Bilmiyorum diyebilmek

Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi
Prof. Dr. Hayrullah Şanzumi

Bilmiyorum diyebilmek büyük hem de çok büyük bir fazilettir. Hele hele çağımızın ihtisaslaşma çağı olduğunu her yerde seslendirdiğimiz halde nedense aşırı enaniyet, ego ve komplekslerimiz bize bir türlü bu "kusura bakma bu sorunuzun cevabını bilmiyorum, bunu bir bilene veya kaynağına müracaat ederek hep beraber öğrenelim" diyebilsek çok karlı çıkacağız bu işten. Ama kendimize yediremediğimizden ötürü birçok yanlışa davetiye çıkardığımız gibi biz de battıkça batıyor ve küçüldükçe küçülüyoruz.
Bu vesile ile geçenlerde bir televizyon programında bayan bir sunucu karşısına aldığı bir ilahiyat profesörüne şu soruyu tevcih ediyor, diyor ki: Efendim Peygamberimizin en sahih hadislerinin toplandığı Sahih-i Buhari'de Hz. Muhammed'in kadınlar için karga dediğini, bunu nasıl tarif edebileceğinizi bekliyoruz sorusuna, benim de yakından tanıdığım ve hem de hemşerim olan bu hoca efendinin ihtisas alanının "Din Felsefesi" olduğu halde arkadaş bu soru hadisçileri ilgilendirir deyip hem kendisini ve hem de Resulullahı zan altında bırakmaktan kurtarabilecek yerde, sanki konunun uzmanıymış edasıyla gerinerek tarihte hadis uzmanlarının hadisleri tasnif ederken gösterdikleri azami gayretleri anlatmaya çalışıp gayet spesifik olan bu soruyu cevaplamadığı halde sanki bu konuda da bir şeyler biliyormuş olmanın enaniyetini yaşamak için dininin acziyet içinde gösterilmesine razı olabiliyor. Hâlbuki çok kısa ve çok kolayca arkadaş bu işin uzmanı falan profesör arkadaşımızdır demek ne sizi küçük düşürür, ne de inancınızı. Ama realite farlı; her ne kadar siz ihtisaslaşmış olsanız da hiçbir şeyi hiçbir kimseyle paylaşmaya alışmamışsanız yapabilecek bir şeyiniz de yoktur. Konuyu ehline götürüp çözüm sağlayacak yerde, kendiniz çözümleyerek adeta bir türlü çözümsüzlüğe davetiye çıkarmış olacaksınız. Zaten alışılagelen de bundan başka bir şey değildir. Bizim akademisyenlerimiz maalesef ferden ferda çok kaliteli çalışmalara imza atabildikleri halde bizde batıdaki anlamda grup çalışmaları keenlemyekundur. Çünkü gruptaki fertler üzerlerine düşeni yapmaz. Herkes yükünü birilerine yıktıktan sonra ortaya çıkan çalışmayı sahiplenmeye çalışırlar. Belki bizde, bizim tarihimizde olan imece ve salma kültürünü bilimsel faaliyetlerimize de yansıtırız.
Böyle bir girizgâhtan sonra bu vesileyle karga üzerinde yaptığım kısa ama tatminkâr tetebbuatım neticesinde Buhari'deki kadınların niçin kargaya benzetildiklerinin hikmetini tespit etmeye birkaç açıdan da olsa gayret ettik.
Şu sosyolojik realiteyi ortaya koyduktan sonra meseleyi vuzuha kavuşturalım. İnsanoğlunun hayat şartlarını oluşturan en etkin faktörlerden bir tanesi şüphesiz ki çevre faktörüdür. İnsanlar isim, lakap ve faaliyetlerinde hep çevresindeki canlı cansız varlıklardan istifade etmekle hareket ederek hayatlarını şekillendirmişlerdir. Örneğin çok homojen olan Çöl Kültüründe gerek cahiliye ve gerekse Asrı Saadette bütün isimlendirmelerin çevreden yararlanılarak yapıldığı gerçeği çok enteresandır. Mesela Osman yılan yavrusu demektir, Ebubekir deve babası, Ebu Hureyre kedi babası anlamında ama bilahare özgünleşen isimlerdir.
Bir defa bu perspektiften hareketle Peygamberimizin kadınları kargaya benzetmesinin kendi dönem ve yapısı içerisinde ve ayrıca karga kelimesinin semantiğinin Arap belagatinde ne anlama geldiğini bilmek gerekir kanaatindeyim. Eğer Hz. Osman'a Osman demenin ona yılan yavrusu anlamında hakaret manası taşıdığını ve bunun versiyonlarını tahayyül edersek başta kendimize ve bilime haksızlık etmiş oluruz. Geçmişimize de hakaret ve de iftira etmiş ve vebal kazanmış oluruz kanaatindeyim. İşte bu zaviyeden kargayla alakalı tespit edebildiğim birkaç tane meziyeti sıralamak istiyorum:
1) Karga ortalama 400 yıl yaşıyor (Hindistan türü),
2) Alacalı Karga, siyah-beyaz olduğundan hem baskın renkleri temsil ediyor, hem de beyazlığı temizliğe delalet ediyor,
3) Karga hayvanlar arasında iffeti temsil ediyor. Meşhur bir Türk atasözüdür: Ben iffeti kargadan merhameti de yengeçten öğrendim der darbı meselci büyük erenler. Evet, çok enteresandır, bütün hayvanlar ve hatta neredeyse bazı insanlar açıkta, herkesin gözü önünde çiftleşirken (mesela eşekler, kediler, boğalar, serçeler, köpekler) dünya kuruldu kurulalı hiçbir kimse kargaların çiftleştiğine şahit olamamışlardır. Yengece gelince çok enteresandır yengeç eğer yavrusuna yedirecek bir şey bulamazsa o gözelim bacaklarına hiç acımadan ve çekeceği bütün ızdıraba göğüs gererek kollarını, bacaklarını kopararak yavrularına yedirirmiş.
4) Bir de en önemlisi karganın yavrularına karşı aşırı şefkat sahibi olması ve yine bütün kargalar arası münasebetlerin en yüksek düzeyde olması ve herhangi bir felaket neticesinde onların özel haberleşme yetenekleri sayesinde civar vilayetlerdeki bütün kargaların gruplaşarak toplu hareket ve eyleminde bulunabilme kabiliyetleri calibi dikkattir ve takdire şayandır. Bu konuda birçok film de yapılmıştır. Konu spasifik olarak değerlendirilirse daha kargayla ilgili ne kadar hikmetlerin ortaya çıkabileceği kanaatindeyim.
5) Yine Eski Arap kültürü ve çevre şartları göz önüne getirildiğinde karganın dünya hayatını düzenleyen kontrol mekanizmasında bölgedeki çekirge ve haşeratla mücadelesi ve aynı zamanda karganın bir çevreci oluşu kayda değerdir.
6) Karga coğrafi yapıya göre örneğin bizde cevizi dalından koparır veya midyeyi ağzına alır, uçarak yükselir, sert bir zemine bırakıp kırılmasını sağladıktan sonra tekrar yere inerek bu gıdanın içini alıp önce beslenip bilahare bu gıdalarla yavrularını besler,
7) Kadınların saçları siyah, tenleri ise beyaz olduğundan karga gibi siyah ve beyaz renkleri aynı anda taşırlar,
8) Kara renk kara bahtı ve dünyayı simgeler; kargadaki beyaz renk ise beyaz at gibi güzel baht ve ahreti simgeler. Kadınlar ve de kargalar potansiyelleri yüksek olup istedikleri yönlerini öne çıkarabilme istidadına sahiptirler.
Yukarıda sıraladığımız hikmetlerden ötürü eğer Peygamberimiz kadındaki hasletlerle kargadaki, özellikle de toplum üzerinde tesir yapmış muhtevadan naşi kargayla kadını birbirine benzetmenin sadece anlaşılabilmesine ayak olması açısından bir metafor olarak kullanılmıştır kanaati ağır basmaktadır. Yok, eğer siz illa bunu bir hakaret olarak telakki ederseniz haksızlık yapmış olusunuz. Çünkü dünya kuruldu kurulalı milletler bile kendilerini figüratif simge ve de imge olarak ifade etmişlerdir. Mesela Eski Türkler kurtla, Osmanlı şahinle, T.C. güvercinle özdeşleştirilmiştir. Bunu kınamak da Resulullah'ın söylediklerini çarpıtmak arasında hiçbir fark yoktur. Eğer Hz. Peygamber kadınları tahkir etseydi "Cennet anaların ayakları altındadır" hadisini buyurmazlardı.
Onun için hassaten hadis okurken bir defa bu konunun mütehassıslarının da görüşleri alınmalıdır. Kelime ve kavramlar semantik açısından anlaşılmalıdır. O dönemin kültürü hakkında malumat sahibi olunmalıdır. Bir de bu hadisin hangi olaya binaen söylendiğine, yani sebebi vüruduna dikkat edip hadisin önüyle arkasını bir bütün olarak düşünmelidir. Aksi takdirde yanlış yapılır zehabına kapılmalıdır.
Netice olarak bu ihtisaslaşma asrında bildiğimizi paylaşmaktan, ama bilmediğimizi de bilmiyorum deme cesaretini kendimizde bulamıyorsak tez elden ilim denilen şeyin yakasından elimizi çekelim, çok hayırlı olur düşüncesindeyim. Vesselam!



Yazı Tarihi : 22 Mart 2009 Pazar
Bu yazı 187 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk