 |
Zeki Aydıntepe
|
CHP ve kaygan zemin
TBMM'deki grup toplantılarında liderlerin sergilediği tavır, ülkeyi yönetmeye soyunan partilerin hal-i pür melalini ortaya koyması yönüyle içte ve dışta ilgiyle izlenir hale getirdi...
Hani bir söz vardır "Şecaat arzederken merd-i kıptî, sirkatin söylermiş" ya öyle bir olayla karşı karşıya kaldı, ana ve müzmin bir muhalefet partisi olarak CHP...
"Dersim" olayının bilinmeyen yönlerinin ortaya çıkışını sağlayan dil sürçmesi ile başlayan dalgalanma, giderek tüm ülke gündemine oturmuş görünüyor...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bursa milletvekili Onur Öymen'in düşünmeden dile getirdiği bir tarihi vaka ile yankılanıyor ülke gündemi son günlerde, bu nedenle...
Yıllarca aynı parti adına saçını süpürge yapan "Alevi" dünyasını derinden yaralayan, rencide eden "şok" sözlerin hararetini ne Deniz Baykal'ın TBMM kürsüsündeki feryat ve öfkesi, ne de Öymen'in özürü ile özürü kabahatinden büyük açıklamaları gidereceğe benziyor...
Aksine, Atatürk'e atfen yapılan açıklamaların da, yapılan gafın şiddetini artırmaktan öte bir getirisinin olmadığı görülüyor...
Tunceli'de meydanlara taşan toplu istifa ile paniğe kapılan Genel Başkan Deniz Baykal'ın bugüne değin hiç rastlanılmayacak hiddet ve şiddetteki feryadının da CHP'yi kurtarması zor...
Onur Öymen'in sözleri kurşun misali bir kere namludan fırlamış, geri dönmesi imkansız...
Alevi toplumunun böylesi fahiş hatalara karşı tepkisi çok serttir.
Geçmişte yaşanılan "Güner Ümit" olayı hâlâ sıcaklığını yitirmiş değil.
Farkında olmadan da olsa yapılan gaf, başarılı showman'in sonunu getirmedi mi?
Baykal'ın hiddeti böyle büyük tehlikeyi hissediyor olmasından kaynaklanıyor gibi geliyor bize...
Bu olayla üstü küllenen tarihi bir olayın içyüzünü öğrenme fırsatı yakalayan insan sayısını küçümsemek mümkün mü hiç?
"Yalan söyleyen tarih utansın" deyip olayların perde arkasına inen yazarları haklı çıkaracak bir "hesaplaşma" ve "yüzleşme" döneminin başlatılması, ülke adına doğan bir şans olsa gerek...
Dersim olayları gibi hâlâ gün yüzüne çıkmamış nice sırlar saklıdır belki de yakın tarihimizde, bilinmeyen...
"Ergenekon" süreciyle başlayan olayları bu nedenle hayra yoruyoruz...
Mazinin yanlışlarından koparak, huzur ve barış içersinde herkesin birbirine saygı duyacağı, geçmişin kirlerinden arınmış bir ülke adına, geleceğe ümitle bakabilmek için, bu kaygan zeminde düşmeden yol alabilmektir, önemli olan...
Bu nedenle, "yakın tarihimizle yüzleşirken" korkusuz ve cesurca, adımlarımızı sağlam ve de dikkatli atmak zorundayız...
Siyasetçilerin istemeden de olsa yaptıkları hatalar, ülke gelişmesinin önündeki tabuların yıkılması adına yararlı olacağı izlenimi veriyor...
"Mevzubahis olan Türkiye ise, partiler teferruattır" deyip yoluna devam etmelidir ülkemiz...
Bütün bu olup bitenlerden sonra Deniz Baykal ve partisinin belini doğrultmasının kolay olacağı söylemek mümkün mü?
Bakalım; gelecek daha ne gibi bilinmezleri, bilinir hale getirecek sürç-i lisanları gündeme taşıyacak?
Yazı Tarihi : 26 Kasım 2009 Perşembe
Bu yazı 104 kere okudu
YASAL UYARI: Bu sayfada yayınlanan yazı, yazarın kendine ait görüşleridir. Yazılan yazıdan ve yorumlardan medyabar.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.