SİLOPİ KARŞILAMASININ İKİ YÜZÜ...

Zihni Açba

Zihni Açba
Bir süre önce bu köşede yayınlanan "Yargıya Güvenmek" başlıklı yazımızı;cümleleriyle bitirmiş ve inşallah tuzu kokutmayız temennisinde bulunmuştuk.
O yazıyı, elbette durduk yerde sadece yazı yazmış olmak için yazmamıştık. Toplumumuzda oluşan ve belki de özellikle oluşturulmasına çaba gösterilen güvensizlik boyutunun, "Yargı" müessesesine de sıçradığını veya sıçratıldığını hissettiğimiz ve bu sıçramanın endişe verici boyutlara ulaştığını düşündüğümüz için, o yazıyla endişelerimizi dile getirmiştik.
Geçtiğimiz hafta, hepimizin bildiği gibi bir rezalet boyutuna ulaşan, Mahmur ve Kandilden dönen 34 PKK lının karşılanma ve sözüm ona yargılanma sürecine dair skandallarla işgal edildi ülke gündemi.
Skandallar öyle boyutlara ulaştı ki; artık mızrak çuvala sığmaz, uydurulan kılıflar minareyi almaz oldu ve açılım fedaileri bir anda çark ediverdi. Bahaneleri de çok geçerli.
Sayın Başbakan'ın açıklamalarına göre;
bu 34 PKK lının gelişi esnasında sergilenen bazı davranışlar, bir takım rahatsızlıklara sebep olmuştur.
Eğer aynı tavır ve davranışlar, Avrupa'dan gelecek olanların İstanbul'a gelişleri esnasında da sergilenirse, toplumun genelinde rahatsızlığa yol açarmış.
İnanın insanın boğazına kadar gelip düğümleniyor söylenmesi gereken sözler. Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye; nerem doğru ki diye cevap vermiş. Sayın Başbakan'ın konuya ilişkin olarak, Pakistan yolunda uçakta yaptığı açıklamadan bizim anladığımız şu.
Diyor ki sayın Başbakan; Silopi'de başlayıp Diyarbakır'da devam eden rezalet bizce normal de eğer İstanbul'da aynı şey olursa bu rahatsızlık yaratır.
Bize göre asıl rahatsızlık yaratan şey;
orada yaşananlar değil, orada yaşananları orası için normal, İstanbul veya ülkenin bir başka bölgesi için anormal sayan ayrılıkçı ve ayırımcı mantıktır. İstanbu ve Diyarbakır farklı iki yasal düzenlemeye mi tabidirler ki;
birinde rahatsızlık duyacağınız bir fiilden diğerinde duymuyorsunuz. PKK' nın ve onun siyasi uzantısı olduklarını artık gizlemeye bile gerek duymayan DTP' nin, bu anlamda yaptığı veya yapacağı hiçbir şey bizim için şaşırtıcı veya hayrete düşürücü değildir.
Çünkü onlar, ne yapacaklarını söyleyerek yapmışlardır.
Asıl şaşırtıcı ve hayrete düşürücü olan; AKP İktidarının ne yaptığını ve ne yapacağını bilmeyen, ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin devlet kimliğini zedeleyici boyutlara ulaşan ve adına "Demokratik açılım" dedikleri yol haritasıdır.
Bu yol haritasını hükümetin eline tutuşturanların nihai hedeflerinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin Misak- Milli ile çizilmiş olan coğrafi haritasını değiştirmeye yönelik olduğunu görmemek için kör olmak gerekir diye düşünüyoruz.
Bahse konu Silopi karşılamasının, tepkilere yol açan PKK ve DTP gösterilerinden daha vahim ve daha mide bulandırıcı bir yüzü var ki meselenin İktidar sözcülerince asıl izah edilmesi gereken bu yüzüdür.
Hukuki bir mesele olduğu için, mantığıma ve vicdanıma uymamasına rağmen, konuyla ilgili bir yorum yapmayacağım. Meselenin bu boyutunu, bir hukuk adamının bu meseleye yönelik iki cümlelik değerlendirmesini olduğu gibi aktararak, takdirlerinize arz ediyorum.
Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, bu konuya yönelik değerlendirmesinde aynen şöyle diyor; ''Yargı bağımsız olsaydı bir çadır mahkemesi şeklinde sınırda mahkeme kurmaya müsaade etmezdi. Bir yargı nasıl siyasallaşır denilirse, bu son olay bunun en somut örneğidir. Normalde sanıklar adliyeye gider. Hâkim ve savcı sanıkların önüne gitmez. Bu olay ulusal onurumuzu zedelemiştir.'' Bir hukuk adamının dile getirdiği bu endişe, biz de " Tuz kokmaya mı başladı" tereddüdüne yol açmaktadır.
Umuyor ve diliyoruz ki sayın Başbakan'ın ve AKP iktidarının bu konudaki anlamsız ısrarı sona erer ve çok geç olmadan hatadan geri dönülür. Ta başından beri elle tutulur bir muhtevası olmadığına inandığımız ve bunu her fırsatta dile getirdiğimiz açılım safsatası da böylece gündemden kalkmış olur.



Yazı Tarihi : 27 Ekim 2009 Salı
Bu yazı 176 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Meğer; Çanakkale?de yüz binleri boşu boşuna gömmüşüz!
Meğer; gencecik fidanları boşa telef etmişiz!
Meğer; kurtuluş günlerinde toprağa boşu boşuna düşmüşüz!
Meğer; Yemen?den Sina?ya haybeye ölmüşüz!
Meğer; annelerimizi yüzyıllardır boşu boşuna ağlatmışız!
Meğer; bu süreçlerde bir Tayyip Erdoğan?ımız olsaymış bütün bunlar olmayacakmış!
mutemet @ 13.11.2009 17:22:39
Abicim Yine Çok Güzel Bir Yazı Yazmışsın Senin Köşe Yazılarını Beğeni İle Takip Ediyorum ALLAH(c.c.)Yar Ve Yardımcın Olsun..
Erhan MARTiN @ 29.10.2009 17:09:56
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk