Evvel zaman içre bir dallama müderris varmış. Büyüklerimiz biz evlatlarına müteveccihen hep bu herif-i na şerife benzemememizi tavsiye ederlerdi. Bu fakirül hakir ise bu dallamanın nasıl olsa darı bekaya irtihal ettiğine istinaden böyle bir vakayla karşılaşma şansının söz konusu olamayacağının verdiği rahatlıkla herkese ve her keseye gönlümüzü açıp her gördüğünü Hızır bil darbımeseli mucibince herkesi kendimiz gibi samimi sandık. Tecrübeler ömrümüzü elimizden alıp gidince bir de baktık ki hakikaten bu dallama tabir olunan şey bir hayat üslubundan başka bir şey değilmiş.
Semantik olarak da dallama kavramı her tarafa dal budak kök salarak emperyalist bir anlayışla hakimiyet kurma faaliyetinin yüklenmesi hadisesiymiş de kimse bu hayat üslubunun farkında olmayıp bu kelimeyi argoda sıradanlaşmış olarak algılamış olsalar da arifler çok iyi bilirler ki dallama harekatı çok deruni tehlikeleri beraberinde taşıyan felsefi ama kayıt altına alınamayacak kadar girift bir hayat üslubunun yegane adıdır.
Binaenaleyh dallamalık harekatı sadece ilim ehlinin mensubiyetine de zindanlanamayacak kadar zengin ve de engin olduğu veçhesiyle tarihten bu günümüze ve kıyamete kadar hayatiyetine devam edecek olan dallamalık anlayışı bütün meslek erbabı sanat, zanaat ve de aklınıza gelebilecek bütün insin ve de ecinniyatın tercihan kana kana yaşayabildikleri çok ince ayar istemli olduğu kadar da münafıklık enstrümanının da sonuna kadar kullanılmasının temel rükün teşkil ettiği mahza zeka jimnastiği olduğu kadar bir o kadar da kendisinden gayrisini ebleh ve de ahmakmış gibi kabul etmenin verdiği pervasızlık ve de tedbirsizlik akabinde bir süre saltanat buyursalar da encamları gerek bekada ve de gerekse dünyada pek de iç açıcı olmayıp eninde sonunda yakayı ele verip bir meczubun sillesine müstahak olurlarmış sadedinden Ali Murat Hocam temenni faslı mübarekesinden bendenizi arayarak "Hayrullah'cığım müjde, müjde nihayet eyyamcının emaneti elinden alındı" buyurdular. İşte bu vesileyle biraz kalem sürtmüş olalım.
Eyyamcı Arapçada yevm, gün anlamında kullanılır. Eyyam ise günler manasını yüklenir. Buradan çıkarılacak sonuç ise ilgilinin herhangi bir idealinin olmayıp her şeyi kendi menfaatine yontup sözüm ona avami ifadeyle gününü gün etme zilletinden eyyamcılık istimal olunmaktadır.
Evet, aldığımız haber meğer doğruymuş. Asrın en büyük eyyamcılarından olan dallama müderris nihayet imamın kayığına binmiş. Evet, dallamaya birazcık olsun dalalım, yani irdeleyelim. Dallama efendi kendisini tanıyan, tanımayan herkese sanki sureti haktan büyük bir kutsal ademmiş gibi siluetlenip gösterime çıkmaktaydı. Hakikaten onun derununa inilmedikçe herkes onu çok mütedeyyin, çok milli, çok yerli bir ahlak ve de fazilet abidesi olduğu zehabına kapılıp adeta ona meftun oluverip sözüm ona bu tanrısal mahlukata hizmet babından varıyla yoğuyla onun emrine amade olurlardı. Bu zavallı gönüllüler istemeyerek de olsa artık bir daha yakalarını kurtaramamak üzere zimmetlenmiş olup ayının burnuna geçirilen kanca misali boz ayı beşyüz kiloluk devasa kudret sahibi olsa da küçücük bir esmer vatandaşımız onu bu hile ile istediği yöne istediği gibi manevralandırıp ve hatta istediği gibi tavernalandırmaktadır.
Beyin yok, akıl mahcur, eblehiyet yerini iblisliğe tahvil etmiş aman tanrım gel de işin içinden çık. Zavallı adamcağız tevazu gösterip gerçek kimliğini kullanacak olsa başta kendisi, bilahare bütün ziyruh onun bu zilletinden yakayı kurtaracak ama nafile. Heyhat adamcağız olmayan altyapısının üstüne bina kondurmaya çalışıyor. İlim yok, irfan hiç yok ama heyula gösterisinden menkul ellerinde kalem önünde arkasında cilt, cilt kitaplar ondan ona ondan ona atlıyor. Onunla da kalmayıp verdiği pozlarda etrafını kitap ağıyla örüyor. Zavallı kitapsız müderris bir de bakıyorsunuz ki birinin hiç kitabı yok, öbürünün de derlemasyon, intihal. Allah rızası için bir asırlık ekmek düşmanlığı muvacehesinde orijinal bir tek cümle nasip olmadığı gibi kendi heyulasının altından sağ selamet hiçbir ziyruh çıkıp iflah olup kendisinin mahremini tefrik etmesin diye tamamen ilmi mukatele. Ona göre ondan başka hiç kimse yok. Aslında doğru, dallamalıkta aynen öyle olsa gerektir.
Evet, derlemasyonlar vaki olup kerpiçleşince de bir ahmak finansörün elleri öpülüp ve de tan edilir. Ama heyhat ki yapılan işlemin hiç mi hiçbir kıymet-i harbiyesi olmadığından ötürü bir türlü satılı verilmez. Buna da en basit çare etrafındaki bordro mahkumlarına birer koli kitap yüklenilip ay başında karşılığını getir tembihatında bulunulur. Ne yapalım kader mahkumları gereğini yapıp derlemasyonlar tükenince de orada kalınmayıp haddini hududunu aşarak yeni baskı yapılır. Aynı serencam ta ki Azrail kapıyı çalana kadar sürer gider. Şimdi gel de bu dallamanın arkasından Fatiha oku okuyabilirsen.
Hayat sadece bununla da kalmayıp cümle ziyruh istimal edilir. Şansınız hep yaver gidip rüzgar istediğiniz yönden esmeyebiliyor. En yakın çevrenizde bile bir problem zahir olduğunda da hak hukuk hukukullah gözetilmeden etraf inceden inceye süzülerek kim güçsüz ve de garip ise onun aleyhine ve de zalimlerin lehine tavırlanıp inadına inadına tezellümde fitne kaynatılır. Ama heyhat hak kuvvettir mucibince mazlumlar galip geldiğinde de eee ben eğer bilseydim ki sen kazanacaktın bu kavgada vallahi hem de billahi senin yanında olurdum deyip yeni bir manifesto ilan eyleyip en büyük yeminlerle taraflara seslenerek ben tarafsızım denilir.
Şimdi gel de dallama müderrise acıma. Gerçi hep günah çıkarıyor. Ama Atilla'nın tespitine göre bir defa ihanet eden sürekli ihanet eder gerçeğini yabana atmamak gerekir.
Dallama der ki ben ne yapayım onun arabası var, güzel mi güzel, şoförü de var özel mi özel. Demek ki adamcağıza biraz hizmet, biraz besi, ne melanet işlersen işle adamcağız yalancı şahit olmayı bir üslup haline getirmiş. Vaktaki melanetçi mağlubiyeti zecredince de hemen galibe temayül, temayül üstüne temayül.
Dallamalık bu gerisi hep nafile yapacak hiçbir şey yok. Sadece tecrübe ettik hepsi o kadar. Tecrübeleri paylaşmak da adettendir vesselam.
Yazı Tarihi : 23 Ekim 2009 Cuma
Bu yazı 119 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar