İnce, seçkin, güzel, kolay hatırlanan, güzel söylenmiş mısra (mısra-i berceste, berceste mısra).
Her yazarçizerin vazgeçilmez ana amacıdır efalinde berceste olabilmek. Pek tabiidir ki berceste olabilmenin yegâne şartı ise hakka, hukuka ve de hukukullaha ters düşmeyip nehafet sahibi olabilmek, seçkinlik vasfı taşımak. Her şeyden önce güzel olabilme gayreti, hatıraları zorlamama özelliği, güzel olabilme kadar da güzeli söyleyen, güzeli kendisine efal edinme serencamı, sonuçta bir hayatın kendisinde ifadesini bulabildiği mısra-i berceste olabilme hadisesidir.
Bercestenin ehemmiyetine binaen olsa gerektir ki Sapanca'nın girişinde Berceste namıyla maruf bir dinlenme tesisinde açık büfede enva-ı çeşit kahvaltılıklardan günde binlerce insanat müstefid olduğu halde ne yazık ki bu % 100 Türkçe olan klasik kelimemizin anlamını bilen kimseyle bugüne kadar tevafuk edemedim.
Velhasıl bu kelimemizin maksadına maksud olunduktan mabadehu gel gelelim esas meselemiz olan bütün hayatımızın yegâne ifadesinde mündemiç olarak berceste olma yolunda seyrü sülukumuza. Hâsılı sadece yola revan olmuşken bercestede taamla kalmayıp hayatımızı tevhid anlamında berceste yapmak ümidiyle diyoruz.
Gerçi berceste olabilmek için fazla bir gayrete gerek olduğu zehabına kapılıp kendinize sıkıntı vehmetmeyin. Sadece ve sadece bir insan olarak tabiliğinizi idame edip gayri tabilikten içtinap etmeniz sizlerin berceste kalitesini yakalamanız için fazlasıyla yeter de artar da. Hazreti Fahri Kainat dedikodu yapmanın mümin kardeşinin etini yemeye taalluk ettiğini bizlere hatırlatmaktadır. Kim bu efali işlemek ister. Evet, mademki böyle büyük bir yaptırımı var bu işin, öyleyse kendi işimizle iştigal etmenin bile bizi berceste yapabileceğini unutmayalım.
Binaenaleyh rahmetli Burhan Felek Milliyet'in başyazarıydı. Bundan tam 30 yıl kadar öncesiydi. Bendeniz de Bolu Eğitim Enstitüsünde talebeydim. O yıllarda bir başmakalesinde özetle şunu dillendirmeye gayret ediyordu. Memleketimiz çok güzel. Hele, hele o yıllarda hormonsuz ve organik besinlerle beslenen hayvancılığımızda ürettiğimiz evlerimizde ve de lokantalarımızda servis edilen o güzelim lezazet dolu etlerimiz varken insanlarımız bu nimetleri inadına görmezden gelip neden tercihen birbirimizin etlerini yeriz anlamam, cümlesi bir bakıma yukarıda zikrettiğimiz hadisi şerifi de şerh etmektedir.
Bendenize soracak olursanız asrımızın hemen, hemen bütün hastalıkları teşhis edilmiş, tedavisi için de gereken reçete yazılmıştır kanaatindeyim. Bu reçetenin yegâne gereğinin de berceste olmaktan geçtiğini unutmamak gerektiği kanaatindeyim. Pek tabiidir ki berceste olabilmenin de bütün taraflarca benimsenip yürürlüğe konulmasıyla mümkün olacağını göz ardı etmemek gerekir. Örneğin tarihteki berceste timsali Hz. Fatıma hayatının bütün ideallerini berceste üzerine ikmal buyururlarken hem de kendini Müslüman zannedenler tarafından hayatının zindana çevrilmiş olmanın ifadesiyle "Başıma gelenler eğer gündüzün başına gelseydi vallahi gece olurdu" tespitini anlamamak namümkündür.
Bercesteden zuhuratname serencamından 20.01.2009 Yalı Akademisinin mutena rufunda ilmi mukalkale sadedinden Bahriye Tekaüd Miralayı İbrahim Hadidözü ki refikalarının şifaya vasıl olmaları makamından ihbarıyla teşrif etmişlerdi. Hazırundan Tabib Abdülhamit Özdemir, Tabib Kasım Turgur, Kalem Efendisi Kutbettin Özdemir tam nirvanadayken birden yeğeni şahanelerim Tabib Nedim Aytekin adeta Hızır gibi eriştiler. Bilvesile Ord. Prof. Dr. Baki Adalmış hazretlerinin bir elinde Ayran Teorisi, öbür elinde de kavurmacı Osman'ın leziz kavurmasıyla açları doyurup Hasan Mutlucan'ın da kahramanlık türkülerini icra ediyordu.
Reklamcı Ali Gölükçü gruba dahil olur olmaz hayırlı bir haberle bizleri memnun eyledi. Hassaten Mart ayında evleneceğinin altını çizdi, bunun hikmetini de okuyucularımıza bırakıyoruz.
Bu minval üzere sohbet sürerken Galip Bey sazı eline aldı. Değişik makamların icrasından sonra bizlerle şu meşhur hikayeyi paylaştı.
Vakti, zamanında Medine-i Münevvere Mescid-i Nebevide adamın biri mescidin direğine yaslanmış ayaklarını da kıbleye karşı uzatmış laubali bir şekilde neşeleniyor. Tam o esnada orada hazır bulunan Hızır a.s. bu manzara karşısında adama "Be adam be ne laubalilik, nerede bulunduğunun farkında mısın" ikazında bulunur. Adam hiç istifini bozmadan "Git başımdan" der. Hızır şaşırır. Dayanamaz tekrar ikaz eder. Yine terslenir. Üçüncü defa ısrarla ikazını tekrarlayınca adam "Git başımdan, Hızır olduğunu söylerim yakanı kurtaramazsın" der. Hızır a.s. şaşkın vaziyette kaçırdığım bir şey mi var, bu adam benim Hızır olduğumu bildiğine göre neden bendeki listede adı yok diyerek hayıflanır ve Cenabı Hakka iltica ederek "Bu nasıl iş Ya Rabbi" der. Cenabı Hak "Ya Hızır o bizim has kullarımızdandır. Bize naz eder. Muhammed ümmetini affet, yoksa evini başına yıkarım diyor". Hızır a.s. "Ya Rabbi benim listemde adı yok ama" der. Cenabı Hak "Ya Hızır seninki sende, benimki bende" cevabını verir. Hızır a.s. da bu cevabı aldıktan sonra adamı rahat bırakır ve oradan kaybolur. Hiç şüphe yok ki zamanımızda da böyle gurebadan bazılarının üzerine gidildiğinde musallatlar öttürülünce ancak mefruk olabilirler.
Bu vesileyle son zamanlarda peydahlanan bir parti hepimizi şaşırttı. Meğer Hak ve de Hakikat Partisi adında yeni bir siyasi oluşummuş. Başlarında yeşil takkeli, sakallı, kravatsız bir zat, ikide bir de asacağız ve de keseceğiz diye rast makamıyla anırıyor. Biz de çoktandır tiyatroya gidememiş olmanın verdiği stresi atma fırsatı bularak bayağı gülüşerek rahatladık. Bu beyefendiyi uzaktan yakından tanımıyoruz. Medyanın bize yaptığı servis kadar, yani herkes kadar tanıma fırsatı bulduk. Ayrıca bu zatı en objektif olarak tanıtan gazetecinin de Ahmet Hakan olduğunu bu genel başkanın kendisi bir beyanatında ifade edince biz de herkes gibi bir Hürriyet Gazetesi edinerek bu zatı okumaya başladık.
Ahmet Hakan özetle, kendisindeki evliya listesinde bu zatın geçmediğini, bu zatın vakti zamanında İstanbul'un meşhur bir kabadayısı olduğunu, bir rüyayla evliya, bilahare bir rüya maharetiyle de parti kurduğunu yazınca Galip Beyle benim aklıma Ahmet Hakan'ın tasavvufi literatüre vukufiyet kesp ettiğini bir şekilde bu olayı yansıtırken ispatladığını, bu zatın bir şekilde evliyalığını tescil ederken kendisini de hızırlık makamında gördüğünü anlamış bulunmaktayız.
İnsanlık hali, her şey biz mahlukat için geçerli. İyi niyet esas olmalı. Biz her halükarda her gördüğümüzü Hızır bilmeye devam edersek kazanan yine biz oluruz.
Bu kısacık dünya ahvalinde eğer berceste olmak istiyorsak herkesi olduğu gibi kabullenip kendi işimizle hemhal olup onu daha güzel yapmaya gayret edebilirsek mısra-i berceste olabilmemiz kaçınılmazdır. Vesselam.
Yazı Tarihi : 02 Kasım 2009 Pazartesi
Bu yazı 297 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Bu yazarın resmi orjinalmi? Eğer Orjinalse hakketten orjinal adammış :)))
Vedat @ 10.11.2009 18:33:08
İslam imiş devlete pa bendi terakki
Evvel yoğ idi iş bu rivayet yeni çıktı. Ziya Paşa
Bekir Adıyaman @ 04.11.2009 11:38:53
İkbâl için ahbâbı siâyet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirâyet yeni çıktı
(Yükselmek, iyi bir mevkiye gelmek için dostlarını çekiştirmek yeni çıktı, önceleri bu beceriksizliği bilmezdik, bu da yeni çıktı)
Sirkat çoğalıp lâfz-ı sadâkat modalandı
Nâmus tamam oldu hamiyyet yeni çıktı
Hırsızlık çoğalıp sadakat sözü moda haline geldi, namusu bitirdik, hamiyet yeni çıktı)
Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zerafet
Dildardan ağyâra şikâyet yeni çıktı
(Düşmanlara dostları yermek bir incelik oldu; başkalarına gönül dostlarından şikayet yeni çıktı)
Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı
(Sâdık kişileri aşağılama, reddetme benimsenir oldu; hırsızlara ikram ve yardım yeni çıktı)Ziya Paşa
Bekir SELAMOĞLU @ 03.11.2009 13:42:44
Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.
Hucurat Suresi Ayet:12
Ebubekir AYTEKİN @ 02.11.2009 13:53:41