Konsey'den notlar
Dün AKM'de Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi genel kurulu gerçekleştirildi.
Konsey üyesi birçok oda ve STK temsilcisi de bu genel kurulda hazır bulundu.
Yeni dönemin ilk Genel Kurulu'nda yürütme kurulu ve başkan seçimi gerçekleştirildi.
Bu amaca yönelik olarak dün AKM'de düzenlenen genel kurulu gözlemledim.
İşçileri Bakanlığı'nın resmi gazetede yayınladığı genelgede Kent Konseyi merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar olarak tarif ediliyor.
* * *
Bu tarif üzere Sakarya'da oluşturulan yönetimin katılım, çalışma uyumu, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı olduğunu görüyoruz.
Yönetimde Belediye'den, SASTOP'a, Barodan odalara ve STK'lara kadar çeşitlilik olması sevindirici.
Tabi burada Sakarya Turizm Platformu Başkanı İhsan Mahmutoğlu'nun da yönetimin oluşturulmasına yönelik getirdiği eleştirileri de göz ardı etmemek gerekir.
Konsey üyelerinin geçmiş seçimlerden tecrübeyle divana tek listenin sunulmasına itirazının pek de anlamlı olmadığını düşünüyorum.
Elbette genel kurula ikinci bir listenin sunulması demokrasi kültürü açısından iyi olurdu.
Ayrıca kanunda ‘genel kurul belediyenin yardım ve çağrısıyla toplanır' diyor.
Dahası genel kurula belediye başkanının başkanlık etmesi gerektiği de belirtiliyor.
* * *
Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'nun Kent Konseyi'ni, kanuni bir zorunluluk olmanın ötesinde ortak aklın ortaya konulduğu demokratik bir platform olarak gördüğünü belirtmesi önemliydi.
Her şeyin bir oldubittiye, formaliteye, yalandan bir demokrasi gösterisine dönüşmemesi gerekir.
Bir dönem aktif siyaset içerisinde bulunan ve birçok kesim tarafından değer verilen Arif Aruca'nın Kent Konseyi başkanlığına getirilmesi de oldukça isabetli oldu.
Aruca'nın kürsüde söylediği gibi bundan sonra yerel yöneticileri ve yürütmeye seçilemeyen üyeleri de çalıştıracaklarını söylemesi konseyin aktif çalışmasını göstermesi bakımından önemli bir işaret oldu.
* * *
Kent Konseyi platformunun Büyükşehir Belediye başkanının belirttiği gibi yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılması…
Toplumun her kesiminin sesine kulak verilerek, görüşlerine başvurulması…
Yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığın, uzlaşma kültürünün, hemşehrilik hukukunun ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesi…
Çok ortaklı yönetişim anlayışının benimsenmesi…
Sürdürülebilir gelişimin sağlanarak kısa ve uzun vadede kente ilişkin temel stratejilerin ve faaliyet planlarının belirlenmesi…
Kentin tarihi ve kültürel kimliğinin korunması…
Kent kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımının sağlanması…
Kentin yaşam kalitesinin geliştirilmesi ve sivil toplumun güçlendirilmesi gibi konularda aktif bir görev üstlenmesini bekliyoruz.
***
Antidemokratik Baro
Geçtiğimiz pazartesi günü Sakarya Baro Genel Sekreteri Av. Zafer Kazan'la Baro başkanının açıklamaları ve Türkiye'deki son hukuksal gelişmeleri değerlendiren bir röportaj yapmıştım.
Röportaja farklı kesimlerden oldukça fazla tepki geldi.
Çoğu insan Zafer Kazan'ın açıklamalarını demokrasi ve hukuk adına önemseyerek röportaj için teşekkür etti.
Tabi eleştirilerin muhatabı Sakarya Barosu'da bizi yanıltmadı ve başkanın usul ve temayüllere aykırı görüşlerini sorgulamak yerine demokratik hakkını kullanan Genel Sekreter Av. Zafer Kazan'ı disipline verdi.
Baro'da başkanın eleştirilmesini hazmedemeyen, kraldan fazla kralcı birtakım yöneticiler Zafer Kazan'ın ipini çekmek istiyor.
Amaçları Zafer Kazan'a ceza vererek bir daha Baro yönetimlerinde görev yapmasını engellemek.
Baro'da çok sesliliğe karşı çıkan bu zihniyet aslında bize pek yabancı değil.
Bunu uygulamaya sokmaya çalışanların da sıklıkla başvurdukları bir yöntem.
Tıpkı Şemdinli savcısını görevden alarak avukatlık dahi yapmasını engelleyen HSYK gibi.
Zafer Kazan'ın sözlerinde bir hukuksuzluk olduğunu düşünmüyorum.
Eğer Baro yönetimi burada bir hukuksuzluk görüyorsa bunu usule uygun soruşturmalı.
Ancak onlar Av. Kazan'ı yine usullere aykırı bir şekilde Baro disiplinine sevk etmişler.
Zafer Kazan'ın röportajda dediği gibi bu tür olaylar kimin gerçek manada demokrat, hukukçu olduğunu göstermesi bakımından samimiyet testidir.