Çocuk Koruma Merkezleri kurulmalı

'Cinsel suçlarda büyük artış oldu' diyen Avukat Leyla Ekmen Epözdemir 'Çocuklara yönelik cinsel istirmarlara karşıher kente Çocuk Koruma Merkezleri kurulmalı'dedi.

RÖPORTAJ: İBRAHİM ÖZKAHYA
Avukat Leyla Ekmen Epözdemir: Çocuklara yönelik cinsel istismar konusunda artış görünmüyor. Var olan vakaların adli süreci çocuklara ayrı bir travma yaşatıyor. Bunun önüne geçmek için her ilde Çocuk Koruma Merkezleri kurulmalıdır.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye'de cinsel istismar konusunda ciddi sonuçlar var. Nedir Türkiye'de durum?


Yapılan istatistikler, sakladığımız, görmezlikten geldiğimiz acı gerçeği ve ciddi toplumsal problemi ortaya koyuyor. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Türkiye'de kadına yönelik 2009 özet raporunda istatistiğe göre kadınların yüzde 7'si 15 yaşından önce cinsel istismara maruz kalmıştır. Tahminlerin ise % 30'ları aştığını söyleyebiliriz. Yine saldırganların yüzde 60'ı çocukların tanıdıkları biridir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre 150 milyon kız çocuk 73 milyon erkek çocuk 18 yaşından önce cinsel ilişkiye zorlanmış yada cinsel şiddete maruz kalmıştır. Cinsel istismar çocukların yüzde 55'inde 5-15 yaş arasında, yüzde 40'ında 10-16 yaşında başlamaktadır. Bebeklikten 17 yaşına kadar olabilen cinsel istismar vakalarında başlama yaşı ortalama 9 yaştır.

Son dönemde daha çok konuşuluyor. Sizce sebebi nedir?

Cinsel istismaların arttığı söylenemez. Ama eskiden gizleniyordu, örtbas ediliyordu. Çünkü bizde, ‘Aile içinde kalır' anlayışı var. Kol kırılır yen içinde kalır deniyordu. Teşhir olması, açığa çıkması, aileyi çevrede rencide edeceği düşünülüyordu.

Böyle davranılması daha kötü sonuçlar doğurmaz mı?

Elbette, saklanmasının daha büyük etkileri olacaktır. Ancak çok önemli gelişmeler oluyor Türkiye'de. Çocuk hakları konusunda hem duyarlılığın sağlanması hem de yasalar yoluyla çocuk haklarının güvence altına alınmasıyla birlikte, insanlar adli mekanizmalara başvurma konusunda bilinç oluştuğunu düşünüyorum.

Cinsel istismar suçunu işleyenler daha çok kimler?


Yapılan toplumsal tarama ve klinik çalışmaları bize gösteriyor ki, sanılanın aksine çocuk istismarcıları, normal insanlardan farklı, ruh hastası, alkolik, serseri kişiler değiller. Görüntüleri ve davranışlarıyla diğer insanlar gibi olan, işleri ve arkadaşları olup toplumda saygın olabilen, zengin ya da fakir, başarılı ya da başarısız her türlü etnik gruptan olabiliyor. Yine çocuğun en yakını veya tanıdığı da olabileceğini gösteriyor.

Sizin cinsel istismar davalarında adli süreçle ilgili itirazlarınız bulunuyor. Neye itiraz ediyorsunuz?


Cinsel istismar ve tecavüz suçlarında mahkeme, Adli Tıp Kurumu'na, çocuğun ruhsal sağlığının bozulup bozulmadığını soruyor. İster çocuk ister yetişkin olsun, cinsel istismarla karşı karşıya kaldığında ruh sağlığının bozulmaması mümkün değil. Fakat burada ciddi bir handikap var. Fakat, sistem öyle işliyor ki Türkiye'de, bir yada iki görüşmede ruhsal sağlığının bozulup bozulmadığı yönünde bir kanıya varmanız mümkün değil. Adli Tıpçıların söylediği bir başka şey ise, istismarın etkilerinin uzun süre sonra da çıkabileceği yönünde. Özellikle erkek çocukların, ileriki yaşlarda kendisinin aynı suçu işleme eğilimine yöneldiği söyleniyor.

Neler yaşanıyor adli süreçte?


Ben bir avukat olmama rağmen, mağdur çocuğun adli mekanizmalarda ayrıca travmaya uğradığını düşünüyorum. Çocuğun defalarca ifade verip, defalarca muayene edilmesi çocuğun vaka dolayısıyla uğradığı travmanın benzerinin yaşatılması olarak görüyorum. Biz bu süreçte çocuğun, en az rencide edilerek işlemlerinin tamamlanması gerektiğini söylüyoruz. Çocuğun sadece bir kez ifadesinin alınarak muayene yapılması ve tekrar aynı şeyleri yaşamaması gerekiyor. Bu nedenle biz tüm illerde, Çocuk Koruma Merkezi kurulmasını istiyoruz.

Çocuk Koruma Merkezi'nin işlevi nedir?

Bu merkezler, hem çocukta istismar vakalarında tanıyı tespit eden, hem de savcılık, karakol, jandarma, adliye vs. safhayı çocuk psikiyatrının gözetiminde bir sefere indiren kuruluşlardır. Hem de tedaviyi yönelik bir işlev görüyor. Bu sistem Avrupa'da ve Amerika'da yaygın bir şekilde uygulanıyor.

Nasıl bir sistem var, neler yapılıyor?

Öncelikle, çocuğun cinsel istismarının toplumsal sorun olarak görülmesi ve bu sorunla yüzleşerek acilen çözüm üretilmesi gerekiyor. Yöneticilerimizden başlayarak hepimizin bir çocuk istismarının münferit bir olay olamayacağını, her istismarın aslında önlenebilir olduğunu ve bu istismarları hazırlayan toplumsal koşulların değiştirilmesinin devletin görevi olduğunu kabul etmesi gerekiyor.

Nereden başlanmalı, nasıl bir yol izlenmeli?

Az önce belirttiğim gibi, ilk adım olarak mağdur bir çocuğun adalet mekanizmasını harekete geçirme öncesinde başvurabileceği ve buna yönelik olarak da yardım alabileceği çocuk koruma merkezi her ilde oluşturulmalıdır. Çocuk koruma merkezinin çocuk korumadan sorumlu olan kurumların (Milli Eğitim müdürlüğü, sağlık müdürlüğü 'çocuk psikiyatristi, jinekolog', emniyet müdürlüğü, savcılık, baro, sosyal hizmetler uzmanlığı) birlikte hizmet vererek ortak bir değerlendirme sisteminin izlenmesi sağlanmalıdır. Aile üyelerine yönelik ihmal ve istismar konusunda farkındalık kazandıracak eğitimler verilmeli, ders kitaplarında da çocuklara istismar konusunda uyarılara yer verilmeli. Eğitim kurumları riskleri fark etme açısından odak olmalı, öğretmenler çocuk istismarı konusunda eğitime tabi tutulmalı; muhtarlardan, sosyal hizmet uzmanlarına, okula kadar bir ağ oluşturulmalıdır. Medya olayları verirken gizliliğe ve mağdur kimliklerinin deşifre edilmemesi konusunda hassasiyet göstermesi gerekmektedir. Tüm adli süreç içerisinde de bu gizlilik ilkesine titizlikle uyulması gerekmektedir. Sosyal hukuk devleti bütün bunların yapılmasını gerektiriyor. Elbette, bununla ilgili adımlar atılıyor. Ama daha radikal kararlar alınıp, devlet politikası olarak uygulanması gerekiyor. Bunlar bir çok sorunu önlemenin ilk adımıdır.

Mesela ne tür sorunları önlemenin ilk adımı olabilir?

Aile içi şiddet, çocuğa yönelik şiddet ve cinsel suçlar, çocuğun diğer haklarının sağlanması ve insani haklarının verilmesi adına önemli adımlar bunlar.

Aslında geleceğin garanti altına alınması da denilebilir…

Evet, böyle söyleniyor. Çocuklar geleceğimiz deniyor. Ama aynı zamanda çocuklar, bugünün bireyidir. Sadece gelecek açısından bakmamak gerekiyor. Bugünü hallettiğimiz zaman geleceğini zaten sağlamlaştırmış olacağız. Bugün artık insani değerlerin geliştiği söyleniyor fakat bakıyoruz dünyanın her yerinde açlıktan çocuklar ölüyor. Filistin örneği yanıbaşımızda duruyor işte. Bütün dünyanın gözü önünde orada bir vahşet yaşanıyor.

Her çocuğa aynı müfredat insan haklarına aykırıdır

Bu ağır eğitim müfredatının çocukların çocukluklarını öldürdüğünü düşünüyorum. Bizim eğitim sistemimizin, sadece öğrenimi hedeflediğini, eğitimden uzak olduğunu düşünüyorum. Aynı müfredatın tüm çocuklara uygulanarak aynı tip insan yetiştirme modelinin insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum. Her çocuğa tercihleri ve yeteneklerine saygı gösterilerek bir eğitim sisteminin yetiştirilmesi gerekiyor.

Barış ve demokrasinin sağlanması çocuklarla ilgilenmekten geçiyor

Ülkemizde cumhurbaşkanından en sade vatandaşa kadar herkesin her çocuğa ayrı bir değer olarak bakması gerekiyor. Her çocuğun problemlerini kendi problemimiz gibi bakmamız gerekiyor. Yetişkinlerin, önceliklerini çocuklarına veren yeni bir hayat tarzına ihtiyacı var. Barış ve demokrasinin tam olarak yerleşmesi öncelikle çocuklardan geçiyor. Sakarya'da da bütün yöneticilerin, şehrin geleceğini çocukları düşünerek kurmaları gerektiğini düşünüyorum.



Haber Tarihi : 15 Haziran 2010 Salı
Bu haber 349 kere okudu
UYARI: Kullanıcıların sitede beyan edeceği her türlü fikir ve düşünce tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişinin görüşleridir ve yorum yapan kişi yasal sorumludur. Medyabar Multi medya haber hizmetleri yapılan yorumlardan yasal sorumlu değildir. Suç teşkil edecek, hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu habere yapılan yorumlar

çocuk hakları konusunda emek sarfeden başkası varmı
eleştirirken
düşünelim ülkemizde çocuk konusunda çaba görterenlerin çogalması dileğiyle
levent gümüş @ 21.06.2010 15:38:56
Arkadaşlar yorumlarınızı yaparken biraz dikkatli olursanız insanları töhmet altında bırakmamış ve siz de günaha girmemiş olursunuz. 1- Leyla Hanım ilk defa AK Parti'de yönetime girdi. Daha önceki yönetimlerde yoktu. 2- Avukatlık hayatında hiç kamu kurumlarının avukatlığını yapmamıştır. Bunu çok rahat araştırıp bulabilirsiniz. 3- Çok uzun süredir hayatını çocuk haklarına ve onların avukatlığına adamış neredeyse başka hiç bir davayla ilgilenmemektedir. Kendisi toplumsal olaylara bu kadar duyarlı davranırken bence bu sözleri hiç hak etmiyor. AK Parti'nin lütfen diğer avukatlarıyla karıştırmayın.Saygılarımla...
Mustafa Yavuz @ 16.06.2010 16:40:45
avukat reklamın peşinde ak partide birsey olma yolunda kım tanır sakaryada ak partı avukatlardan gecılmıyor rant kapısı goruyorlar parıyı kurum avukatlıgı almak ııcın sıra var partı ne hale geldı RECEP TAYYIP ERDOGAN A ALLAH KOLAYLIK VERSIN
kemal @ 16.06.2010 11:18:11
kimdir bu leyla epözdemir ne iş yapar partide her yerde bu var hangi yönetim gelirse gelsin bu kadın var
yargıç yargıç @ 15.06.2010 15:09:29
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk