Bu Anayasa değişikliği paketi neden hazırlandı? 1982 Anayasasının yıllardan beri bu millete, devlete dar geldiği yıllardan beri tartışılıyor. Kamuoyunda Anayasanın değiştirilmesi konusunda uzlaşı var. CHP, BBP, TÜSİAD, Barolar Birliği, TOBB, kendi taslaklarını hazırlamışlardı. AK Parti de bu ihtiyacı gördü ve 2007 seçimleri öncesinde yeni demokratik bir anayasanın sözünü verdi. AK Parti'nin yüzde 47 almasındaki etkenlerden birisi de bu taahhüttür. Önemli bir aşamaya gelince 14 Mart 2008 tarihinde AK Parti'ye kapatma davası açıldı. Statüko AK Parti'nin yeni anayasa yapma kararlılığını gördü ve bunun önünü kesmek için harekete geçti. Bu davayla birlikte yeni anayasa yapma iklimi ortadan kalktı. Kapatma davasının sonuçlanmasının ardından yeniden demokratik bir hava esmeye başladı. Meclis başkanımız muhalefet partilerine çağrıda bulunarak Mecliste bir uzlaşma komisyonu kurulması çağrısı yaptı. Muhalefet buna yanaşmadı.
Neden uzlaşma komisyonuna karşı çıktı muhalefet? Ana muhalefet partisi CHP, AK Parti'nin içerisinde bulunduğu bir girişime içeriği ne olursa olsun karşı olduğunu belirtiyor. Anlaşılmaz, uzlaşılmaz bir tavır takındılar. Sonrasında biz bu taslak üzerinde çalıştık ve meclis içindeki ve dışındaki muhalefet partilerine hatta bağımsız milletvekillerine kadar gittik. Ancak CHP ben bu paketin kapağını bile kaldırmam, meclisten de geçerse Anayasa Mahkemesi'ne giderim demiştir. MHP'de çay içip giderler diyerek diyalog kapılarını kapattı.
ÖZGÜRLÜKLERİN KAPISI AÇILACAK
Çok tartışılan 1982 Anayasası'yla demokratik bir hayat, kültür inşa etmek mümkün müdür? 1982 Anayasası çağın gerisinde ve Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılamıyor. Adeta yamalı bir bohça haline gelmiş. Aslında bizim arzumuz tümden değiştirmek ama bu olamıyorsa toplumun gelişim yönlerini tıkayan maddeleri değiştirme yoluna gittik. Bu değişim de gelişimlerin yeni sivil bir anayasanın önünü açabilecek bir çalışmadır.
1982 Anayasası bugüne kadar defalarca değiştirildi. Bundan önceki değişikliklerde susanlar neden bugün tepki gösteriyorlar? Daha önceki değişikliklerde bir takım iyileştirmelere gidildi ama sistemin özüne yönelik adımlar atılmadı. Geçici 15. maddenin kaldırılmasıyla bu sistemi kuranlara dokunuyorsunuz. AYM gibi yasama görevini yapan Meclise engel çıkartan, tıkanan demokratik kanalları açmaya çalışıyoruz. Bunu hazmedemiyorlar.
Bu anayasa değişikliğinin millet tarafından kabul edilmesinin yeni bir anayasanın yolunu açacağını söylediniz. Bu anayasa hakikaten özgürlüklerin yolunu açacak mı?
Özgürlüklerin kapısını açacak. 82 Anayasası bütün kapıları kalın zincirlerle kilitlemiş. İşte bu anayasa değişikliği zincirleri kıracak, özgürlüklerin kapısını açacak kilittir. Bize işte ‘ağzınızdan baklayı çıkardınız, gizli gündeminiz var' gibi ithamlarda bulunuyorlar. Onların gizli gündemi nedir bilmiyoruz ama biz Türkiye'nin daha fazla özgürleşmesi, milletimizin daha fazla söz ve hak sahibi olması için gayret ediyoruz.
Yargı ele geçirilecek deniyor. Yargı kimin elinde ve kim ele geçirecek?
Demek ki yargı şuan birilerinin ellerinde, birileri yargıyı arka bahçesi gibi görüyor. Yargının demokratikleşmesi istemiyorlar. Yargı bugün boğazına kadar siyasete batmıştır. Bakın bu değişiklikler yapıldığında HSYK Başkanvekili Özbek, AYM'nin paketle ilgili kararının ardından ‘Bakmayın üzüldüklerine, AK Partililer timsah gözyaşları döküyor' gibi bir siyasetçiden daha ileri laflar etmiştir. Bunu muhalefet partilerinden duymadık. Siyasete batmış bir yargı mensubu söyleyebilir.
Yargıyı kaybedilmemesi gereken ‘son kale' gibi görüyorlar…
AK Parti devletin kurumlarını ele mi geçiriyor. Bunlar başka birilerinin mi elinde ki AK Parti ele geçirecek. Bunlar çağın gerisindeki, kurulu antidemokratik düzenin bozulmasını istemiyorlar. Ama bu düzen artık işler değildir, iflas etmiştir. Yıllardan beri yüksek yargı mensubu olmak için belli bir kısım yerlerden gelmeniz gerekiyor. Bu sayın Mehmet Moğultay, ardından Seyfi Oktay'ın bakanlıkları döneminde ortaya çıktı. Mehmet Moğultay'ın o dönemki atamalarla ilgili ‘CHP'lileri almayacaktım da MHP'lileri mi alacaktım' diye açık ikrarı var. O dönemde 5 bin hakim aldılar. En az 10 yılı geçenler aday olabiliyor. AK Parti döneminde gelen hakimler yalnız oy kullanabilecekken nasıl kadrolaşacak diyebilirsiniz.
ÜYE SEÇİMİNE KARŞI ÇIKMAK UTANÇ VERİCİ
Anayasa Mahkemesi'nin yapısı neden değiştiriliyor, bu neden önemli?
Siz Mecliste hangi kanunu çıkarırsanız çıkarın, hatta anayasayı bile değiştirmek isteyin karşınıza yetkisini aşan bir kurum çıkıyor. 411 kişinin oy verdiği maddeyi bile millet iradesine karşı şekilde, yetkisini aşarak iptal ediyorlar. Burada demokrasinin yani millet iradesinin tezahürü engelleniyor. Millet iradesinin üstünde bir irade gösteriyorlar. Diğer taraftan bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusu var. Yargının tarafsızlığı artık tartışılıyor ve şaibeli geliyor insanlara.
AYM'de üye sayısı neden artırılıyor. Meclise neden üye seçme hakkı veriliyor?
Nasıl HSYK'nın çalışma alanı hâkimlerse Anayasa Mahkemesi'nin çalışma alanı da yasamadır, Meclistir. Bu karşılıklı iletişim Avrupa'da şunun için getirilmiştir: Mademki benim kararlarımı o denetliyor o halde mahkeme üyelerini de benim seçmem lazım. Bu temel kuraldır. Avrupa ülkelerinin çoğunda AYM üyelerinin tamamını meclis seçiyor. En az seçen ülke yüzde ellisini belirliyor.
Meclisin seçtiği mahkeme üyelerinin tarafsızlığıyla ilgili şüphelere oluşabilir mi?
Almanya'da ve Belçika'da tamamını Meclis seçiyor. Bu ülkelerde hükümetlerin aleyhine kararlar da alınıyor. Bugüne kadar Cumhurbaşkanları seçiyordu. Tek kişi seçince iyi, doğru mu oluyor. Kaldı ki biz burada 17 üyeden sadece üç tanesini seçiyoruz. Milletin meclisinin üç tane üye seçmesine muhalefet gürültü koparıyor. Bir siyasetçinin Meclisin Anayasa Mahkemesi'ne üye seçmesine karşı çıkması kadar utanç verici bir şey olamaz. Bu millet iradesine karşıdır. Millet adına karar veren mahkemelerin demokratik meşruiyeti için bu gereklidir. Ayrıca Meclis bu üyeleri doğrudan seçmiyor.
Peki ya HSYK'nın yapısında neden değişiklik yapılıyor?
Bizim getirdiğimiz düzenlemeye göre hakimler birbirlerini seçiyor. Biz yargıyı tarafsızlaştırmak istiyoruz. Şuan HSYK ideolojik bir kurum haline gelmiş. Yüksek yargı HSYK'yı seçiyor, HSYK yüksek yargıyı seçiyor. Tam al gülüm ver gülüm hali. 14 bin hakimin hiçbir önemi yok. Onlar bir kararla birlikte meslekten uzaklaştırılabilir, avukatlık hakları bile ellerinden alınarak hayatları zindana çevrilebilir. 22 tane üyenin 10 tanesi, yerel mahkemelerden gösterilecek. 14 bin hakimin tamamı oy kullanabilecek. HSYK'nın bütün kararları bu hakimlere yöneliktir. Tayin, terfi, atama, ceza, izin konularında HSYK tam yetkili ama bu insanların kurulda hiçbir söz hakkı yok. Onların istemeyeceği bir karar çıkarmanız mümkün olabilir mi? Bu totaliter bir anlayışın tezahürüdür. Yapılan demokrasinin orada da uygulanmasıdır.
AYM DEVLETİN DEĞİL VATANDAŞIN YANINDA OLACAK
Diğer maddelere değinmek istiyorum. AYM'ye bireysel başvuru hakkı yer alıyor taslakta. Bunun getirisi nedir?
Bireysel başvuru aslında devrim niteliğinde bir düzenlemedir. İnsanlarımız Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında haklarının ihlal edildiğini düşünüyorlarsa mahkemeye gidebilecekler. Yaklaşık 15 madde var bunun içinde. Bunun içinde yaşama hakkı, örgütlenme hakkı, özel yaşamanı gizliliği gibi maddeler var. Yerel mahkemelerden haklarını alamayan vatandaşlarımız haklarını AYM'de arayabilecekler. Türkiye'de AYM'ler yanlış zamanda ve yanlış zeminde kurulmuştur. Darbe dönemlerinde totaliter, kısıtlayıcı mantıkla kurulmuştur. Şimdi ise AYM'ye yeni bir görev veriyoruz. Ey Anayasa Mahkemesi sen vatandaşın İnsan Hakları Sözleşmesindeki haklarını korumakla da görevlisin. Yani devletin yanından alıyoruz vatandaşın yanına alıyoruz. Bu AYM'nin düşünce yapısını da değiştirecektir.
Pozitif ayrımcılıkla ilgili haklar var pakette. Bunlar ne getiriyor?
Muhalefet partileri paketin içeriğine girmeden ‘Bu anayasa değişikliği işsizliği çözüyor mu, fındık fıstığın, kayısının sorununu çözüyor mu' gibi seviyesizce ifadelerle paketi önemsizleştirmeye çalışıyorlar. Oysa ki bu paketle toplumun geniş kesimlerinin sorunlarına, ihtiyaçlarına çözüm arıyoruz. Bunlardan birisi de pozitif ayrımcılık maddesidir. Diyoruz ki devlet bundan sonra kadınlara, yaşlılara, çocuklara, engellilere, gazilere, şehitlerin dul ve yetimlerine özel muamele yani pozitif ayrımcılık yapmak zorunda diyoruz. Bu milyonlarca insanı ilgilendiriyor. Bu hakları anayasal güvence altına aldık. Örneğin engelliye ve ona bakana hükümetimiz maaş bağladı ve bu artık anayasa güvencesi altında olacak. Hükümet değiştikçe haklar gitmeyecek, ancak ilerleyecek.
Yaş kararlarının yargıya açılması…
Bugüne kadar birçok subayımız, ordu mensubumuz alınan kararlarla işten çıkarıldı. Bunların hangileri haklı, hangileri haksız bilemiyoruz. Zira bu kararlara yargı yolu kapalı. İnsanlar yargı güvencesi altında olmalıdır. İnsanlarımız mahkemeye gider haklıysa hakkını alır. Bu insanlar devletin hiçbir kurumunda çalışamaz diye genelge yayınlandı. Bu insanlar eğer mahkeme yoluyla haklı çıkarsa özlük haklarını, emeklilik, tazminat haklarını alabilecekler. Bir başka madde de AYM'ye Meclis başkanını, kuvvet komutanlarını, genelkurmay başkanını yargılama yetkisi veriyoruz. Bugüne kadar genelkurmay başkanını nerede yargılanacağına ilişkin bir madde yoktu. Başbakanlar bile yargılanırken Genelkurmay başkanının suçtan münezzeh, yargılanamaz olduğu falan düşünülüyordu galiba.
YENİ HAK ARAMA YOLLARI
Kamu denetçiliği ve ombudsmanlık gibi yenilikler de var. Bunları biraz açar mısınız?
Bir memur haksız bir disiplin cezası alıp bütün bir memuriyet hayatı boyunca yükselmesi engellenmiş olabilir. Kamu denetçiliği çok önemli bir hak arama yolu olarak tesis ediliyor. Bu Osmanlı döneminde uygulanmış bir yöntem. Bunu özellikle İskandinav ülkeleri bizden alarak uygulamışlar ve geliştirmişlerdir. Bu nedir: Meclise bağlı olarak bir baş denetçi olacak, illerde de birer denetçi olacak. Bunlar gelecek, çıkar kaygısı olmayan, toplumun saygın insanları arasından seçilecek. Kamu gücünü kullanan kesimlere karşı vatandaşı koruyacak. Nüfus müdüründen valisine, astsubayından jandarmasına, zabıtasından belediye başkanına kadar herkes kamu gücünü kullanıyor. Bunlar zaman zaman vatandaşla karşı karşıya gelebiliyor. Arada yaşanan hukuki olarak suç olmayan sorunların çözümünde kamu denetçiliği etkin görev alacak.
Memur ve işçilere bir takım haklar veren maddeler var. Neler var bunun içerisinde?
Bakın bu taslak vatandaşa ne getiriyor diyen ama kafasını kuma gömenlerin görmek istemediği maddelerden birisi de budur. Yıllardan beri memur örgütleri toplu sözleşme hakkı istiyorlardı. Bunu destek vermeyen muhalefette söylüyordu. Bugün bu haklar veriliyor. Bu emekli memurlarımızı da etkileyecek. Toplumun 7-8 milyon insanı doğrudan ilgilendiriyor. İşçilerimize de grev, lokavt gibi konularda çok önemli haklar veriyoruz.
MHP MUHAFAZAKÂR TABANINI TERKETTİ
Saadet Partisi, BBP, bazı sol partiler pakete destek verirken CHP-MHP ve BDP karşı çıkıyor. Hayır'cıları bir araya getiren nedir?
Bende artık komplo teorilerine inanmaya başlıyorum. BDP ile MHP gibi partilerin aynı safta yer almasını ancak bizim göremediğimiz derinden gizli eller tesis edebilir. MHP bile bile lades diyemez. Tabanının talebi ‘evet' olduğu halde kendisini baraj altına götürecek bir tutum içerisine girdi. Anavatan ve Demokrat Parti Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde böyle bir tutum sergilemişti. Biz o zaman bunlar intihar ediyor demiştik. Nitekim intihar ettiler ve siyaset arenasından silindiler. MHP de muhafazakar-milliyetçi tabanının talepleri dışında hareket ederek intihar ediyor. Bu tabanı kaybediyor da şuan. MHP yönetimi partisine geçici olarak oy veren batıdaki ulusalcı kesimlere oynuyor, üç yıldır söylemi bu yönde. Anadolu'daki milliyetçi muhafazakar gerçek tabanını terk etti. Geçici taban CHP'ye kayıyor öte yandan izlediği politikalarla gerçek tabanını da yitiriyor. Bu tablo bir ay daha sürerse baraj altında kalacaklar. MHP'nin gittikçe sertleşmesinin nedeni de kamuoyu yoklamalarında hızla aşağı inmesidir.
Bu gergin, öfkeli siyaset tarzı onlara bir şey kazandırır mı?
Kazandıramaz, önlerinde Anavatan ve DP tecrübeleri var. O gün onları meclise kimler sokmamışsa MHP'yi de bugün bu karara itenler de aynı güçlerdir. Tabanının sesini dinlediği zaman bu durumdan kurtulabilir. Gerginlikle ilgili şunu söyleyeyim. İnegöl ve Dörtyol olaylarıyla ilgili MHP ve BDP sert açıklamalar yaptı. Olayların tırmanmasından medet ummaya çalıştılar. Bu iki partinin de tabanlarına sizi daha iyi şartlarda yaşatacağız şeklinde söylemlerini duyamazsınız. Bunlar gerginlikten besleniyorlar. Bu tehlikelidir de.
Anayasa değişikliğiyle ilgili en çok konuşulan madde darbecilerin yargılanmasıyla ilgili geçici 15. madde. Darbeciler yargılanacak mı?
Bu madde 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra oluşturulan anayasada yer aldı. O zamandan sonraki siyasiler bunu değiştirmeye cesaret edemedikleri için 71 de muhtıra, 80 de darbe daha kolay oldu. 82 anayasasında bu madde yer almıştır. Kendilerine zırh oluşturdular. Darbeciler, darbeye yardım edenler, şakşakçılar korunup kollandı, onlar ne yargılanabilir ne de sorgulanabilirdi. Bu değişiklikle müthiş bir psikolojik moral sağlanacak. Bu maddeyi kaldırmazsak 2025 yılına geldiğimizde yine birileri bu maddeden yola çıkarak darbe yapmak isteyebilirler. Darbeciler umuyoruz ki yargılanacaklar.
Zaman aşımı diyorlar…
Burada zaman işlememiş ki, geçsin. Zaman aşımına karar verecek olan savcılar değil, mahkemelerdir. Arada yapılan suç duyuruları da zaman aşımını keser diyen hukukçular da var. Ben zaman aşımı olmadığını düşünüyorum. Tıpkı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kalkmasından sonra yargılanabilmeleri gibi. 12 Eylül'ün etkisi temadi olarak hala devam ediyor. Zaman aşımı olsa bile bu süreçte 30 yılı doldurmayan birçok işkence ve suç var.
CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun darbeye zemin hazırladığı savunulan TSK'nın iç hizmet kanununun 35. maddesiyle ilgili değişiklik önerisini nasıl karşılıyorsunuz?
CHP'nin teklifine baktım. Darbecilerin arayıp da bulamadığı bir teklif haline getirmişler. CHP bunu kaldırmıyor, değiştirirken adeta muallak olan ifadeleri netleştiriyorlar. Darbecilerin arayıp da bulamadığı şey bu. O madde de cumhuriyeti, demokrasiyi koruma ve kollama görevinin mecliste olması gerekir. Bir kurumda olamaz. TSK'nın görevi sınırlarımızı korumak, terörle mücadele etmektir. Böyle bir yetkinin verilmesinin karşılığını yaşadık.
Anayasa halk oylamasıyla ilgili bir tahminde bulunabilir misiniz, Türkiye geneli ve Sakarya'da ne çıkar?
Türkiye genelinde yüzde 65'i bulur. Sakarya'da ise Türkiye genelinin bi 5-10 puan üzerinde olur diye bekliyorum. Sakarya bugüne kadar hükümetimize hep destek vermiştir. 15 gündür sahadayız. Rahat bir çalışma dönemi geçiriyoruz. Muhalefet olayı sadece hükümet karşıtlığı üzerinden götürmeye çalışıyor. Hiçbir maddenin karşısında durabilecek durumda değiller çünkü tüm değişiklikler milletimize yeni haklar getiriyor. CHP'nin paketi taşıdığı AYM bile bir iki kısmi değişiklik dışında onayladı. AYM yani yargı, yargı siyasallaşıyor iddiasını da çürütmüş oldu.
Bu habere yapılan yorumlar
Demokrasi özürlü adam sen çakma başkanını al
git bu diyardan.....Sonuçları ne olursa olsun bir daha SEN mietvekili olamayacaksınız....Çıkmış bir de demokrasiden bahsediyor .................................
bittiniz @ 15.08.2010 13:56:16
( H )ukuksuzluğa ( A ) yrışmaya ( Y) alana ( I ) zdıraba ( R )iyakarlığa ; ne diyeceğiz ?
alp eren @ 15.08.2010 13:09:08
Sakaryada demokrasiden bahsedecek en son kişi,şimdi çıkmış demokrasi havarisi kesilmiş.Siz değilmisiniz seçilmiş il başkanını Ankara darbesiyle görevden alan? unutuldumu sanıyorsunuz.ne fark eder ha askeri darbe ha siyasi darbe.Beyefendi açılım rezaleti sarpa sarınca,anayasa değişikliğini gündeme taşıdınız.Çünkü milletin yumuşak karnı.Bu yorumu yazan bende bu değişikliğe EVET diyeceğim.Ancak sizin siyaset dışı kalmanız içinde EVET diyeceğimide unutmayın.
demokrat @ 15.08.2010 08:32:18
siz beyefendi kendi tabanınıza bakın MHP den size ne
ramazan tatar @ 15.08.2010 04:52:13
''Sakarya bugüne kadar hükümetimize hep destek vermiştir.'' BU SÖZÜ SAYIN VEKİL SÖYLEDİ..FAKAT BUNU HANGİ YÜZLE SÖYLEDİĞİNİ GERÇEKTEN MERAK EDİYORUM..YANİ BU GERÇEĞİ SÖYLERKEN HİÇ VİCDANI SIZLADIMI YADA HİÇ YÜZÜ KIZARDIMI MERAK ETTİM DOĞRUSU..EVET SAKARYA BUGÜNE KADAR HÜKÜMETE HEP DESTEK VERDİ,AMA NE YAZIKKİ BU HÜKÜMETTEN HİÇBİR DESTEK GÖREMEDİ..BENCE BU ŞEHİR BU HÜKÜMETE YETERİNCE ŞANS VERDİ,VE HÜKÜMET BU ŞANSI İYİ DEĞERLENDİREMEDİ..SANIYORUMKİ AKP BU ŞEHİRDE BİTTİ..
tombala @ 15.08.2010 04:24:23
Bu adamda Başbakan bir daha milletvekili göstersin diye her türlü ....yapıyor.(Bide Ali İnciye b... atarlar ) bundan başka açıklama yapacak adam yok mu piyasada, bu ne yaaa...hep aynı tipler, hep yanı yüzler, birbirleriyle bağlantılı, anlaşmalı olaral getirilmiş 5 adam Sakarya'nın kaymağını yiyor... Uyuma Türkiye, Uyuma Sakarya...
hakan @ 14.08.2010 21:55:35
Sayın Milletvekili; Başta Sn.Başbakan olmak üzere sizler KIBRIS ta ANNANIN planınada EVET demek için çok çalıştınız.EVET çıktı.Sonuç ne oldu.Buradan çıkacak sonuçtada ANNANIN sonucundan pek farklı bir şey beklenemez.
Kamil Özkan @ 14.08.2010 19:32:28
...umuyorumki yargılanacaktır..--İfadeye bak. Ya yargılanır,ya yargılanmaz beyefendi...İşte yaptığınız budur...Okunması gereken niyetiniz de burada yatmaktadır..Biz de sizin cemayiül evvelinizi biliriz...En iyisi sende,rte de HAYIR deyin ve bu millete bir HAYIRınız dokunsun...Bu değişiklikle darbecilerden kimse yargılanamaz ama 2011 seçimlerinden sonra kim yargılanır onu bilemem..
akyıldız @ 14.08.2010 19:19:10
A.Sefer Üstün sallama MHP tabanını ağzına alırken besmele çek,ülkücüler hiçte senin dediğin gibi düşünmüyor...
mücahit @ 14.08.2010 19:08:46