TBMM'deki grup toplantılarında liderlerin sergilediği tavır, ülkeyi yönetmeye soyunan partilerin hal-i pür melalini ortaya koyması yönüyle içte ve dışta ilgiyle izlenir hale getirdi...
Hani bir söz vardır "Şecaat arzederken merd-i kıptî, sirkatin söylermiş" ya öyle bir olayla karşı karşıya kaldı, ana ve müzmin bir muhalefet partisi olarak CHP...
"Dersim" olayının bilinmeyen yönlerinin ortaya çıkışını sağlayan dil sürçmesi ile başlayan dalgalanma, giderek tüm ülke gündemine oturmuş görünüyor...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bursa milletvekili Onur Öymen'in düşünmeden dile getirdiği bir tarihi vaka ile yankılanıyor ülke gündemi son günlerde, bu nedenle...
Yıllarca aynı parti adına saçını süpürge yapan "Alevi" dünyasını derinden yaralayan, rencide eden "şok" sözlerin hararetini ne Deniz Baykal'ın TBMM kürsüsündeki feryat ve öfkesi, ne de Öymen'in özürü ile özürü kabahatinden büyük açıklamaları gidereceğe benziyor...
Aksine, Atatürk'e atfen yapılan açıklamaların da, yapılan gafın şiddetini artırmaktan öte bir getirisinin olmadığı görülüyor...
Tunceli'de meydanlara taşan toplu istifa ile paniğe kapılan Genel Başkan Deniz Baykal'ın bugüne değin hiç rastlanılmayacak hiddet ve şiddetteki feryadının da CHP'yi kurtarması zor...
Onur Öymen'in sözleri kurşun misali bir kere namludan fırlamış, geri dönmesi imkansız...
Alevi toplumunun böylesi fahiş hatalara karşı tepkisi çok serttir.
Geçmişte yaşanılan "Güner Ümit" olayı hâlâ sıcaklığını yitirmiş değil.
Farkında olmadan da olsa yapılan gaf, başarılı showman'in sonunu getirmedi mi?
Baykal'ın hiddeti böyle büyük tehlikeyi hissediyor olmasından kaynaklanıyor gibi geliyor bize...
Bu olayla üstü küllenen tarihi bir olayın içyüzünü öğrenme fırsatı yakalayan insan sayısını küçümsemek mümkün mü hiç?
"Yalan söyleyen tarih utansın" deyip olayların perde arkasına inen yazarları haklı çıkaracak bir "hesaplaşma" ve "yüzleşme" döneminin başlatılması, ülke adına doğan bir şans olsa gerek...
Dersim olayları gibi hâlâ gün yüzüne çıkmamış nice sırlar saklıdır belki de yakın tarihimizde, bilinmeyen...
"Ergenekon" süreciyle başlayan olayları bu nedenle hayra yoruyoruz...
Mazinin yanlışlarından koparak, huzur ve barış içersinde herkesin birbirine saygı duyacağı, geçmişin kirlerinden arınmış bir ülke adına, geleceğe ümitle bakabilmek için, bu kaygan zeminde düşmeden yol alabilmektir, önemli olan...
Bu nedenle, "yakın tarihimizle yüzleşirken" korkusuz ve cesurca, adımlarımızı sağlam ve de dikkatli atmak zorundayız...
Siyasetçilerin istemeden de olsa yaptıkları hatalar, ülke gelişmesinin önündeki tabuların yıkılması adına yararlı olacağı izlenimi veriyor...
"Mevzubahis olan Türkiye ise, partiler teferruattır" deyip yoluna devam etmelidir ülkemiz...
Bütün bu olup bitenlerden sonra Deniz Baykal ve partisinin belini doğrultmasının kolay olacağı söylemek mümkün mü?
Bakalım; gelecek daha ne gibi bilinmezleri, bilinir hale getirecek sürç-i lisanları gündeme taşıyacak?
Yazı Tarihi : 26 Kasım 2009 Perşembe
Bu yazı 104 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar