RÖPORTAJ: İBRAHİM ÖZKAHYA Sakarya Vergi Dairesi 2009 dönemi Kurumlar Vergisi rekortmenlerini açıkladı. İlk sırada sizin firmanız ARMA Filtre var. Tebrik ediyoruz. Neler söyleyeceksiniz?Öncelikle teşekkür ediyorum. Bizler, ARMA Filtre'nin ortakları olarak, Sakarya'da doğmuş büyümüş, ekmeğimizi buradan kazanan insanlarız. Büyümemize de devam ediyoruz. Elbette, Sakarya'da üretim yapan uluslararası büyük firmaların, dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizden etkilenmiş olmalarının da burada altını çizmek gerekiyor. Onlar, krizden ciddi bir şekilde etkilendikleri için, bizim ismimiz ön plana çıktı.
Sakaryalı bir firmanın birinci olması önemli mi? Bir açıdan önemli olduğunu düşünüyorum. 20 sene evvel, kendi işimize iki kişiyle başladık. Bu seviyeye geldik. Şuanda Sakarya'da 5-6 tane firmamız var, farklı sektörlerde. 1600'ün üzerinde insan çalıştırıyoruz. İhracatta ilk üçe giriyoruz. İstihdamda ilk üçteyiz, ödüller alıyoruz. SGK'ya en çok prim ödeyen uluslar arası firmalarla aynı kulvardayız. İşte, Sakarya'da işe başlamış, büyümesini burada sürdürmüş Sakaryalı bir firmanın böyle uluslar arası firmalarla anılması, aslında Sakarya için de bir övünçtür. Bu bizim peşimizden, gelecek girişimcileri teşvik edecektir.
Vergi rekortmeninin Sakaryalı bir firma olması, Sakarya iş yapan firmaları olumlu yönde etkileyecektir diye düşünüyorum. Piyasaların düzeleceğine dair bir işaret olabilir ayrıca.Elbette. Dün Çark Caddesi'nde dolaşıyorum. İnsanlara soruyorum, ‘işler nasıl' diye. Bazılarına bakıyorum, yüz ifadelerinden belli oluyor. Çökmüş, umudunu yitirmiş. Ama cıvıl cıvıl insanlar da var. Çoğu genç işletmeciler bunlar. "İşler çok güzel" diyorlar, "Sokaklarda, caddelerde hareketlilik var" diyorlar. Bu tamamen psikolojik aslında. Dediğiniz gibi, insanlar Sakaryalı bir firmanın bunu başarabildiğini gördüğünde, umutlarını tazeleyecektir. İmkansız olmadığını görecektir. Rol model açısından insanlara teşvik olacaktır. Bu anlamda, yerel medyaya bir sitemde bulundum. Benim firmam olduğu için değil, Sakaryalı bir firmanın vergi rekortmeni olması önemlidir.
Vergi rekortmenleri tablosunu değerlendirirsek…Her yerde aynı şeyi söylüyoruz. Sakarya çok avantajlı bir şehir. Türkiye'nin ticaret ve sanayi alanında ön plana çıkmış, büyük gelişmeler kaydetmiş 10-12 şehrini çıkardığınız zaman, geride kalan 40-50 kentin arasında büyük bir çekişme vardır. Bu kentler, daha çok gelişme kaydederek, gelişmiş kentleri yakalamak isterler. Aralarında bir rekabet vardır. Ben bu vergi tablosuna baktığımda bir konuda üzülüyorum açıkçası. Çünkü verilen vergiler, bu şehre hizmet olarak geri dönecek, yatırımlar yapılacak. Biz bu şehrin gelişmesini istiyorsak, daha çok yatırım almalıyız. Bunun için de daha çok vergi ödemeliyiz. Ben bu noktada, vergi vermenin kurumsallaşmakla ilgili olduğunu düşünüyorum.
Neyi kastediyorsunuz kurumsallaşma derken?TOBB Başkanı Rifat Bey, bir araya geldiğimiz her toplantıda sorar. İşletmenize Maliye geldiğinde, hesap verebilecek kaç kişi var diye. Ben her zaman el kaldırırım. Bizim ARMA Filtre olarak hesap veremeyecek hiçbir iş yapmıyoruz. Özellikle vergi konusunu aksatmıyoruz ve bu bize olumlu bir şekilde geri dönüyor. Kurumsallaşan kurumlar, büyümeyi hedefleyen kurumlar, vergiler noktasında gayretli oluyorlar, şeffaf iş yürütüyorlar ve her zaman kazanıyorlar. SATSO'ya bağlı bir çok aile firması var. Yapısal olarak kendini geliştirememiş bu kurumlara, kurumsallaşma konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz. İhracat potansiyeli olan firmalara, nasıl daha çok büyüyebileceklerini anlatıyoruz.
SATSO olarak, 2010'un ilk çeyreği hakkında yaptırdığınız anket çalışmasında, "Yıl içerisinde en çok hangi sıkıntıyı yaşayacaksınız" sorusuna, % 27 ile vergiler sonucu çıkmış. Bunu nasıl değerlendireceksiniz?Kurumlar vergisi oranları bir zamanlar % 40'lardayken, şimdi 20'lere kadar düşmüş durumda. Biraz daha aşağı çekilebilir ama böyle de iyi bir oran aslında. Ama o soruya cevap veren insanların bahsettiği vergi çeşidi dolaylı vergilerdir. Bu konuda çok ciddi sıkıntılar var. İktisada Giriş dersinde şöyle bir konu vardır: "Vergileri ne kadar arttırırsanız, toplama oranınız o kadar düşer." Bunu düşürdüğünüzde, daha çok vergi toplayabilirseniz. İnsanlar şimdi bir şekilde vermemeye çalışıyorlar. Dolaylı vergiler konusunda çeşitli adaletsizlikler var. Petrolde, otomobilde ve benzeri bir çok kalemde, dünyanın en yüksek vergilerini ödüyoruz. Kriz döneminde özel sektörün vergi ve prim borçlarını ödemede zorlandığı biliniyor. Özel sektörün yaklaşık 90 milyar lira vergi ve sigorta borcu birikmiş durumda. Vergi borçlarında gecikmeye yıllık bazda yüzde 30-35 oranında faiz uygulanıyor. Bugün bankalar yüzde 9'la kredi verirken, devlet yüzde 9'la borçlanırken özel sektöre yüzde 30-35 gecikme faiz uygulanması adaletli değildir. Biz bunu söylüyoruz. Dolayısıyla Türk özel sektörü olarak vergi ve prim borçlarının yeniden yapılandırılmasını ve gecikme faizi oranlarının indirilmesi beklemekteyiz.
Çok konuşulan bir konu var. Sakarya'da üretim yapan firmaların, başka illere vergi vermesinin bir olumsuzluk oluşturduğu… Ne söylersiniz bu konuda?O Sakarya'nın problemi değil sadece. Türkiye'nin bir çok kentinde bu sorun gündemde. Özellikle metropollere yakın şehirlerde mesela İzmit'te de aynı problem var. Biz bu anlamda Vergi Dairesi'yle birlikte bir çalışma gerçekleştirdik. Yaklaşık 27 tane firma bulduk. Bu firmalar, şu anda ödenen vergi tutarının % 25'i kadar daha ilave vergi tutarı ödüyorlar.
Bu yüksek bir miktar değil mi?Çok yüksek bir miktar. Biz bu firmalara mektup yazdık, ziyaretlerde bulunduk. Ama bunların çoğu uluslar arası firma olduğu için, bunun çözülmesi mümkün değil. Çünkü İstanbul'da Ankara'da vergi dairelerinden çok daha iyi hizmet aldıklarını söylediler. Biliyorsunuz, metropollerde büyük mükellefler için vergi daireleri var. Çok spesifik konularda hizmet verebiliyorlar. Dolayısıyla bu problem ancak kanunla çözülebilecektir. Hükümetin çözmesi gereken bir problem olarak görüyorum. Eğer bu vergiler bizim şehrimize gelse, o oranda yerel yönetimlere, özel idareye aktarım olacak ve daha çok hizmet alacağız.
Sakarya'nın komşu illere göre, daha az devlet desteği aldığı şeklinde bir görüş var… Katılıyor musunuz bu görüşe?Hayır, katılmıyorum. Ben devlet desteği dendiğinde, verilen teşvikleri anlıyorum. Sakarya'ya verilen teşvik de yıl sonunda bitiyor. Ve daha kapsamlı bir teşvik kapsamına alınacak.
Peki, devlet desteğini vergiyle ilişkilendirebilir miyiz?Bir söz vardır ya, "Ödediğiniz her vergi, size yol, köprü, baraj olarak döner." Aynen böyle. Ne kadar çok vergi ödersek, o kadar çok hizmet alırız.
Büyümek ve dünya ülkeleriyle yarışmak için kayıtlı ekonominin şart olduğunu söylüyorsunuz. Ne demek kayıtlı ekonomi? Sakarya'da bu konuda çalışma yapılabilir mi?Ülkemizin güçlü ekonomiler arasında yer alabilmesinin, dünya ticaretinde bizde varız diyebilmenin koşulu üretmek ve ürettiğini tüm dünyaya satmaktan geçiyor. Dünyada ticaretin kuralları yeniden şekilleniyor, iş yapma anlayışı değişiyor. Kayıtlı ekonominin önemi her geçen gün artıyor. Bizler de her platformda, kayıtlı ekonomiye geçmenin gerekliliğini, kayıtdışı kalanın küçük kalacağını, kayıt altına girmeyen bir ekonominin, haksızlığa ve adaletsizliğe neden olduğunu ifade ediyoruz. Reel sektör olarak, ülkemizin en önemli sorunlarından olan kayıtdışı ekonomi ve baraberinde getirdiği kayıtdışı istihdamdan hep şikayet ediyoruz. Kayıtdışı istihdamın varlığının devletimizi vergi ve sigorta primleri kaybına uğrattığını, sosyal güvenlik sistemimizdeki açığı büyüttüğünü, vergi gelirlerinde olumsuz etkiler yaptığını yıllardır söylüyoruz ve çözüm bekliyoruz. Kayıt dışı ekonomi ve kayıtdışı istihdamın, yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getiren vatandaşlar, işletmeler ve çalışanlar aleyhine de haksız bir rekabet ortamı oluşturduğunu dile getiriyoruz. Kayıtdışı ekonomi ve istihdamın kayıtlı işletmeler için, vergi geliri ve ülke ekonomisi için, çalışanlar için önemli bir risk oluşturduğunu ifade ediyoruz.
Kayıtdışı istihdamın önüne geçmek için neler yapılmalı? Kayıtdışı ekonomi ve beraberinde getirdiği kayıtdışı istihdam ile mücade etmek için; ilk akla gelen istihdam üzerindeki mali yükler azaltması oluyor. Kayıt dışı istihdamın önlenmesini sağlamak açısından asgari ücretin bölgesel belirlenmesi, istihdam dışı girdi maliyetlerinin azaltılması, denetimlerin artırılması, bilinçlendirme ve eğitim faaliyetlerine önem verilmesi ilave tedbirlerden sadece bir kaçı. Ayrıca; Her dönem gündeme gelen prim affı ihtiyacını doğurmayacak bir vergi ve kesinti sisteminin geliştirilmesi yapılması gereken çalışmalardan bir başkası olarak görüyoruz. Bütün bu gelişmeler sağlandığında, Sakarya, Yaşanabilir Kentler arasında çok gerilerden daha üst sıralara çıkacaktır.
Yatırıcımların bazı talepleri oluyor. Bunun ölçüsü nedir? Özellikle Chery konusunda çok konuşuldu bunlar…Chery konusunda aceleci davranıyoruz. Bazı gazetelerde çıkan haberler, firmanın da tavır almasına yol açabilir. Her şey için çok erken. Çinliler çok büyük bir yatırım yapacak. Bu böyle yatırımlar, bu kadar kısa sürede yapılmaz. Ayrıca belirli bütçenin üzerindeki yatırımlarda, devlet diyor ki, ‘Gel biz bunu seninle bire bir konulaşım.' Herhangi bir teşvik sistemine bağlanmaksızın, özel görüşmeler yapılıyor. Kaldı ki, bizler şehri yönetenler olarak, Chery'i ziyaret ettik, görüşmeler yaptık. Hemen sonra bir ekip geldi, Karasu'da incelemelerde bulundu. Milletvekillerimiz de, bu konuya özel ilgi gösteriyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nda ortaya çıkan sorunlar giderilmeye çalışılıyor. Ayrıca şunu da belirteyim; Ola ki, Chery Sakarya'ya gelmedi. Başka bir kente kuruldu. Önemli olan böyle bir fabrikanın Türkiye'ye kurulmasıdır. Elbette isteğimiz Sakarya'ya gelmesidir. Bunun için de daha sakin ve temkinli olmakta yarar var.