Sakarya'da demokrasi olmadan Türkiye demokratikleşemez
Sakarya Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamza Al: Demokrasi bir bütündür ve yerel demokrasi olmadan ulusal düzeyde demokrasi olmaz. Yerel yönetimler, bireyler ve sivil toplum güçlendikçe yerel demokrasi de güçlenecektir. Artık yeryüzü küresel bir mahalleye dönüşüyor. Dünyanın öteki ucundaki bir olayın, örneğin ekonomik sorunun, çevre kirliliğinin, terörün, Sakarya'yı etkilememesi mümkün değildir.* * *
Kısaca bahsetsek önce, demokrasi nedir, ne işe yarar?
Belki de en zor şey demokrasinin ne olduğunu söylemektir. Aslında demokrasinin ne olduğundan çok olmadığını söylemek daha kolay. Demokrasi tarihi süreç içinde yeni içerikler kazanmıştır. Çeşitli akımlar demokrasiye farklı içerikler kazandırmaktadır. Özellikle son yüzyılda yükselen bir değer olduğu için demokrasi, devlet yönetiminden ikili ilişkilere kadar her alanda temel bir ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır. En önemlisi de demokrasinin temel meşrulaştırıcı araç olarak kullanmasıdır.
Meşrulaştırmak ne anlama geliyor?
Günümüzde demokratik meşruiyet o kadar önemli hale gelmiştir ki, Irak işgalinde olduğu gibi, artık savaşlar ve işgaller bile demokrasi gerekçesi ileri sürülerek meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu durum demokrasinin gücünü ve gücüyle birlikte zaafını göstermektedir.
Bana sorarsanız basit bir dille demokrasi, halkın rızasına ve hukukun üstünlüğüne dayanan bir yönetimdir. Demokrasi ne işe yarar sorusuna gelince, demokrasi modern dönemde çok fazla güçlenen devletin sınırlandırılmasına, halk tarafından kontrol edilmesine, uzmanlaşarak modern bir makineye dönüşen bürokrasinin insanileştirilmesine yarar.
Sizce halkımız demokrasi nedir biliyor mu? Ya da demokrasi denince ne anlıyor?
Akademik tartışma konusu olarak halkın demokrasiyi bilip bilmediği tartışması anlamlı olabilir. Fakat bugün bu konuyu tartışmaya açmak bile bu millete hakarettir. Hele hele bu halkın vergisiyle karnını doyuran asker memurlar, sivil memurlar, yargıç memurlar ve gücünü halktan alan siyasetçiler bu konuda çok dikkatli olmak zorundadırlar. İnsanlık, filozoflardan, okumuşlardan, bürokratlardan az çekmemiştir. Bazı aydınların ürettiği saçma sapan kavramlar uğruna nice hayatlar sönmüştür. Hergün hayat mücadelesi veren, iş aş peşinde koşan, geçim derdine düşmüş bir çobanın, kavramlar üzerinden dünyayı anlamaya çalışan profesörden daha sağduyulu olamayacağını kim iddia edilebilir. Marks'ın ortaya attığı bazı kavramlar ve teoriler uğruna dünyayı cehenneme çevirenler sıradan insanlar mıydı yoksa okumuş yazmış kişiler miydi?
Gayet sıradan insanlardı…
Hayatı sokakta ekmek mücadelesi veren kişiler mi yoksa kampüslerde profesör olmaya çalışanlar mı, kışlalarda rütbe almak için mücadele edenler mi ya da bürokraside yükselmeye çalışan memurlar mı iyi bilir, bilemiyorum. Milli Eğitim'in verdiği bilgiler mi daha fazla işe yarıyor yoksa bir imamın Cuma hutbesi ya da bir papazın Pazar vaazı mı bilemiyorum.
Halkımız demokrasi denince anlaması gerektiğini anlıyor. Reel gerçekleri, kısıtları dikkate alıyor, kendisini iyi idare edeceğini düşündüğü kişilere, kendisini adam yerine koyanlara yönetme hakkı veriyor. En önemlisi de öğrenmesini çok iyi biliyor.
Demokrasi gerçekten gerekli midir? Olmazsa ne olur?
Halkın rızasına dayanan ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir yönetim sistemi gereklidir. Ayakkabıyı ayakkabıcılar dikecektir ama ayakkabının nasıl ya da kaç numara olması gerektiğine onu giyenler karar vermelidir. Demokrasi olmazsa artık şansınıza. Faşist mi, totaliter mi yoksa otoriter mi olur bilemem, illa ki bir şekilde yönetim olur.
Türkiye'nin demokratikleşme sürecini kısaca değerlendirebilir miyiz?
Türkiye batıyı yarı gönülsüz yüz ile on yıl arasında değişen bir zaman aralığıyla takip ediyor. Bir Alman rektörünün halkın temsilcisi olan parlamentoya karşı yüz yıl önce yaptığı tehdidi bugün bazı rektörlerden duyabilirsiniz. Bundan yüzyıl önce Avrupa'da parlamentoya karşı asker, sivil yargıç bürokrasinin üstünlük taslamasını bugün Türkiye'de görebilirsiniz.
19. Yüzyılda Paris'teki Fransız jakobenleri ile günümüzde Ankara'daki Türk jakobenleri birbirine çok benzer. Fakat arasıra geriye gidişler olsa da yönümüzün doğru olduğu kanaatindeyim.
Son yıllarda demokratikleşme adına atılan adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de çok güzel şeyler oluyor. Tarihi bir kırılma noktasındayız. Geçmişten gelen sorunlarımızı çözmeye çalışıyoruz. Batının 1980'lerde yaşadığı değişime ayak uydurmaya çalışıyoruz. Bu değişimi iyi yönetirsek çok güzel gelecek bizi bekliyor.
‘Demokratik açılım'dan ne anlamalıyız?
Aslında demokratik hukuk devletini inşa ettiğinizde sorunları önemli ölçüde çözmüş olursunuz. Açılım bazı insanları ürkütüyor. Fakat demokratik hukuk devleti kimseyi ürkütmez. Ben bu konuda da iyimserim. Sorunları tartışmak bile başarıdır. Halk olarak "öteki"ne karşı dilimizi düzeltmek zorundayız. Devlet olarak da hukukumuzu düzeltmek durumundayız.
Türkiye demokratik bir ülke olursa, bunun insanlara etkisi, faydası ne olur?
Demokrasi ile hukuk devleti, özgürlükler ve kalkınma arasında doğrusal bir ilişki vardır. Onurlu bireyler ve güçlü ve müreffeh bir toplum için özgür bir ortam gerekir. Bizler siyasal, ekonomik ve askeri gücümüzle tekrar tarih sahnesine çıkmak istiyorsak hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir yönetim sistemi kurmak zorundayız.
Sakarya'da yaşayan bir vatandaşa demokrasi neden gereklidir?
Artık yeryüzü küresel bir mahalleye dönüşüyor. Eskiden mahallede herkes birbirinden sorumlu tutulurdu. Cezalar ve yaptırımlar ortaktı. Günümüzde, bizleri sadece Türkiye'de kimin başbakan ya da Cumhurbaşkanı olması değil, Almanya'da, Fransa'da, İngiltere'de veya Amerika'da kimin başbakan ya da başkan seçileceği de ilgilendirmektedir. Dünyanın öteki ucundaki bir olayın, örneğin ekonomik sorunun, çevre kirliliğinin, terörün, bizleri etkilediği bir çağda artık Sakarya'nın Diyarbakır ya da Erzurum'daki bir sorundan etkilenmemesi mümkün değildir. Özellikle bazı sorunların terör ve şiddet üzerinden ifade edilmesi eğiliminin yüksek olduğu günümüzde başkalarının sorunlarına karşı daha hassas olmak durumundayız.
Yerelde bir demokrasi kültürü oluşturulabilir mi?
Demokrasi bir bütündür ve yerel demokrasi olmadan ulusal düzeyde demokrasi olmaz. Bu anlamda demokrasi bir yöntem olduğu kadar bir kültür de. Yerel yönetimler, bireyler ve sivil toplum güçlendikçe yerel demokrasi de güçlenecektir. Şu andaki asıl sorunumuz güçlü askeri, sivil ve yargı bürokrasimizin demokratik kültürden ve demokratik terbiyeden uzak olmasıdır. Bu kurumlar gücünü uzmanlıklarından almaktalar ve demokrasinin eşitliğe dayalı gücünü bir türlü hazmedememektedirler.
Sizce Sakarya'nın kurumlarında demokrasi var mı?
Zor bir soru. Nereden baktığınıza bağlı. Geçmişe kıyasla çok olumlu gelişmeler var. Örneğin üniversite yönetimi, geçmişe kıyasla daha demokratik. Özellikle hükümetin çabaları ile yöneticilerimizin bireysel tutumları biraya gelince daha demokratik bir ortam oluşuyor. Ama bunun kalıcı olup olmadığını zaman gösterecektir. Belediyeler ister istemez demokratik olmak durumundadır. Sistem onları halka ve halkın isteklerine duyarlı olmaya itmektedir. Maalesef sistem bizde aşağıdan yukarı değil yukarıdan aşağıya doğru işliyor. Ben çok fazla iç işleyişlerini bilmiyorum ama sendikalarımız, meslek odalarımız, iş dünyası ulusal düzeydeki gelişmelere paralel olarak zamanla daha demokratikleşeceklerdir. Yerel demokrasi konusunda medya çok önemli bir faktör fakat medyanın yapını çok iyi bildiğimi söyleyemem ama bu konuda çok güzel anılarım yok.
Haber Tarihi : 21 Nisan 2010 Çarşamba
Bu haber 103 kere okudu
UYARI: Kullanıcıların sitede beyan edeceği her türlü fikir ve düşünce tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişinin görüşleridir ve yorum yapan kişi yasal sorumludur. Medyabar Multi medya haber hizmetleri yapılan yorumlardan yasal sorumlu değildir. Suç teşkil edecek, hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu habere yapılan yorumlar