Giriş
Geçtiğimiz hafta Sakarya Baro Başkanı Vacit Öktem'in Savcı Cihaner'in tutuklanmasına ilişkin bir açıklama yapmıştı. Baro Başkanının bu açıklamasına aralarında Baro yöneticilerinin de bulunduğu Avukatlar adına açıklama yapan Baro yöneticisi Avukat Zafer Kazan'la baro başkanının açıklamasına itirazları, son günlerdeki hukuksal tartışmaları, özgürlükleri ve sivil anayasayı konuştuk. Kendisini özgürlükçü ve evrensel manada sosyal demokrasiye inanmış bir hukukçu olarak tanımlayan Kazan, Baro başkanı Vacit Öktem'in usul ve esas açısından hata yaptığını belirterek bu açıklamanın baroyu böldüğünü kaydetti.*******
Geçtiğimiz hafta Baro başkanı Vacit Öktem'in yapmış olduğu bir açıklamaya tepki verdiniz. Bu açıklamanızda neye itiraz ettiniz. Sizi bu açıklamaya iten şey ne oldu?
Baro Başkanı Sakarya Barosu adına açıklama yaptı. Herkesin kendi adına şahsi düşüncesini açıklama hakkı vardır. Ama siz Sakarya Barosunun yönetim kurulunun hiçbir bilgisi ve onayı olmadan baro adına bütün temsilcileri yok sayarak bir açıklama yaparsanız bu yetki gaspıdır. Baro adına yapılan açıklama yönetim kurulunun da içinde olduğu açıklamadır.
Vacit Öktem burada bir usul hatası mı yaptı?
Evet, burada bir usul hatası var. Baro adına yaptığı açıklamada yönetim kurulunun dahli yok. Esas açısından da sorun var.
Sizde bir hukukçusunuz Vacit Öktem de hukukçu. Aranızdaki fark nedir?
Bunu anlamakta zorlanıyorum. Bu tür olaylar samimiyet testidir. Erzincan Başsavcısı Savcı Cihaner'in tutuklanmasına tepki gösterenler Şemdinli Savcısı yargısız infazsız meslekten ihraç edilirken acaba tepki gösterdiler mi? En ufak bir açıklamaları yok. Biz şunu dedik: Şemdinli savcısı da bu sistemin savcısıydı. Birisinin yetkilerini aldınız avukatlık dahi yapamıyor. Bu çok açık bir çifte standart. Arada hukuki değil ideolojik bir fark var. Arada çok önemli bir fark var daha var. O da Cihaner'i tutuklayan bir mahkemedir. Masumiyet karinesi bir hukuk ilkesidir. Hüküm verilene kadar herkes masumdur. Bunu sonuna kadar savunuruz. Tutuksuz yargılanmayı isteyelim. Ama neden soruşturdun, neden tutukladın diyemeyiz. Dışarıdan Avrupa'dan mahkeme mi ithal edelim.
Yapmış olduğunuz açıklama adliyede, baro çevresinde nasıl bir yankı buldu?
Tabi birçok meslektaşımız açıklamaya destek verdi. Orada altmışı aşkın arkadaşımız geldi. Bir o kadar da arkadaşımız gelemedi. Biz orada iki türlü şeye dikkat çektik hem usul hem esas. Açıkçası biz bugüne kadar bazı yönetim kurulu üyesi arkadaşlarla şöyle düşünmüştük. Biz memleketin kronikleşmiş sorunlarına karşı enerjimizi tüketmeyelim. Çünkü herkes konuşuyor bunu. Bir buçuk yıl oldu seçileli. Avukatların çok ciddi sorunları var. Bu şehirde bir adalet sarayı sorunu var. Önce mesleki sorunlarımızı ele aldık ama bizi yok sayan bir açıklama ortaya çıkınca biz de ses çıkardık.
Bundan sonra da memleket sorunlarına ilişkin bu tarz özgürlükçü açıklamalar yapacak mısınız?
Devam eden süreçle ilgili hakka ve hukuka aykırı olan her türlü uygulamaya karşı evet açıklama yapacağız. Çağdaş, laik, hukuk devletinden yana olan avukatlar olarak özgürlükleri kısıtlayan her türlü eyleme karşı sesimizi yükselteceğiz. Bundan sonra bir kısım kaygılarla farklı düşünen arkadaşlara da saygısızlık olmasın diye sesimizi çıkarmadık ama bu farklı bir algılamaya yol açtı. Maalesef başkanımız yönetimini yok sayarak, usule aykırı olarak baro adına yaptığı açıklamayla baroyu bölmüştür. Bizim dışımızda da tepkiler mevcut. Biz arkadaşlarımızın düşüncelerinin sesi olduk.
Baro başkanı Vacit Öktem'le açıklama sonrası görüştünüz mü?
Tabi görüştük. Kendisi burada baro başkanı olarak açıklama yapma yetkisinin kendisinde olduğunu söylüyor.
Baro Başkanının yaptığı açıklama metninin İstanbul Barosu'nun olduğunu biliyor muydunuz? Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bazı arkadaşlar İstanbul Barosundan gelen faksı olduğu gibi alıp imzalayarak gönderdiğini söylüyor. Orada da baroyu bağlayıcı bir davranış gösteriyor. Ama İstanbul barosunun açıklamasıyla ben karşılaştırmadım. Ama bunu inceleyeceğim.
Bu hukuki ya da etik midir?
Bu kelimenin tam manasıyla tabi olmak tebaa olmaktır. İstanbul Barosunun gönderdiği açıklamayı olduğu gibi alıp göndermek ‘ben sana tabiyim' demektir. Bizde diyoruz ki ‘Hayır biz sana tabi değiliz, senin tebaan değiliz. Senin gibi düşünmek zorunda değiliz.' Biz de bir kısım avukat arkadaşımızla çıkar kendi düşüncelerimizi ortaya koyarız. Efendim işte ‘bunu nasıl yaparsınız diyor'. Asıl sen bunu nasıl yaparsın. Baro başkanı olman sizin bizi bağlayıcı bir açıklama yapmanız anlamına gelmez. Siz çıkıp kendi adınıza bir açıklamada bulunabilir siniz. Bunda sonuna kadar da özgürsünüz.
Bunun için bir özür ya da düzeltme gibi bir şey söz konusu oldu mu?
Hayır, bilakis biz suçlu olduk. Ona göre biz baroyu bölmüş olduk. Sakarya barosu başkanı olarak ben açıklama yaparım diyor. Biz de diyoruz ki ‘kendi adına yaparsın, baroyu bağlayamazsın.' Bakın itham etmiyorum. Ben böyle düşünüyorum, böyle olacak diyerek kendi düşüncesini dayatmak oligarşik bir zihniyettir. Biz hukukçuyuz, oligarşi bizim düzenimiz olamaz. Bizim düzenimiz demokratik, laik, hukuk devletidir. Biz buraya birilerinin tebaası olmaya gelmedik.
Baro'da bundan sonra yönetimde işler nasıl yürüyecek?
Herkes farklılıkları hazmedecek ve söylediği bir lafın mensubu olduğu baroda bir karşılık bulacağını bilerek buna göre davranacak. Demokrasi çevresinde farklılıklara saygı gösterip buna hazmedilmeli. Biz kimseyi yok saymıyoruz. Bugüne kadar hep saygılı olduk bundan sonra da bize yakışanı yapıp saygılı olmaya devam edeceğiz. Yöneticilerin de sorumluluk duygusu doğrultusunda hareket etmelidirler. Ben bana oy verenleri temsil ediyorum ve çalışmaya da devam edeceğim. Anti demokratik uygulamalara karşı da görüşlerimizi dile getirmeye devam ederiz. Baro kimsenin babasını tapulu malı değildir. Bu toplumun, avukatların barosudur.
Zafer Kazan kendisini ne olarak değerlendiriyor?
Özgürlükçü bir insanım. Evrensel nitelikte bir sosyal demokrasiye inanıyorum. Ama ülkemizde sosyal demokrat bir parti de görmediğim için de böyle bir partiye de üye olma imkanım olmadı.
CHP ve diğerlerini sol olarak görmüyor musunuz?
Bana CHP'nin evrensel manadaki solun sahip olduğu bir tane ilke gösterin. CHP, özgürlük, hukuk, insan hakları konularında sınıfta kalmıştır. Bu ülkenin acil ihtiyaçlarından birisi de özgürlükleri savunan bir sol partidir. Özgürlüğü savunmayan bir parti sol olamaz, faşisttir o. CHP solculuğun tek bir ilkesini bile içerisinde barındırmıyor. Bugün dünyanın neresinde milliyetçi muhafazakar bir partiyle sol bir partinin aynı şeyleri savunduğu, aynı değerler üzerinden siyaset yaptığı görülmüştür. CHP'nin bugün MHP'den farkı yoktur. Avrupa'da ayrı kulvarlardadır.
Siz HSYK'nın Erzurum savcısına ve soruşturmaya yaptığı müdahaleyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bir hukuk darbesi midir?
Burada HSYK'nın yaptığı açıkça ‘bu soruşturmayı kapatın' demektir. Hiçbir soruşturma, hiçbir araştırma, gerekçe olmaksızın soruşturma devam etmekte iken savcıları görevden aldılar. Yeni savcı önceki savcının aksine tutuklama kararının kaldırılmasını istedi. Bu apaçık bir müdahale olduğunu gösterir. Hani yargı bağımsızlığı? Yargı A şahsından B şahsına geçince mi bağımsız oluyor? Bir defa HSYK'nın yapısı demokratik değildir. Yedi tane üye ve her şey bu yedi kişinin dudağı arasından çıkacak sözlere bağlı. Kararların yargıya götürülemez olmasını da hiçbir hukuk devletinde göremeyiz.
HSYK başkanvekilinin Savcı Cihaner'in evinde arama yapan savcıyı cep telefonundan araması doğru mudur?
Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Siz bir savcısınız ve sizi arayan kişi HSYK başkanvekili. Bir savcı olarak kaderiniz HSYK'nın elinde. Böyle bir durumda ne hissedersiniz? Size bir şey söylemesine gerek yok. Burada o savcının cesurca gördüğü hukuksuzluğun üzerine gidebileceğini düşünebilir miyiz? Kimse üç maymunu oynamasın, bu çok açık bir müdahaledir. Aynı şekilde bir bakanın da savcıyı arayıp bir şeyler söylemesi de kabul edilebilir değildir.
Yargıyla yürütme arasında bir sürtüşme var. Yargı siyasallaşıyor diyebilir miyiz? Ya da bazıları ideolojik kararlar mı veriyor?
Açıkçası yargı şu anda tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya. Hiçbir etki altına kalmadan, hukuk çerçevesinde hareket etmelidir. Bugün soruşturulan konular çok önemlidir. Balyoz soruşturmasına senaryo diyorlar. Ortada bunca şey varken çocuk mu kandırıyorlar. O zaman 80 darbesi de senaryoydu, 27 Nisan'da senaryoydu.
Danıştay'ın YÖK'ün katsayı düzenlemesini iptalini nasıl okuyacağız. Aynı Danıştay daha önce verdiği kararla bu konuda düzenleme yapma yetkisinin YÖK'te olduğunu söylemişti. Bugün YÖK'ün düzenlemesine izin vermiyor. Burada çelişki yok mu?
Elbette var. Bunu anlamak için hukukçu olmaya da gerek yok, sade vatandaş bile sorguluyor. Milletin içine girip dolaşmazsanız böyle ucube olaylar ortaya çıkar.
Yargı burada kendisini siyasal iktidara karşı bir taraf olarak mı görüyor. Ya da kendisi için biçtiği bir görev mi var?
Yargıyı itham ederek konuşmamak lazım. Yargıçlarda insan ve hata yapabilirler. Yargının varlık sebebini sorgulamamıza gerek yok. Bizim vazifemiz onun doğru, adil, hukuk çerçevesinde kararlar vermesini sağlamaktır. Dün 27 Nisan bildiri açıklandığında CHP lideri Deniz Baykal, ‘Anayasa bunu iptal etmezse çatışma çıkar' dedi. Bu açıklamayı yapan insan şimdi çıkıp ‘yargı bağımsız, müdahale etmeyin' diyor. Daha dün Anayasa Mahkemesine ‘aksi yönde karar verirsen çatışma çıkar' diyen... Bugün Yargıtay başkanının, Danıştay başkanın açıklamaları açıkça ihsası rey. Yarın bu dosyalar önünüze gelecek. Nasıl konuşursunuz? Bunların şahıslara ait hatalar olarak görmek istiyoruz.
Bazı yargıçlarla yapılan bir ankette ‘devletin menfaatine olduğu zaman gerekirse hukuk askıya alınabilir' düşüncesi ortaya çıkmış. Sizce hukuk böyle durumlarda askıya alınabilir mi?
Bunun bilinçaltı nedir biliyor musunuz? Bunu söyleyen bir hukukçu ise eğer ideolojisine hizmet eden bir hukukçu olarak görmek lazım. Adalet mülkün temelidir evrensel ilkesi olmasına rağmen hukuk askıya alınabilir mi? Milli iradeyi de askıya alıyorsun o zaman. Böyle bir şey nasıl olabilir? Bu şu anlama gelir: Statükonun menfaatleri tehlikedeyse hukuk rafa kalkabilir. Bunu söyleyenlerin hukukçu kimlikleri sorgulanır.
Türkiye'de son yıllarda sivil anayasa tartışmaları yaşanıyor. 80 Anayasası miadını doldurmadı mı? Siz yeni ve sivil bir anayasa oluşturulması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bugün bütün bu kargaşaların varlık sebebi 80 anayasasıdır. Antidemokratik hükümler taşımaktadır. Hangi siyasi iktidar olursa olsun bu ülkeye yapabileceği en büyük hizmet bu toplumun bütün katmanlarının kendini ait hissedeceği sivil bir anayasa yapmasıdır. Evrensel nitelikler taşıyan, modern, çağdaş bir anayasa yapılmalıdır.
Anayasanın değiştirilmesi konusunda muhalefet iktidar herkes hemfikir gözüküyor. O halde tartışma nerede çıkıyor. Neden bir türlü adım atılamıyor?
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Demek ki bu konuşmalar samimi değil. Samimi olmak da sivil anayasayı topluma kazandırmak için elini taşın altına koyarak harekete geçmektir. Tabiî ki bir partinin anayasası olmayacaktır. Bu anayasa değişmesin istiyorlar. Çünkü bir kesime ayrıcalıklar getiriyor. Neden HSYK ve YAŞ kararları yargıya kapalı. Bu şimdi imtiyaz değil de nedir? Kimse dokunulmaz olmasın. Millete mal etmek lazım bu anayasayı. Millet o zaman anayasaya sahip çıkar. Anayasada herkes kılığında kıyafetinde serbesttir diyor ancak uygulamada çok ciddi sıkıntılar olduğunu da görüyoruz. Herkes özgürlüklerin kazanılması için mücadele etmelidir. Özgürlükçü bir anayasa hava gibi ekmek gibi bu ülkenin insanlarının ihtiyacıdır.
"Maalesef başkanımız yönetimini yok sayarak, usule aykırı olarak baro adına yaptığı açıklamayla baroyu bölmüştür. Baro adına yapılan açıklama yönetim kurulunun da içinde olduğu açıklamadır."
"İstanbul Barosunun gönderdiği açıklamayı olduğu gibi alıp göndermek ‘ben sana tabiyim' demektir. Bizde diyoruz ki ‘Hayır biz sana tabi değiliz, senin tebaan değiliz. Senin gibi düşünmek zorunda değiliz."
"Açıkçası yargı şu anda tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya. Hiçbir etki altına kalmadan, hukuk çerçevesinde hareket etmelidir."
"Bugün Yargıtay başkanının, Danıştay başkanın açıklamaları açıkça ihsası rey. Yarın bu dosyalar önünüze gelecek. Nasıl konuşursunuz?"
"Hakka ve hukuka aykırı olan her türlü uygulamaya karşı açıklama yapacağız. Çağdaş, laik, hukuk devletinden yana olan avukatlar olarak özgürlükleri kısıtlayan her türlü eyleme karşı sesimizi yükselteceğiz"
RÖPORTAJ: MUCAHİT TÜRETKEN ADAPAZARI GAZETESİ
Bu habere yapılan yorumlar
Baro başkanı hukukçu kimliğini bir kenara bırakıp yüksek yargı organlarının yaptığı gibi ideolojik bir açıklama yapmıştır.Üstelik bunu bağlı bulunduğu baro adına,yönetim kurulunu hiçe sayarak yapmıştır.Zafer bey tepkisinde son derece haklıdır.Başkan da olsa kendi fikirlerini baroyu bağlayıcı bir şekilde yapması doğru değildir.Türkiyede maalesef bazı kurumların başındakiler kendilerini bulundukları makamın ve kurumun sahibi gibi görme alışkanlığına sahipler.Oysa aslolan yönetim kurulundan çıkan kararlar ve açıklamalardır.Zafer bey son derece haklıdır,baro ve yönetim kurulu hiçe sayılmıştır.Tek adam diktatörlüğünü en azından hukukçu kimliği olan biri yapmamalıydı...
Demokrasi neferi @ 04.03.2010 00:04:34
Dogru demis avukat. Sayin Öktem, örgütlü bir cemaatin müridi gibi gibi davranmakla kalmamis, Sakarya Barosu adina bunu yapmistir. Ayrica, bu elestirilince neden insanlar hemen görevlerinden aliniyor? Disiplin, tek kol hizaya gecmek, her seye "Baskanimiz cok yasa" demek mi? Iyi yaptin sayin Kazan.
Engin Taskin @ 03.03.2010 23:58:38
Bu mesela milletin meselesidir.Baro başkanı HSYK'nın kararını ideolojik görüşü nedeni ile desteklemiştir.Aslında hukukçu olarak bakılsa HSYK'nın kararının hukuka aykırı olduğunu o da görecektir.Olay maalesef Vacit Öktem-Zafer Kazan olayaına dönüşmektedir.Bu yanlıştır.Biz bu ülkede demokrasinin daha da ileri gtimesini istemekteyiz.Bu nedenle Yargıda ve Anayasada değişiklik istiyoruz.ASIL MESELE BUDUR.Bugün AKP'ye yapılan haksız müdaheleler yarın MHP'yede yapılacaktır.Adamların derdi millet değil 3-5 kişinin menfaatidir.Bu nedenle demokrasiyi ve insan haklarını savy-unan,mücadele veren arkadaşalra siyasi görüşümüz ne olursa olsun destek vermeliyiz...
ASIL MESELE @ 03.03.2010 15:12:50
Ali Rıza Acartürük'ü sandıkta satan sizler değilmiydiniz.Vacit Öktem'e hep destek tam destek diyenlerde sizlerdiniz ne oldu birden...
necati @ 03.03.2010 00:25:28
vacit öktem chp'lidir. ve siyaset yapmaktadır. aydoğan sezer beyefendi sosyalist birisiydi. olaylara objektif bakardı. zafer kazan'ın söylediklerine katılıyorum. kendisini tebrik ediyorum. ama kurumların avukatlığını yapan ak partili avukatları göremedim açıklamada.
ahmet @ 02.03.2010 22:47:30
BAKSANIZA HİÇ KAALE ALINACAK BİRİMİ BU
SAKARYALI @ 02.03.2010 01:03:49
hsyk anayasadan aldığı yetkiyi kullanmıştır. istanbul barosu da doğru açıklama yapmıştır.bu aktör özentisi avukatın söylediklerinde doğru olan tek şey, baro başkanının istanbul barosunun açıklamasını birebir yönetim kurulu adına tekrarlamış olmasının ahlaki olmamasıdır.
objektif demokrat @ 01.03.2010 23:42:06
Vacit Öktem yıllardır siyasetin içinde olan bir insandır. Mütevazi kişiliğiyle tanınır. Bulunduğu mevkiyi hiç bir zaman siyasete alet etmez. Herhalde sizler onu kendiniz gibi zannediyorsunuz? çünkü .... sizler bulunduğunuz mevkileri siyasi çıkarlarınız uğruna gözünüzü kırpmadan kullanan insanlarsınız.
Zafer Kazan gibi kendini sosyal demokrasinin ötesinde görenler İran devriminde yaşananlara bir göz atsınlar.
hasan koç @ 01.03.2010 20:24:24
Ya bu zafer bey heralde baro başkanı olmak istiyor. adama sorarlar sen başkanın arkasında değilmiydin şimdimi aklın başına geld. hani siz okumuş adamlardınız bunu fark edemedin mi. yok böyle yağma senin amacın siyaset yapmak. bekliyoruz bakalım yakında nerden aday olursun...
KAZAN KAZAN @ 01.03.2010 18:40:57
vacit öktem baroyu kullanıyor. önümüzdeki seçimlerde de CHP'den aday olur. boyunun ölçüsünü de alır.
ahmet özkar @ 01.03.2010 18:35:07
Sayın Vacit ÖKTEM in Siyasi Görüşünün ne olduğunu bilmiyormusunuz sayın Avukat! Onun üyesi olduğu Partinin Genel Başkanı O kişilerin avukatı olmakla övünmüyormu?
Aslı ASENA @ 01.03.2010 15:06:49