Öğretmenler Günü

Recep Kaptan

Recep Kaptan
Yine bir 24 Kasım. Tekrar eder durur zaman.
Bugün öğrenciysen, yarın öğretmen olursun.
Öğretir zaman, geçer zaman. Yılları yıllara ekler zaman. Hatıralar kalır ardında, bütün yaşanmışlıklarıyla capcanlıdır, durur zaman! Her hatırlayan bir tebessüm gönderir, çocukluğun gençliğin bütün heyecanları, bir bir gözüne dizilir.
Ah öğretmenim, canım öğretmenim; ne öğrettiysen bana, hepsi ardımda.
Beni bugüne getiren sevgin var,
fedakârlığın var. Şimdi bende senden bir parça var.
Bugün öğretmen olarak öğrencilerime seslenirken, dün öğrenci olarak dinleyen bendim.
Şimdi sınıfta onlara şöyle seslenirim;
"Çocuklar, sözlerimin içinde, hoşunuza giden ne bulursanız onlar sizindir, alabilirsiniz. Beğenmediğiniz ne varsa bana bırakın."derim. Onlara en çok da karşılıksız sevebilmeyi öğretirim. Bir öğretmen olarak kendimi esnafa benzetirim ben.
Öyle bir esnaf ki, mesela manifaturacı. Bir kumaşa bakmak için girersin dükkâna, o büyük bir zevk ve incelikle neredeyse raflardaki tüm kumaş toplarını indiriverir de tezgâhta yer kalmaz.
Hiç birini almanız öncelikli değildir onun için. O size büyük bir nezaket ve zarafetle hiç yüksünmeden açar kumaşları top top Siz mahcup olursunuz. Almak istemeseniz de aklınızın bir köşesine yazarsınız o esnafı. Bir güler yüz, bir tebessüm varsa bir bardak çay ve bir sohbet
Dükkân çıkışında tarifsiz bir mutluluk sarar her yanını Esnafın sıcaklığı dokunmuştur size. Ya, böylesi de olur mu dedirten
İşte böyle olmalı insan! Her meslek aşkla yapılmalı. Hele bir de yoğurtçumuz vardı çocukluğumda. İzmit-Derince'de oturuyorduk, gecekondu evimizde. Yoğurdu yoğurtçudan alırdık.
Mahallenin yoğurtçusu geldiğinde, herkesin elinde bir kap beklerdik başında. Ben hep en sona kalırdım. Ama en faça yerden izlerdim yoğurtçuyu hayranlıkla. O ne çabukluk, o ne zarafet?
Eli sanki bir pandomima sanatçısı gibi Belki de bir heykeltıraş ya da bir balerin gibi Eli ile küreği tepsinin üzerinde yoğurda şekil verirken ahenkle dans ediyordu sanki Bi ara büyüyünce yoğurtçu mu olsam dedim.
Onu izlemek en büyük zevklerimdendi.
Ben aşkı o yoğurtçudan satın aldım şimdi. Sınıfa girdiğimde yoğurtçunun küreği gibi dalarım öğrencilerimin yüreklerine.
Bir sevgi çalarım. Nasrettin hoca misali, ille de ya tutarsa diye Hayatı okyanus sularında sörf yapan sörfçü hızıyla yaşayan ben Zamanın peşinden ışık hızıyla gelen ben!
Ben öğretmenliği çok sevdim. Hep severek yaptım.
Sevemeyeceğim bir gün gelirse eğer, sınıfa girerken ayaklarım geri geri girerse sınıfa eğer, o gün bu mesleği bırakırım dedim yıllar önce. Sınıfa girmek, öğlencilerimin gözlerine bakmak, onlara yakın olmak için vazgeçtim her şeyden
Tek onlarla olabilmek için, onlarla kalabilmek için!
Kaç kuşak geçti gözlerimden.
Öğretmenliğe ilk başladığım gibi heyecanlıyım sınıfta.
Bir o yana bir bu yana salınırım sınıfta.
Öğrencilerimin dikkatini toplamak, onları odaklamak için derse "yes Süreyya" ,"çatla da patla" gibi tekerlemeler, mimikler ve bir tiyatro sanatçısı gibi ses tonunu kullanarak dikkat çekmeler.
Adeta bir savaş yaşanır sınıfta, bütün kapıları açmak onlara bir köprü olmak adına Onlarda bir iz bırakmak adına. Dersin bitiminde sırtınız ter içindedir ve daha kurumadan başka bir sınıfta heyecan yaşanır ardından; Yıllar böyle geçer.
Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, mühendis, doktor, avukat, polis, asker, boyacı, tamirci ve herkes önünden geçer. Öğretmen yetiştirir öğretmen. Anne olur, baba olur… Ardından insan olur; Ve insan kalır öğretmenim.
(*Tüm öğretmenlerimin ve öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlar, gelen bayramın ülkemize ve insanlığa huzur ve barış getirmesini dilerim.)
Günün Şiiri; Bu şiiri, sınıfta yazılı yaparken öğrencilerimi, o anki sıkıntılarını hissederek kaleme aldım, o anda. Çocuklar, çocuklarımız; sevgiyle büyüsünler ve hep sevebilsinler diye; Tüm öğretmenlerimize armağan olsun.



Zamana Köprü
Sadece bir film şeridi gibi gelir yıllar.
Yıllar, o yıllar!
Şimdi kürsüde oturan sensin.
Sırada oturan da
Zaman terazisinde yer değiştirdin.
O an,
Sıradaki senle,
Kürsüdeki sen,
Aynı sen!
Hangi heyecanları duyuyorsa talebelerim,
Onları duymuştum.
Hangi sözleri söylüyorsam onlara,
Onları duymuştum.
Felsefe öğretmenimiz Ali Bey,
Bu sıralardan çabuk geçildiğini söylerdi hep!
Şimdi Mezarlıkbaşı'nda,
Babasının manav dükkânında rast gelince arasıra,
Zaman terazisinde yer değiştiren,
İki insanı yaşarız.
Şimdi benim öğrencilerim,
Yazılı yaparken onları,
Yazılı olan bendim.

Zamana köprü kuran hep.
Hem geçmişe, hem geleceğe
Biliyorum çocuklar, biliyorum
Yüreğinizdeki, yüreğimdi
Yüreğimdekiler de sizin.
Bu sevdamın med cezirleri
Yüreklerinizde hissedilen.
Ben onları yaşarım,
Aynen yaşadığınız gibi

İzmir 07.12.1995

Mehmet Demirkapı



Yazı Tarihi : 24 Kasım 2009 Salı
Bu yazı 161 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Öğretmen kardeşimizin ve tüm öğretmenlerimizin 24 kasım öğretmenler gününü tebrik ederiz.Vatana,millete ve dünyaya hizmet edecek insanları yetiştirmeye devam etmenizi sizlerden bekleriz.Ellerinizden öperiz.
Vadettin Aktaş @ 24.11.2009 19:24:14
selam, gönlü aşk ile dolu güzel öğretmen. Allah gönlünüzdeki bu aşkı hiç söndürmesin gönlü kararmış,katılaşmış insanlar okur da ibret alırlar inşallah.Allah,hayatımızın her döneminde sizin gibi insanları karşımıza çıkarsın.Ne mutlu size herşeye ve bütün yaşadıklarınıza rağmen içinizdeki yaşam sevgisine.Her daim sevgiyle kalın.
bu arada,harika bir yazı ve şiir yüreğinize sağlık.
hülya @ 24.11.2009 13:52:53
Online Ziyaretçiler
-