"Küresel Kent" kavramını geliştiren Columbia Üniversitesi Sosyoloji profesörü Saskia Sassen ile yapılan bir mülakatı okuyordum.
Bir bilim insanının ağzından dökülen damıtılmış sözcükler insanı pek çok konuda düşünmeye sevk ediyor. Ben de, bir şehrin "Politik Etkisi" kavramına takıldım. "Politik Etki" sözü ile kastedilen, o şehrin ülke çapında politika geliştirmeye ve ülke çapındaki politik diyaloğa olan etkisinin ne olduğu.
O çok popüler "Marka Şehir" kavramını bıraktım, acaba Sakarya'mızın "Politik Etki" bakımından şehirler arasında bir sıralamasını yapsak karşımıza nasıl bir sonuç çıkar diye kendi kendime sordum.
Yani şehrimizin Türkiye çapında politikalar oluşturmaya, Türkiye'de siyasi gündem yaratmaya ve Türkiye'nin politik diyaloğuna olan etkisi neydi.
Daha yalın bir ifade ile, Sakarya'mızın bu ülke için politik önemi ve tesiri nedir?
Benim hatırladığım bir tek Sayın Şaban Dişli ile Türkiye siyasetini etkilediğimiz.
İktidar partisinin İl Başkanı aylardır atanamadığı ve türlü spekülasyonlar yapıldığı halde, bunun bile Ankara'da veya Türkiye'de bir yankısını görmedim.
Yani, rakamla da "0", yazıyla da "sıfır".
O zaman tekrar soralım: Türk Siyasi yaşamı için durumumuz ve önemimiz ne?
Ülkenin her yerinde yaşanan sorunların da, güzelliklerin de hemen hepsinin bir örneği Sakarya'mızda mevcut.
Fazlamız var, eksiğimiz yok. Diğer taraftan, tulum çıkarmış gibi, az değil bir dönem 6 ve 5 bir dönem milletvekili iktidar partisinden. Halkın bu şehre büyük bir lütfudur bu.
Peki ama neden ülke çapında siyaset üretilemiyor?
Eskiden Bakanlar çıkarırdık, şimdi neden sözümüz geçmiyor?
Politika üretmek için çok önemli bir olay olması da gerekmiyor.
Beyin olması yetiyor.
Yani insan faktörü işin içine giriyor.
Örneğin, son günlerde ülke gündemine düşen "Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)" konusu Sakarya'yı siyasi gündeme nasıl taşıyabilir? Öğrendim ki, dünyada GDO'lu mısır üretimini elinde tutan birkaç şirket var, hatta bir tek şirket var. O da ABD menşeli bir şirket. Bakınız, Türkiye'de mısır üretiminin beşte birini Sakarya karşılamaktadır.
Sakarya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nün Web sayfasında mısır ve Sakarya ile ilgili bilgiler aynen şu şekildedir:
"Mısır tohumunun çimlenebilmesi için sıcaklık 10 0C 'nin üzerinde olmalıdır. Aşağıdaki tablonun incelenmesiyle, mısır bitkisinin ilk sırada yer aldığı ve mısır yetiştiriciliğinin Sakarya'daki önemi daha iyi görülecektir.
Belirtilen değerler Türkiye ortalamasının 2-3 kat üzerindedir." Yani diyor ki, Sakarya için mısır üretimi çok önemlidir.
Şayet Türkiye GDO'lu ürünlere kapını açarsa ve Türkiye'de ve tabi dolayısıyla Sakarya'da mısır üretimi geleneksel tarımla değil de GDO'lu yöntem ile yapılırsa alınan verim belki çok daha yüksek olacaktır.
Ancak GDO'lu ürünlerin tohumları kısırdır, yani tohumundan bir dahaki sene yine mısır alamazsınız.
O zaman ne olacak, bizim Sakarya'lı mısır çiftçimiz bağımlı olarak ABD'den her seferinde daha yüksek bir fiyatla mısır tohumu alacak.
Zaten maliyetler altında ezilen çiftçimizin giderleri bir kez daha artacak. Bu arada "....." gibi Türkiye'de yemlik mısır alımını neredeyse kontrol edecek ölçekte bir tesisimiz olduğunu da hatırlayalım.
Bu durumun ....Piliç'e tesiri ne olacak?
Zira Avrupa'nın %70'i GDO'lu gıdalara ve GDO'lu yemlerle beslenmiş hayvansal ürünler almaya karşı, Türkiye'de de bu konuda önemli bir duyarlılık her geçen gün yükseliyor.
Tüm bunlar birer olasılık. Bu örneklere daha başka güncel konuları da ekleyebilir ve ilişkilendirebiliriz.
Burada önemli olan, Türkiye'de kendimizi haklı sebeplerle fark ettirmemiz, politik bir aktör olabilmemiz.
Aksi taktirde olan bitenlere hep seyirci kalmakla yetineceğiz. Halbuki Sakarya'mız her yönüyle fark edilmeye değerdir.
Yazı Tarihi : 09 Kasım 2009 Pazartesi
Bu yazı 151 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
"thank you sör" rumuzlu şahıs. Sen önce Türkçe yazmayı öğren ondan sonra birilerini eleştir. "Aşk İklimi" her zaman dolu dolu adam gibi yorumlar yapıyor. Seninkisi ise sadece yorum kirliliğine neden oluyor.
Kirliye Güler @ 18.11.2009 12:21:24
ya bu aşk iklimimi,milimimi ne ne mütkiş biri ya herbişiden haberi var alimaallah,adamın bilmediği yok niye mvekili yadavali olmuyo acep bravo ya.
thank you sör @ 09.11.2009 20:54:09
Sevgili Hatunoğlu
Yazınızda bir bütünlük göremedim.
Niye illa siyasete alet ediyorsunuz ki.
Üniversitemizde var.
Veya siz bir projeyle çıktınız da,engelleyen mi oldu.
İktidarı eleştireceğim diye yazı yazarsanız,böyle acayip bir makale çıkar ortaya.
Size tavsiyem CeHaPenin durumunu irdelemeniz.
Orayı çözdünüz mü,çorap söküğü gibi gelecektir devamı.
Aşk İklimi @ 09.11.2009 14:33:58