Filistin artık özgür olacak!

Gazze'ye insani yardım götüren gemilerde bulunan iki Sakaryalı İsmail Yılmaz ve Mehmet Çimşir, yaşadıklarını anlattı. İBRAHİM ÖZKAHYA'NIN RÖPORTAJI

Gazze'ye insani yardım götüren gemilerde bulunan iki Sakaryalı İsmail Yılmaz ve Mehmet Çimşir, yaşadıklarını anlattı. İsrail'in yatpıklarını bütün dünya gördü diyen ikili, özgür Filistin için yeni organizasyonların müjdesini verdi. İşte tanıkların gözünden, Mavi Marmara ve Gazze gemisinde yaşananlar…

Siz uzun yıllar İHH içindesiniz. Gemi ile yardım filosu fikri nereden çıktı?


İSMAİL YILMAZ: Gazze'deki ambargonun kırılması açısından, gemilerle yardım fikri zaten uzun zamandır aklımızdaydı. Türkiye'de bulunan vatandaşlarımızın da bu fikrimize büyük destek verdiğini biliyorduk. Daha önce de, Mısır üzerinden bir yardım konvoyu organizasyonumuz olmuştu. Elbette, Gazze'de yaşananların herkes farkındaydı. Sadece basit ilaçlar bulunamadığı için Gazze'de 2009 yılı içerisinde 350 çocuk hayatını kaybetmiş. Bu ve benzeri örnekler, yeni bir yardım filosu hazırlanmasını tetiklemiş oldu. Milletimizin desteği ile hazırlıklar tamamlanıp yola çıkmış olduk.

İsrail'in dile getirdiği bazı iddialar var. Siz Gazze yük gemisindeydiniz. Geminizde yük olarak ne vardı? Ne götürüyordunuz Gazze'ye?


İsrail, gemilerdeki yükleri bilmediğini iddia ediyor. Benim bulunduğum gemide, ağırlıklı olarak çimento ve demir vardı. Defne yük gemisinde ise 15 tane set halinde çocuk parkı, temel ilaçlar, basit diyaliz makineleri ve hazır prefabrik konutlar bulunuyordu. Yükümüz tamamen insani yardımdı. İsrail, gemide başka şeylerin olduğu iddia ediyor. Ama, gemilerde silah veya başka bir şey olsaydı, şimdiye kadar bütün dünyaya deklare etmişti zaten.

Saldırının olduğu sabah kadar olan yolculuğunuz nasıl geçti?


Ben kendi açıma oldukça keyifli bir yolculuk geçirdim. Dünyanın gözü önünde, bir şehri açık hava hapishanesine çevirmiş İsrail'in uyguladığı ambargoya ‘dur' demek için gidiyorduk. En basit ihtiyaçlarını karşılamakta sıkıntı çeken Filistinli kardeşlerimize yardım götürüyorduk. Bunun mutluluğu içerisindeydim. Tamamen sivil bir organizasyon olduğu için, yükümüz halkımızın katkılarıyla oluşmuştu. Problem yaşayacağımız tahmin ediyorduk ama en küçük bir korku dahi yoktu gemidekilerde.

Saldırı esnasında neler yaşadınız?


İsrail askerlerinin gemiler etrafında kümelendiğini, telsizlerden öğrendik. Takip başlamıştı. Saatler ilerledikçe, onlarca gemi, fırkateyn, helikopter ve uçakla etrafımızı sardılar. Öncelikli beklentimiz, yardımları taşıyan yük gemilerini ele geçirecekleri yönündeydi. Ama bir anda karar değiştirdiler ve Mavi Marmara'ya saldırdılar. Yakın bir mesafeden biz de gemide yaşananları görebiliyorduk. Önce zodyak botlarla yanaştılar ama gemiye çıkamadılar. Daha sonra helikopterle indirme yaptılar.

Zodyaklara bir direnç oldu sanırım…

Bundan doğal bir şey olamaz. Gemiye halat ve merdivenle çıkmak istediler. Gemideki kardeşlerimiz de, bu halat ve merdivenleri geri saldılar. Bu arada, şunu da belirtmek isterim. İsrailli basın mensupları, kuş lastiklerini ve sopaları gösteriyorlar. Yani siz donanmayla saldırıyorsunuz, helikopterlerden ateş ediyorsunuz, adamlar size kahvaltı hazırlayıp, buyurun beraber yiyelim mi diyecek? Gemilerin hiç birinde, sivil olmayan unsurlar dışında bir direnç gösterilmedi. Gemiye inen 4 İsrail askeri rehin alındı. Bu askerlerin üzerinde, otomotik tüfekler, tabancalar ve bombalar vardı. Bu silahlar hemen denize atıldı. Netice itibariyle İsrail'in söylediği her şey yalan. Sayın Başbakan'ın yaka silkmesi bu yüzdendir. Yalan söylüyorlar.

Bu esnada sizin geminizde neler yaşanıyordu?

Biz Mavi Marmara'yı izliyorduk. Elimizden bir şey gelmiyordu. Gün ağarmaya başladığında ve yük gemilerine operasyon başladığında, telsiz anonslarında ‘direnmeyin' denildi. Biz de direnmedik. Etrafımıza baktığımızda, İsrail'in büyük bir donanmayla geldiğini gördük. Savaş gemileri, denizaltılarla gelmişler. Sivil bir organizasyona böyle bir karşılık vermek, Sayın Cumhurbaşkanı'nın söylediği gibi tarihi bir hatadır. Bunun faturasını da tarih içerisinde ödeyecek ve bunu herkes görecektir.

Gemilerin, Aşdod Limanı'na çekilmesi sürecinde neler yaşadınız?

Mavi Marmara'nın düşmesinden sonra, direnç gösterilmemesi konusunda alınan karar sonrasında geçen 8 saatlik sürede, benim bulunduğum gemide çok bir şey yaşanmadı. İsrail elbette nezaket kuralları içerisinde bir görüntü vermeye çalıştı dünyaya. Ama ortaya çıkan görüntüler böyle olmadığını gösteriyor. Yaralıların ellerine kelepçe takılması, ‘one munite' diyerek hakaret edilmesi ve tekmelenmesi, bunların hepsini biliyor artık dünya. Şunu eklemek istiyorum. Bizler gemilerden indirilip, cezaevlerine getirildiğimizde, ilkokul çağındaki öğrencilerin otobüslerle oraya getirildiğini gördük. Yani, çocuklarına bizi gösterdiler, ‘İşte düşmanlarınız' diyerek. Böyle uygulamalı bir eğitim var İsrail'de…

Peki bundan sonraki süreçte neler olur?

İsrail, tamamen insani yardım taşıyan bir sivil organizasyona uluslar arası sularda müdahale etmiştir. Gemilerimizde, 30 farklı ülkeden aktivistler bulunuyordu. Bu sadece Türkiye'nin meselesi değil, diğer ülkelerin de meselesidir. Dolayısıyla İsrail'in bu saldırısı, dünyaya bir meydan okumadır. Bu noktada, uluslar arası hukukun gereği yapılmalıdır. Bütün bunlar, insanlığı kurtarma adına devletlerin sadece sözde değil, uygulamada da harekete geçmesi için yeterli sebeptir. Vatandaş bazında ise, İsrail'e tepki gösterenlerin, konvoyumuza katmak isteyenlerin sayısı artmıştır. İsrail yaptığı zulümleri sonlandırmak zorundadır. Bir sonraki konvoyumuz bundan daha güçlü ve geniş bir organizasyon olacaktır.

Yeni organizasyonlar olacak o zaman…


Elbette olacaktır. Çünkü dünyanın gözü artık İsrail'in Filistin'e uyguladığı zulme çevrilmiştir. Filistin, hapishanelerin almadığı, şehirlerin hapishaneye çevrildiği bir ülkedir. Burada yapılan zulmün, işkencenin haddi hesabı yoktur. Gazze, iki milyona yakın nüfusuyla, metrekareye en çok insanın yaşadığı bir kenttir. Her türlü özgürlüğü elinden alınmış Filistinlilerin mücadelesine destek vereceğiz.



Silahı denize attım


İsrail'in saldırı düzenlediği Mavi Marmara gemisinde bulunan Mehmet Çimşir: Gemiye inen İsrail askerinin elinden silahı aldım ve denize attım. Bir baktım korkudan altına kaçırmış. Askerleri teslim eden doktoru başından vurdular.

Siz Mavi Marmara Gemisi'ndeydiniz. Öncelikle şunu sorayım, bu yolculuğa çıkmaya nasıl karar verdiniz?

MEHMET ÇİMŞİR: Filistin benim için çok önemli. Orada verilen mücadeleyi her zaman hayranlıkla izlemiştim. Mısır Konvoyu'nda ise heyecandan bir şey anlamamıştım. Bu kez, Filistin'e ulaşmak, orada bulunan insanlarla tanışmak ve mücadelelerine ortak olmak için yola çıktım. Eşyalarımı topladım ve amacım Filistin'de kalmaktı. Filistin halkı çok büyük sıkıntılar çekiyor. Televizyonda, elleri bağlanmış bir Filistinli'nin neler yaşadığını, ancak oraya giderek anlayabilirdik.

Saldırının yapıldığı sabah kadar gemi yolculuğunu nasıl geçti?

Gemide 600'a yakın yolcu vardı. Ben yolculuğumu kitap okuyarak geçiyordum. Böyle bir saldırı olacağı düşüncesi kimsede yoktu. Sadece gemiyi kontrol altına alıp, kendi limanlarına çekeceğini düşünüyorduk. Bunun için kimsenin en küçük bir korkusu dahi yoktu.

Peki saldırı esnasında neler yaşadınız?

Saldırıdan önce telsizlerden, bizi takip etmeye başladıkları haberi geçildi. O esnada çevremizde yavaş yavaş denizaltılar, helikopterler görülmeye başladı. Saldırının başlayacağı dakikaya kadar biz de, can yeleklerini giydik, gaz maskeleri taktık ve beklemeye başladık. Bu arada görev dağılımı yapıldı. Bazı arkadaşlarımız uydu sisteminin korunması için görev yerine geçti. Önce zodyak botlarla gemiye çıkmaya çalıştılar. Ama başaramadılar. Saat 4.30'da ise helikopterlerle gemiye indiler. Etrafa ateş açtılar.

Gerçek mermiler mi kullandılar?

Elbette. Benim yanımda yaralı arkadaşlar vardı. Hepsi gerçek mermilerin hedefi olmuştu.
Tam bir can pazarı yaşanıyordu. Biz gemiye inen İsrail askerlerini yakaladık. Onları alt kata indirdik. Birinin elinden silahı aldım ve denize attım. Çünkü biz sadece ve sadece yardım etmek için orada bulunuyorduk. Çatışmak için değil.

Korkuyorlar mıydı peki?

İsrail bir korku devletidir. Herşeyi paranoyadır. Düşünün, elinde silahla geliyorlar. Ellerinden silahı alıyoruz ve denize atıyoruz. Döndüm bir baktım askerlerden biri altına kaçırmış. Bunu anlayamıyorum ben. Bunlara gözünü diktiğin zaman, gözlerini kaçırıyorlar. Biz aldık bu askerleri, diğerlerine teslim edeceğiz. Bir doktor arkadaşımız vardı, götürüyordu. Diğer askerlerin yanına geldiklerinde, o doktor arkadaşı da başından vurdular.

O esnada gemide neler yaşanıyor?

Başkanımız Bülent Yıldırım, yaralıların ve şehitlerin sayısının artmasından duyduğu endişeyle, gemiyi teslim etmemiz gerektiğini söyledi. Bu esnada tabi, yerde yatan yaralılara dahi kelepçe takıyorlardı. Teslim olduktan sonra kurşun yiyen kardeşlerimiz oldu
Düşünün, damarlarınızdaki kan dolaşımını kesecek türde bir kelepçeyle elleriniz arkadan bağlı yerde yatıyorsunuz. En ufak kımıldamanızda iki İsrail askeri, ağzına mermi verilmiş otomatik silahları kafanıza doğrultuyor. Bunlar böyle korkak insanlar.

Daha sonra neler oldu?

Bizi teker teker geminin terasına çıkardılar. Yere yatırdılar. Güvertede bulunduğumuz 7-8 saat boyunca 5'er dakika arayla deniz suyunu üzerimize attılar, çok sert bir rüzgar esiyordu. O rüzgarda, güvertede bulunan bidonlar üzerimize uçuştu. Bazı arkadaşlarımız bu şekilde yaralandı. Limana yaklaşırken bizi alt kata doğru aldılar. Oturduğumuz bölümde beklemeye başladık.

Limana indiğinizde…

Bizi aşağı aldıklarında sıraya dizdiler. Ve çeşitli aramalardan geçirdiler. Gömlek yakalarımıza kadar aradılar.

Kaç ayrı bölümden geçtiniz?

Ben beş ayrı bölümden geçtim. Hepsinde ayrı ayrı arama yaptılar. Cezaevi aracına binerken arıyorlar. İnince yine arıyorlar. Başka bir yere girerken tekrar arıyorlar. Elbette bütün bunları, psikolojik baskı yapmak için tekrarlıyorlar. Bezdirmek istiyorlar, kışkırtmak istiyorlar.

Cezaevinde herhangi bir şiddete veya işkenceye maruz kaldınız mı?

Bunların yaptıklarının her aşaması şiddet. Her türlü tacizde bulundular. Az bir şey hareket ettiğini zaman, on beş kişi birden geliyorlar üzerinize. Diz çökmeyenlerin başlarına dipçiklerle vurdular.
oldu" diyor



Haber Tarihi : 07 Haziran 2010 Pazartesi
Bu haber 184 kere okudu
UYARI: Kullanıcıların sitede beyan edeceği her türlü fikir ve düşünce tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişinin görüşleridir ve yorum yapan kişi yasal sorumludur. Medyabar Multi medya haber hizmetleri yapılan yorumlardan yasal sorumlu değildir. Suç teşkil edecek, hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu habere yapılan yorumlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk