Bugün ilan ettiğim 3 Mart Dünya Erkekler Günü'nün üçüncü yıl dönümü. Çark Caddesi`nde arkadaşım Murat Solmaz ile dolaşırken 2008 yılında 3 Mart`ı Dünya Erkekler Günü ilan etmeye karar vermiştim.
İlk yıl bir kıraathane de basın açıklamasıyla kutlamıştım. Geçen yıl ise Vali Hüseyin Atak'ı ziyaret etmiştim.
Bu yıl ki etkinlikler ise benim için buruk. Çünkü birkaç gün önce çeşitli nedenlerden dolayı işimden ayrıldım ve şu anda işsizim. Bu yüzden bu yıldönümünün benim için farklı bir anlamı var.
Bugünü ilan etmem dolayısıyla kimileri destek verdi, kimileri alay etti. Daha önce de söylemiştim. Belki bazı insanlar sizin başka işiniz gücünüz yok mu diyebilir. Unutmayın kafaya elma düşünce yer çekimi, hamam tasıyla suyun kaldırma kuvveti icat edilmiş. Bunlar da mantıksız gibi duruyordu ilk etapta. Ama amacımız dünya tarihine geçmek. Bu amaçla da bugünü ilan ettik. Biz kadınlara karşı bu hareketi gerçekleştirmedik. Bilindiği gibi kadınlar 8 Mart'ı kutluyor. Sonra deniyor ki 364 gün erkeklerin. Biz de bir günü erkeklere ayırarak en azından bu ayrımcılığı ortadan kaldırdık. En azından eşit günler oldu. Umarım dünya da bugünü kabul eder. Sakarya'da bu nedenle tarihe geçer.
Elinde silahla kendini bir şey zannedenlerin, yalanla yaşayanın, karısına şiddet uygulamayı, çocuklarına şiddet uygulamayı maharet sayanların erkeklikle alakası olamaz. Biz kadınlara karşı her türlü şiddetinde karşısında duruyoruz. Biz erkeklere baktığımız zaman yalan söylemeyenleri, kadına ve çocuklarına şiddet uygulamayanları görürüz. Asgari ücrete mahkum edilerek elleri nasırlı şekilde evine helal ekmek götürmek isteyenleri görürüz. TEKEL işçilerinin mücadelesini görürüz. Elinde silahla can almayanları, gasp yapmayanları görürüz. Erkeklere baktığımız zaman sınır boylarında şehit olanları, sevdikleri için gerektiğinde ölüme gidenleri görürüz.
Erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Bu bir bakıma doğru. Daha önceki açıklamalrda da aslında bunları belirtmiştim. Çok şey değişmediği için bunları yeniden tekrarlıyorum. Ama bunda kadınlarında payı var. Günümüzde bir çok bayan siyasi parti ve sivil toplum örgüt yöneticiliklerinde bulunmuyor. Bayanlar kaderine razı. Hayat müşterek denir ya. Erkeklerde çile çekiyor. İş hayatında asgari ücretle çocuğunun okul parasını karşılamaya çalışıyor. Evlenemiyor. Ekonomik krizlerle pençeleşiyor. Biz erkekler olarak kadınlarla aynı güzellikleri paylaşmak, birlikte bu dünyada doyasıya mutlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. Ne kadın erkeksiz, ne de erkek kadınsız olur. Bu yüzden iki cinsde birbirine saygılı davranmalı. Sevgi ile yaklaşmalı. Birbirlerinin haklarına saygı göstermeli.
TARIK BULUT
Gazeteci