz paranoyaya çanak tutucu mahiyettedir. Ağızları, yüzleri poşularla sarılı eşkıyanın, sokakları işgal edip esnafa kepenk kapattırarak sözüm ona DTP' nin kapatılmasını protesto etmesini demokratik hak olarak değerlendirirken, dükkânını kapatmadı diye dükkânını ateşe verip linç etmeye kalktıkları adama provokatör yaftası takmaya çalışmanın da hangi akla hizmet ettiğini anlamak zor.
Dün Muş'ta yaşananların, yarın Sakarya'da yaşanmayacağından ben emin değilim. Dün Reşadiye kırsalında kurulan kahpe pusunun, yarın Geyve boğazında veya Dikmen yaylasında kurulmayacağından da emin değilim. Yani sadece Muş' da yaşayan vatandaşımız değil, Sakarya'da yaşayan vatandaşımız da her an provoke edilebilir bir ruh hali içerisindedir. Oysa altı ay, bir sene öncesine kadar benim bu tür tereddütlerim veya endişelerim yoktu. Ne zaman ki; PKK bir terör unsuru değil de bir Kürt sorunu olarak değerlendirilip, "Sadece kürdün mü? Lazın da sorunu var, Gürcünün de, Çerkez'in de, Arnavut'unda sorunu var" saçmalıklarıyla ne olduğu hala bilinmeyen "Açılım" safsatası ortaya atıldı, toplumu her gün biraz daha artan bir "Provokasyon Paranoyası" sarmaya başladı. Düne kadar birbirlerinden emin olan insanlar, bugün birbirlerinden şüphe eder, endişe eder duruma gelmişlerdir.
Aslında içinde bulunduğumuz durumu en güzel, açılım koordinatörü sayın İçişleri bakanının bir cümlesi anlatıyor. Diyor ki sayın bakan; "Bu yoldan geri dönemeyiz. Dönersek daha kötü olur.". Yani; sayelerinde şu an kötü durumdayız. Bari bunu anlasalar.
Yazı Tarihi : 21 Aralık 2009 Pazartesi
Bu yazı 114 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Aşk iklimi sana çok söz yazmaya gerek duymuyorum kaile alınacak bir insan degilsin sen bir daha yorum yapacaksan adam gibi kimliğini acıkla yada yorum yapma serefli, ol
Erhan Martin @ 27.12.2009 21:34:11
Bir vatanseverin yapılan gösterilere tepkisini ortaya koyması provakatörlük olarak nitelendirildiği bir gün yaşıyoruz. O kadar saçma bir dönemdeyiz ki insanlar pkk ile mhp'yi aynı kefeye koyabilecek kadar gaflet delalet ve hatta ihanet içindeler. bugün vatanın bölünmesinin mihmandarlığını yapan tayyip erdoğan eefendi ve ..... ahirette meclis-i kubra kurulduğunda ne hesap verecekler merak konusu. Biz sistematik bir şekilde uyutulmakta hatta uyuşturulmaktayız. toplumsal olarak tepki refleksimizi kırmaktalar. bu ülkenin polisi var jandarması var diyerek vicdanımızı rahatlatmaya çalışmaktan başka bir şey değil söylemlerimiz. Mustafa Kemal Atatürk'ün Bursa Nutkunda söylediği gibi; Benim Türk gencinden anladığım kendi yapıtını koruyandır.
isim teferruat @ 26.12.2009 06:40:39
TUGRA TURKIYE @ 25.12.2009 19:54:47
İktidar ve yetki ellerinde iken.
Türkiye için çivi dahi çakamayanlar.
Ak Partinin vurduğu tuğrayı görünce,
a.çıldırıyorlar kıskançlıklarından
b.kaynakları kesildiğini gördükçe sağa-sola saldırıyorlar
c.benimde hizmette bir payım olsun diyecekleri yerde,baltalamak,bozmak,yıpratmak politikalarına girişiyorlar.
d.genel başkanlarından,yazarlarına,ve tetikçilerine bakmak yeterince fikir veriyor insanlara.
ADALETLE KALKINMANIN,TÜRKİYE GERÇEKLERİNİN ÇÖZÜM ADRESİ BELLİ.
GERİSİ FASA-FİSO
Aşk İklimi @ 25.12.2009 10:33:48
ask ıklımı denen embesıl sen cok fıtnecı bırısın bellı kıme hızmet edıyosun acaba dur soyleyeym Aldatma Kandırma Partısıne mı hızmet edıyosun yoksa ....
TUGRA TURKIYE @ 24.12.2009 17:16:07
(Mevcut gündem göz önünde bulundurulduğunda bu birileri PKK ve DTP dir.)
Bunların yanına mhp eklemeyi unutmuşsun.
Liderinden,yazarına.
Gençlüğinden,kadın kollarına.
pkk çizgisinde politika yapanları niçin unuttun.
Kayalara vurmaya başladın başını.
Zaten iktidarın başarıları kafalarınızda akıl bırakmamış.
Merak etmeyin.
Bu ülkede pkk yı birirmek de,
Onun ağababaları ergenekonu bitirmekte bu iktidara nasip olacak.
Siz martaval okumaya devam etseniz de.
Kandan beslenen (mhp+dtp+pkk=etö)lerin cezasını millet kesmiştir,kesmeğe de devam edecektir.
Aşk İklimi @ 24.12.2009 11:39:28
Zihni bey! benim düşüncelerimi aynen yansıtmışsınız. Türk Milleti bu düşüncelerinizi aynen paylaşıyor. bir takim gözleri körler bunu görmüyorlar. dilleri var konuşamıyorlar. ağızları var açamıyorlar. napsın zavallılar bir kere galle kuyusuna düşmüşler...
eğitimci @ 23.12.2009 21:17:25
Abi Yine Çok Güzel Bir Konuyu Degerlendirmişsin ALLAH(c.c.) Yar Ve Yardımcın Olsun....
Erhan Martin @ 23.12.2009 09:08:14