Bizim mesleğin duayenlerinden Faruk Dinçer'in son yazısını okudunuz mu bilemiyorum ama, okumadıysanız lütfen okuyun. Yazını içeriğinde hepimizi yakından ilgilendiren çarpıcı bilgiler, veriler ve öngörüler yer alıyor.
Lütfen okuyun.
***
Bill Gates, Microsoft'un kurucusu ve sahibi.
50 milyar doları aşan serveti var.
Öyle bir servet ki; 140 yoksul ülkenin milli gelirlerinin toplamı bile, Gates'in serveti kadar etmiyor.
Bu mukayese bile "insanlık aleminin" dramatik halinin, "bölüşüm adaletsizliğinin" göstergesi olmaya yeter!
Gelir dağılımı ve bölüşüm adaletsizliği makası her geçen gün varlıklı ülke ve insanlar lehine, yoksul ülke ve insanlar aleyhine biraz daha açılıyor.
Bir yanda tokluktan çatlayanlar, öte yanda açlıktan bayılanlar!
Forbes Dergisi'nin listesine göre, 400 Amerikalı'nın sahip olduğu servetin toplamı 1.27 trilyon dolar. ABD'nin milli geliri ise 15 trilyon dolar. Japonya'nın milli geliri 4 trilyon dolar. 27 ABD ülkesinin toplam geliri yaklaşık ABD'ninki kadar, yani 15 trilyon dolar.
Hindistan'ın milli geliri 1.3 trilyon dolar.
Rusya'nın milli geliri 2 trilyon dolar.
Tekrar vurgulayalım.
400 Amerikalının sahip olduğu servetin toplamı 1.27 trilyon dolar.
Kartelleşme ve tröstleşme eksenine oturan vahşi kapitalizmin en net belirtisi bu olmalı.
Bu bağlamda genelden özele doğru bir tahlil yaparak, kendi ülkemize dair bazı rakamları sıralayalım:
Uluslararası Para Foru "Dünya Ekonomik Görünümü" raporundaki verilere göre, Türkiye'nin 2008 yılında 729 milyar 983 milyon dolar olan gayri safi yurt içi hasılası (GSYH), 2009 yılında krizin etkisiyle 136 milyar 450 milyon dolar gerileyerek, 593 milyar 533 milyon dolara düşecek. (Ancak dünya sıralamasında 17'incilikte yeri değişmeyecek)
Türkiye'nin milli gelirinin 2014 yılında artış eğilimiyle 710 milyar 833 milyon dolara ulaşması öngörülürken, bu rakam yine de kriz öncesi milli gelir rakamını yakalayamayacak.
Bu kompozisyon içinde gelir dağılımı ve bölüşüm adaletsizliğinin en yoğun şekilde yaşandığı ülkelerden biri olan Türkiye'nin sosyo-ekonomik analizi bizi ilginç sonuçlarına götürüyor.
Malum, kişi başına milli gelir hesaplanan toplam gelirin nüfusa bölünmesiyle ortaya çıkar.
Ekonomik işbirliği ve kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) geçen yıl sonuna doğru açıkladığı raporda, Türkiye OECD ülkeleri içinde gelir dağılımı en çarpık olan ikinci ülke. Nüfusun en zengin yüzde 10'uyla en yoksul yüzde 10'u arasındaki gelir farkı 17 kat. OECD ortalaması ise yüzde 8.9.
Bu oran Meksika'da 25 kat.
OECD Meksika ve Türkiye'yi kamu hizmetlerinin eşitsizliğini gidermede en etkisiz ülkeler arasında gösteriyor.
Türkiye, çalışabilir yaştaki nüfusun yüzde 12-15 oranında yoksul olduğu ülkelerden biri.
Aralık 2008'de (resmi verilere göre) işsiz sayısı 3 milyon 274 bin kişi.
"İşsizlik oranı" ise, yüzde 13.9.
"Kişi başına milli gelir yükseldi" (!) edebiyatını yapanlara hatırlatmada yarar var!..
-----------------------
AK Parti'nin yeni İl Başkanı!..
AK Parti Milletvekili Şaban Dişli'ye "Beklemekten sizlerde, bizlerde yorgun düştük. Sizin bilginiz vardır. Yeni İl Başkanı kim olacak?" diye sordum…
Dişli, her zamanki mütevazi haliyle; "Vallahi bende bilmiyorum" dedi ve devam etti.
"Yemin ediyorum kim olursa olsun ceketimin önünü ilikleyip gidip hemen tebrik edeceğim" dedi...
Anlaşılan o ki, partililer gibi milletvekilleri de uzun bir süreden bu yana adeta "papatya falına" dönüşen İl Başkanı atama sürecinden rahatsızlar. Partideki bu rahatsızlık Ankara'nın da dikkatini çekmiş olmalı ki, süreç hızlandırıldı.
İl Başkan adayı olan 4 isim Ankara'ya çağrıldı.
Ali İhsan Yavuz, Recep Uncuoğlu, Fevzi Kılıç ve Erdal Yıldırım…
Yazımı yazdığım saatlerde yeni bir gelişme olmadı. Muhtemelen dün akşam İl Başkanın kim olacağı netleştirildi. Eğer o isim dün akşam geç saatlerde açıklanmadıysa bugün mutlaka açıklanacak demektir.
Bildiğiniz gibi daha önceki yazılarımda İl Başkanlığı için Ali İhsan Yavuz ve Recep Uncuoğlu'nun favori isimler olduğunu yazmıştım.
Düne kadar bu fikrimi muhafaza ediyordum.
Dün Ankara'ya çağrılan adaylar arasında Erdal Yıldırım'ın da olduğunu öğrenince bu düşüncem sanki biraz değişir gibi oldu.
Ankara'dan yapılan çağrı sanki kırılıp, dökülmenin önüne geçmek adına adaylara yönelik bir "terapi", bir "uzlaşma" çağrısı gibi algıladım.
Adaylar 4 isimden biri üzerinde uzlaştırılacak diye düşünüyorum.
Bakalım nasıl bir sonuç ortaya çıkacak?..
Favori isimlerden biri mi atanacak yoksa sürpriz bir isim mi?..
Yazı Tarihi : 05 Kasım 2009 Perşembe
Bu yazı 96 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar