32 Evler mahallesi Beşköprü caddesi üzerinde oturuyorum.
Malumunuz,bu cadde E-5'ten şehre giren araç trafiğine açıldı.
Bu yolun büyük bölümünün genişliği 5 m. ile 7 metre arasında değişiyor ve önceden parke olan ve daha sonra 7-8 cm asfalt kaplanan bir yol.
Yani ağır tonajlı araç geçişine uygun olmayan bir yol.Buradan geçen ağır yük kamyonlarının oluşturduğu sarsıntıdan evlerin duvarları çatladığı gibi, gece uykumuz da yok,"deprem oluyor" diye yataktan her gece bir kaç kere fırlıyoruz.Kamyonlarda dahil olmak üzere araçlar bu yolda çok süratli gidiyorlar.
Ekmek fırınının önünde bir set var,100 metre gerisine bir set daha yapılsın dedik "setlerin arası 300 metre olmak zorunda" dediler. Ama ekmek fırınından Beşköprü' ye doğru 500 metre ilerde, 30m. Arayla 2 adet set var. Sanırım o setlerin yapıldığı yerde oturanların uykusu ve canları daha kıymetli.
Bir de,Mithatpaşa Polis Karakolundan Tüvasaş'a giderken yine 20m.arayla iki set yeni yapıldı.Şimdi,"iki set arası 300m.olmak zorunda" diyen belediye yetkilileri ya bize yalan söylediler ya da 20m. arayla 2 set yaparak birilerine iltimas geçtiler ve görevlerini kötüye kullandılar.
17 Ağustos 1999 depreminde evimin camı çatlamamıştı ama bu kamyonların sarsıntılarından evimin camı çatladı,duvarları çatladı,balkonum evimden 2cm.e yakın ayrıldı,demir kapımın kilidi yoldaki çökme nedeniyle kırıldı.Bunların hepsi hala mevcut.Geçen yıl fotoğraflarını çektim bir dilekçe ekinde,şimdiki Genel Sekreter Yardımcısı o zamanın Ulaşım Daire Başkanı Fatih Turan beyefendiye Mahalle Muhtarımızla birlikte gittim.
Bu beyefendi resimleri görünce aynen şu ifadeyi kullandı "bu bir facia çok acele ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız çok kötü çok kötü" dedi. Bizim istediğimiz şuydu ki; fırının önündeki setin 100 metre gerisine bir set daha yapılsın.
Eğer yapılsaydı araçlar mecburen yavaşlayacaktı,hem insan hayatı tehlike altında olmayacaktı.(Çünkü araçlar bu yolda öyle hız yapıyorlar ki Allah korusun bir gün birileri ölecek bu yolda ve sorumluları da bu probleme aldırış etmeyen yöneticiler olacak) hem de burada yaşayan insanlar geceleri rahat uyuyacak,"deprem oluyor" diye yataklarından fırlayıp sonrada bu yöneticilere ağız dolusu beddua etmeyecekti.
Bir gün sonra evime Büyükşehir belediyesinden bir bayan ve bir erkekten oluşan bir ekip geldi,evin dışındaki çatlaklara baktılar kendilerine, "evin içine girin içersini görün" dedim, "bizim çok acele gitmemiz gerekiyor" deyip adeta kaçtılar.Buradan geçen araçlar ve özellikle beton mikserleri,ağır tonajlı kamyonların oluşturduğu sarsıntıdan buradaki bir işyerinin alarmı her gece defalarca çalıyor.Bir kaç kez Polisi aradım,Allah onlardan razı olsun ki geldiler yola radar koydular denetim yaptılar.Ama her gün Polisi aramaktan da utanır olduk artık.Bizim dilekçemizin üzerinden birkaç ay geçti ve himmet ettiler lütfettiler bize cevap verdiler.
Özetle " yola set yapılamaz,trafik işaretleri konulabilir" dediler. Allah aşkına cevap versinler,trafik levhaları koyarak bu meseleyi çözeceklerine kendileri inanıyor mu?
Sonra mahalle muhtarımızla Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar'a gittik.Aynı resimleri gösterdik durumu anlattık ama maalesef elimiz boş döndük.
Yani bir 2 yıldır her gece birkaç kere deprem yaşıyoruz,huzurlu bir uyku uyuyamıyoruz,her gece dünya kadar beddua ediyoruz.Acaba insanların huzurunun bozulmasına göz yummak,mallarının zarar görmesine aldırış etmemek kul hakkı değil mi?Hele yönetici olanların buna aldırış etmemeleri daha büyük bir hak değil mi?Bu vebal bu yöneticilerin üzerinden kalkmayacak ama aldıkları beddualar korkarım bir gün başlarına patlayacak.
Sonuç olarak;
Şimdi,bu durumdan muzdarip olan ne kadar insan varsa bir araya gelip bu meseleyi yargıya taşımayı düşünüyoruz.